Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '15

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
183
 

Mektup kolektomanim

Mektup kolektomanim
 

google


Tanıdığım tüm koleksiyonerler, bana psikopat gelmiştir, sosyopat değil, tam tersine hepsi de aşırı sosyofilik insanlar. Yani, toplamayı sevdikleri kadar. birarada bulunmayı da seviyorlar ama paylaşmayı değil, yani koleksiyonlarını göstermeyi sevmiyorlar, koleksiyonları üzerine yazı yazmayı ise, hem sevmiyorlar, hem de beceremiyorlar. Türkler, alfabeye geçeli 1.300 küsur yıl olmuş olsa da, Türk kültürü hala sözel ve skriptopat, yani yazıdan nefret eder durumda.

Kendim, 1987’den beridir, seyyar olarak, kültür ürünleri ikinci el satıcısıyım. En zenginleri hariç, Türkiye’de bir şeyler toplayanların % 95’i ile karşılaştım, diyebilirim.

Kendim herhangi bir şey toplamam, 2 şey hariç:

Sıradan insanların mektupları ve günceleri.

Ünlü insanlardan, Atatürk’ün herhangi bir elyazısını satmadım. İnönü’nün ıslak imzalı bayram kartlarını, Bayar’ın Kayseri Cezaevi’nden yazdığı bir mektubu sattım. Bayar’ınkini ben hurdadan çıkarmasaydım, çoktan yok olmuş olacaktı. Anımsadığım kadarıyla o, şu an Ergün Hiçyılmaz’da, çünkü ona satmıştım ve o da bir koleksiyonerdir.

Birden çok evsizlik nedeniyle, çok şeyini imha etmiş biriyim. Bir cinnet anında, yazdığı 35 bin sayfadan bin sayfasını yok etmiş biriyim. Her 2 nedenle de, en az 100 sıradan insanın mektubunu yok etmiş biriyim.

Elimde olanlardan 1 kitap derledim. Hepsini temize çektim. İnternete de koydum.

http://istanbul-mektup.blogspot.com.tr/

Şu an, yeniden mektup toplamaya başladım. Bu kez, çoğunu dijital görüntüye aktaracağım.

Şu an düşünüyorum da, 28 yılda, hepi topu ve 1 veya  kez kitap yapılabilecek kadar sayıda, kültürel değerde mektuplara rasladım ve bu çok çok az:

Örneğin, sonradan milletvekili adayı olmuş emekli bir polis başkomiserinin mesleği hakkındaki düşünceleri, pusuda ölmüş ve cenazesinin resimli ilanını gördüğüm askerin Güneydoğu’dan mektubu, vd.

Sıradanlığın ölçütü şu:

Zaten mektuplar, yazanının sıradanlığını anlatıyor. Bunlar, Zeynep Oral’ın veya Arslan Tufan Yazman’ın, yani 2 yazarın mektupları olsa bile.

Asıl önemli olan, sıradan insanların yaşama ve herşeye bakışlarını yazıya aktarıncaki düzeyi. Leyla Erbil gibi, ‘Mektup Aşkları’nı yazmış bir örnek varken bile, en nitelikli yazarların bile o anlatı düzeyini yakalayamadığını gördüm. Zınk diye, konuyu zıpkınlıyorlar ve duvara mıhlıyorlar. Tabii ki bunun oranı yüz binde bir veya milyonda bir olacak. Ancak, 1930-2000 arasında insanlar, uzak mesafelerde, hep kağıt üzerinde yazarak iletişim kurdular. Bu da, her yıl 1 milyon kişinin yılda en az 50 mektup yazması demek.

Bunu, kendisi sevgilisi ve arkadaşları olan hanımlara 3 bin sayfa civarında mektup yazmış biri olarak belirtiyorum.

Bugüne kadar, bu konunun hiçbir kültürel antropoloğun aklına gelmemesi, 28 yıldır beni şaşırtıyor. Hala benzeri bir örnek duymadım.

Şerh: Walter Benjamin’in ‘Berlin İnsanları’ kitabını, uzun süre öyle bir proje sandım ama o, yalnızca ünlü /entellektüel olanların mektuplarını içeriyormuş.

Çıkış:

Günceler de, başka bir metnin konusu olsun. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2217
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 485
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster