Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
309
 

Mehmetçik, Memet

Sevgili Mehmet,

Adın ne olursa olsun, diğer adın Mehmetçik olduğu için böyle sesleniyorum.

Duygularımı kelimelerle anlatamıyorum, içim acıyor. Ne zaman vatanın uçsuz bucaksız bir köşesine gözüm ilişse orada seni görüyorum. Ne kadar yüksek bir dağ diye zirvesine gözüm takılıyor, bakıyorum oradasın. Gökyüzünün bulutları ve dağın zirvesi arasındasın. Ne vahşi bir manzara diye izlerken, uçsuz bucaksız denize karşı bir kara parçasının ucundasın.

Huzur ve güven içinde uyurken, yani aklıma gelmeyen zamanlarda ve hiç tahayyül edemeyeceğim yerlerde senin var olduğunu görüp, sana dil uzatanları sonsuza dek susturmaya gücüm yetmediği için utanıyorum. Bir tesettür karşılığında teslim ettiler, vatanı, müslümanlığı. İbadet diye tek bildikleri başörtüsünden ibaret.

Kocaman bir yürek, elde bir tüfek, iman gücünle şehitlik mertebesine erişme yüceliğinden gelen cesaret. Saygıyla eğiliyorum, selamlıyorum.

Bu ibadet karşısında, zerrecik kadar bir cürüm etmezken bile, ibadeti çok iyi bildiklerini sanarak konuşma cesareti taşıyıp, şehit olduklarında duyarsız kalanlara haykırmak istiyorum.

Analarımızın başörtüleri, öpülesi elleri, yüce gönülleri. Rahmetli Annemin salonunda diğer fotoğrafların en üstünde büyük boy Kabe fotoğrafı ile yan yana Mustafa Kemal'in fotoğrafı. Gurur duyuyorum.

30 Ağustos törenlerinde radyodan Mustafa Kemal’in ‘….savaşmayı değil, size ölmeyi emrediyorum’ cümlesini duyduğunda gözyaşlarına mani olamayan babam, Dursun Ağdaş. Coşkulu duyguları ve heyecanıyla milli ve dini bayramlarda, 1940’lı yıllarda ölçülerine uygun olarak elleriyle diktiği bayrağı ilk öncelikle asan annem, Makbule Ağdaş. Her ikisini de rahmetle anıyorum. Bizlere miras bıraktıkları geleneklere sahip çıkarak, vatan, millet sevgisi ile el yapımı bayrağı özellikle asıyorum. Cumhuriyet Bayramınızı kutluyorum.

Dünyaya, insanlığa, yaşantıya rehber olan, ama Türkçesini okumanın günah sayıldığı kitabımız bir tek soru işareti olmadan her şeyi anlatıyor. Bütün bunları dünya milletleri yeni keşfettiler, başka bir felsefe diye anlattılar, kitaplar yazdılar. İtiraf etmeliyim ki bu kitapları okuduğumda, farklı bir ifade ile değişik şekilde aslında İslam’ı anlattıklarını gördüm.

Sabah, akşam börtü böceğin, kuşların hareketlenmelerinin bile başlayıp, durduğu, KAİNATIN BAŞÖRTÜSÜNE SIĞINMADAN İBADET ETTİĞİ mucize vakitler, kulların telaşları içinde fark edilmedi. Kainatın içinde diğer varlıklar arasında en üstünü olarak yer alan insan için ibadet şekil olarak, kaza edilerek, telafisi aranır oldu, aslına değil, kopyasına yönelmekten ibaret kaldı. miş, muş, diye aktarılanlar, böyle yazıyor diye uyduranların sözleri daha üstün geldi.

İşte aramızdaki fark böyle oluştu. Okuyarak yaşayanlar azınlıkta kaldı, duydukları ile yaşayanlar hızla çoğalarak bölünmez bir güruh oldu.

Bizler ise daha bir bölündük parçalara, mahalle ve sitelere, bakkal ve marketlere, yardımlaşma dernekleri ve kulüplere, başı açıklar ve başı kapalılara. Acayip, görünmez, dev sınırlar oluştu aramızda. Ait olma hissi ile sığındık bir tarafa. Nedenini bilmeksizin öyle düşmanca bakıyoruz ki birbirimize, artık bir araya gelemeyiz de.

“KIZKARDEŞİMİN GELİNLİĞİ, ŞEHİDİMİN SON ÖRTÜSÜ” olan değerlerimiz yok olurken, ünlü mankenler, markalar, dile dolaşan yabancı sözcükler, taraftar bayrakları gibi yükselen değerlere ne demeli?

Bir yanda yeniden Türk bayrakları asıldı, diğer yanda bayrak falan yok. Onlar, bayrak asanlar, bir mesaj vermek istiyorlar; değerlerimize bağlıyız, duyguluyuz ama içimiz acıyor… Nasıl acımasın ki 2007 yılı Ekim ayının ilk yarısı, Ramazan Bayramı arifesi; 13 askerimiz şehit, ikinci yarısı; 21 Ekim 2007 Pazar;15 askerimiz şehit, 13 askerimiz yaralı, 8 askerimiz kaçırıldı. Arada şehit olanlar da var. Katledenlere, kaçıranlara hesap soramadığımız gibi onlara sahip çıkanların ayağına gidiyor Dışişleri Bakanı ve Başbakan.

21 Ekim 2007 Pazar, genç fidanlarımızın şehit olduğunu duyduğumuz aynı gün yapılan Anayasa değişikliği referandum oylamasından “evet” çıktı? Gözümüz aydın, Cumhurbaşkanı’nı halk seçecek ya bu yeter. 1 ay içinde 30 askerimi şehit verdim, 8 askerim kaçırıldı hala geri alamadım, acizim demenin daha açık başka bir yolu olamaz zaten.

Önceliklerimiz değişti ya, sığınmak gerek bir tarafa… Askerlerimizi kaçıranların ayağına giden taraf olsa bile.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Duygu dolu bir blog olmuş. Kaleminize sağlık. Ancak devamını bekleriz. Her türlü konuda bilgi ve tecrübe paylaşımı esas olmalı burda. Saygı ve Sevgilerle

basak_33 
 09.11.2007 1:04
 

Yazınızı defalarca okuyabilirim. Gerçekleri dile getirişiniz harika size katılmamak mümkün değil. Ülkemizde neler olup bittiğini birileri bize hatırlatmadan düşünebilecek çözümler üretebilecek duruma geldiğimiz zaman bu güzel ükede herşey harika olacak. Elbette farklı düşünceler olacak kavgasız konuşacağız fakat hedef aynı değilse kavga kaçınılmazsa bundanda çekinmeyeceğiz. Yurdumuzun bütünlüğü bu yurtta yaşayan insanları huzuru güvenliği gelişimi sağlığı eğitimi ortak düşüncemiz olursa bizi kim durdurabilir. Oysa ülkemiz üzerine oynanan oyunlara alet olanlar yüzünden bu gün bu durumdayız. okumayan düşünmeyen sormayanlardan oluşan sürüler oluşturduk. "Akşamın karanlığı çöktüğünde sabahın aydınlığı yaklaşıyor demektir, yeterki durmasın zaman." diyorum ve harika yazınız için size teşekkür ediyorum. hoşçakalın

kardelenler 
 01.11.2007 22:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 555
Kayıt tarihi
: 24.10.07
 
 

Müdahale edilmediği sürece barış ve denge içinde sürüp giden doğa hayranı ve doğal yaşam sevdalıs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster