Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '19

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
81
 

MEKSİKA / LAGUNA BACALAR

                          MEKSİKA / LAGUNA BACALAR GEZİ NOTLARI

 

12 NİSAN 2019  (  TULUM  -  LAGUNA BACALAR  )

Frida Kahlo Meksika’da çok popüler. Hemen her yerde fotoğrafları, posterleri çarpıyor gözüme. Elbette Meksika’da doğmuş, onca acıları çektikten sonra yine bu ülkede ölmüş olan bu aykırı sanatçı bu ünü hak ediyor ama; yerellerden daha çok entelektüel gezginler için bir marketing stratejisi gibi karşılıyorum ben bu ilgiyi.

Saat 09.25’te Laguna Bacalar’a gideceğim otobüsle. Kendimce kahvaltımı yaparak, çantalarımı toparlıyor ve 09.00’da ADO terminaline gitmek üzere yola düşüyorum. Sabah saatleri olduğu halde bunaltıcı sıcak dalgasının içine düşüyorum yine.

Tulum’da şu ana gezdiğim diğer Yukatan kentlerine göre daha fazla sırtçantalı var. Terminalde de sırtçantalılar gidecekleri yerlerin otobüslerini bekliyorlar. Çoğu kız ve İspanyollar, Meksika ile aynı dili konuşmanın avantajını yaşıyorlar. Kentler arasında otobüsler çoğu kez yoğun oluyor, yaptığım programların aksamaması için internette Busbud üzerinden rezervasyon yapıyorum. Tüm denemelerime rağmen ADO’nun sitesine girip bilet almam mümkün olmadı. Busbud küçük bir komisyon alıyor her seferinde ama detaylı bir çıktı almam mümkün olabiliyor. Yapacağım tüm otobüs yolculukları için aldığım çıktılar, programımın sarkmaması için büyük güvence veriyor.

ADO’nun en konforlu otobüsleri ADO Prime adını taşıyor. Yerler numaralı, WC bulunuyor. Beyaz gömlekli turuncu kravatlı şoförler, cep telefonları ile çıktılardaki QR kodunu okutarak alıyorlar yolcuları otobüse.

20 dakika gecikme ile Bacalar’a yola çıkıyoruz. Otobüsün bütün perdeleri kapalı. Az sonra herkes uyumaya başlıyor. Ben geçtiğim yerleri merak ederek perdeyi aralıyorum, içeri giren ışık huzmesi otobüsü aydınlatınca koltuklarda kıpırdanmalar oluyor. Google maps’den takip ediyorum, nerelerde olduğumuzu.

12.30’da Bacalar’a giriyor ve 30. Highway kenarında iniyorum. Otobüsün klima serinliğinden sonra Bacalar’da yüzüme vuran hava şok etkisi yaratıyor. Google Maps yardımı ile Highway’i karşıya geçerek 1.5 kilometrelik bir yürüyüşten sonra Booking.com’dan rezerve ettiğim Posada El Refugio’ya geliyorum. Tahmin ettiğim gibi salaş bir tesis. Tesis dediğim bungalovlar var. Yorumlarda 5.4 PUAN almış ve çalışanlardan çok şikâyet var. Bacalar’da otel fiyatları çok pahalı ve bir gece kalacağım için ciddiye almamıştım. Belli ki bir aile işletmesi, elleri felçli bir kadın kaşıkladığı yemeği ağzına sokmaya çalışıyor, bir başka kadın patates soyuyor, kucağında bir bebekle bir genç kadın benle ilgileniyor ve hemen bir bungalov hazırlıyorlar.

Çantalarımı bırakıp, su şırıltılarının geldiği yöne yürüyor 100 metre sonra Lagünün kıyısında buluyorum kendimi. Mavinin yedi tonu ile gerçekten hayranlık uyandırıcı.

Hava bulutlu ve suyun üzeri esen rüzgârla kırışıyor. Sakin bir su ve bu renkler harika fotoğraflar verirdi. Bacalar, Karayip denizi kıyılarındaki Cancun, Playa del Carmen gibi çok turistik yerlerden içeride bir tatlı su gölü. 11.000 nüfuslu, henüz kitle turizminin ulaşamadığı sakin sessiz bir yerleşim. Mavi rengin yedi tonunun da izlenebileceği turkuaz rengin hâkimiyetinde çarpıcı güzellikte bir yer. Maya dilinde “ sazlıklarla çevrili “ anlamına gelen Bacalar her geçen zamanda gölün değişen renk tonları ile bir huzur beldesi.

Tabii, yakınlardaki yoğun kitle turizminin bulunduğu yörelerde geçerli davranış biçimleri bu sakin yere de yavaş yavaş ulaşmaya başlamış.

Gölün yakınında boş bir araziye giriyorum, ağacın altında oturan genç beni görünce kalkıp yanıma geliyor. Fotoğraf çekeceğimi söyleyince 60 MXN ( 4 $ ) istiyor, omuzuna dokunup çıkıyorum.

Laguna Bacalar, Meksika geneli ile hiç bağdaşmayan, sessiz sakin hârika bir yer. Ne var ki; Bacalar gibi alt yapısı ve turizm kültürü gelişmemiş bir beldenin yanı başında bulunması büyük talihsizlik.

Göl kıyısında bulunan birkaç büyük tesis sahili tamamen kapatmış, özel güvenlik görevlileri içeri girip sahile yürümeme izin vermiyorlar, bazen dikleniyorum ama fayda etmiyor.

Yerel yönetim iki tane güzel park yapmış, buralarda oturup serinlemek ve lagünün turkuaz renk tonlarını izlemek mümkün.

Suya doğru uzanan ahşap iskeleler ve “ balneairos “ denen yüzen platformlar ve tropik dokulu çardaklar turkuaz sularla öyle güzel birleşiyor ki, bana sadece şaşkın seyretmek kalıyor.

Bir çardağa yürüyor, fütursuzca bikinilerini kuşanan Meksikalı dilberlerin yanındaki bir banka ilişiyorum. Rüzgâr başımdan şapkamı uçuracak. Dilberlerin bitmeyen İspanyolca gevezeliklerini dinlerken, gözlerim hârelenen suyun değişen renklerini tarıyor.

Saat 17.00, beyaz nilüferler usulca kapanmaya başladılar güneş çekilince. Artık, suyun üzerinde renklerin cümbüşü, hârelenmeleri kalmıyor, Yedi Renkli Lagün renklerini yitiyor artık, yarına kadar.

Kaldığım bungalova geliyor, bir duş alarak, kapının önündeki çardakta asılı hamağa uzanıyorum. Notlar fotoğraflar derken karanlık basıyor.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 6537
Kayıt tarihi
: 04.03.07
 
 

Hayatın anlamı; anlamlı yaşamaktır. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster