Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
1034
 

Mektup

Mektup
 

Bir zamanlar...
El bebek gül bebektim. Bazı günler külkedisi, bazı günler pamuk prensestim. Herkesten en güzeldim ben. Senin gözünde. Seninleydim.

Sense benim tek kahramanım. Prensimdin. Ne dersen oydu benim için. Yerle gök yer değiştirecekse bile öyleydi. Sen ne dediysen öyle bilirdim. Benimleydin.

Sonradan...
Büyümekle başladı herşey. Büyüdüm masalların rengi değişti önce. Sonra oyunlarımın şekli. Pamuk prenses yedi cücelerle kalmayı seçti. Cinderella kendi prensiyle evlendi. Masalların kullanım süresi doldu. Sen kahramanlıktan vazgeçtin.

Yaşımdan büyük oldu yüreğim çoğu zaman. Ve bir o kadar da kırılgan. Cevapsız sorularıma yenileri eklendi. Çocuk aklım ermese de pek çok gidişe, ses etmedi. Vedalar hep ağır gelmez mi yüreklere. Bir tanesi yetmişti zaten. Peki sen kalkıp nereye gittin?

Bilseydim gideceğini, inat eder, büyümezdim.

Şimdilerde...
Geçmişin dikişleri atıyor birer birer . Her kopan iple beraber yara biraz daha açılıyor. Biraz daha kanıyor.

Ne eski masallar kalmış artık. Ne de eskisi gibi masal dinleyen çocuklar. Kimse bana kendimi prenses gibi hissettirmedi şimdiye kadar. Masallara kanmayı özledim ben oysa. Yalan da olsa külkedisi olmayı. İçinde küçücük kaldığım oyunlar oynamayı. Sokak aralarında kahramanımı aramayı. Ama büyüdükçe yalnızlıklarımız daha çok artıyormuş artık biliyorum.

Düşünüyorum da şimdi kimsenin git demediği ama kalmayı da istemediği bir vazgeçiş oldu bizimkisi. Et tırnağın çok battığını düşündü, tırnak etin kendini çok sıktığını. Hangi istasyonda ayrıldık birbirimizden, hangi arada edildi veda. Sallandı mı bir el arkamdan bilemedim. Ama etle tırnak birbirinden ayrıldı. Bizim masalımızın sonu kötü bitti.

Geçen onca senenin ardından dışımda oldukça kalın bir kabuk biriktirdim. Ama içim hep aynı kaldı. Sen unuttun mu bilmiyorum. Ben unutmuş gibi yapıyorum sadece ve geçen her güne bir çentik daha atıyorum. Sensiz geçen bir seneyi daha atlattım mesela. En büyük yalanımı söylüyorum kendime. Seviniyorum.

Belki bir gün...
Gelirsin. Prenses değil, külkedisi hiç değil ama babasının kızı olurum bende. Babası olan bir kız. Ne dersin...


Son...
Bu geç kalmış bir babalar günü yazısı değildir. Bir babaya dair geç kalmış her günün yazısıdır.


***Resim: Salvador Dali


*** "Anadolu'da bir kızım var, öğretmen olacak" projesi için;
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=45243

Ümit Culduz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

canım benim ya öylesine acıdıki canım yazını okurken,galiba seninde acımış canın yazarken.

emel dedeoglu 
 21.06.2008 1:26
Cevap :
seninki umarım sadece bu yazıda kalır arkadaşım gerçeğe yansımaz...sevgiler selamlar...  21.06.2008 18:03
 

Bir önceki, bir önceki derken bu yazınızı da okudum. Kopamadım açıkçası ve ilk kez bir yazınızdan irkildim. Bu yazınsal bir eleştiri değil. Kendi geçmişimi vurdunuz sanki yüreğime. O çekip giden umarsız, sebebini hala bile bilmediğim, birden bire hayatımdan çıkan o kişiyi hatırlattınız. Ama aşk işte. Seneler geçmiş te olsa unutulmuyor. Umut dolu içim. Her kelimemde bunu herkes hissediyor. Ben düşlemeyi unuttum onu. Geçmiş geçti. Gelecekse ufukta. Ne geçmişi canlandırabilirim, ne de ufka dokunabilirim. Yerde ve şu an burda olmak öyle mutluluk verici ki. Herkes farkındalığını anlayacak birgün. Sevgi ışığım size de ulaşsın. Herkese ulaşmaya çalıştığı gibi...

Ersin Yalın 
 24.07.2007 19:40
Cevap :
ulaştı merak etmeyin. benzer hikayelerimizin olması, aynı sızıyı hissetmemiz bu ışığı daha güçlendirdi. sadece sızılarda değil, mutlu paylaşımlarda da sevgilerimizi sunabilmek dileğiyle...  25.07.2007 10:15
 

bir yazınızı okudum. Çok güzeldi. Geriye doğru bir yolculuk yapıp eski yazılarınızı da okumalıyım. Sanırım buna değer. Sevgiler.

Nilgün Akad 
 07.07.2007 15:22
Cevap :
değeceğini düşünme ihtimaliniz bile yeter benim için. teşekkür ederim ziyaretiniz, değerli yorumunuz, beğeniniz, ihtimaliniz, inceliğiniz ve güzelliğiniz için...sevgi ve selamlar...  07.07.2007 16:41
 

Yazı için söylenecek hiç bir şey yok. Herşeyiyle -bütün son yazdıkların gibi- muhteşem. Tadı damağımda kaldı. Bunu blogda çok söylüyorum ama hayatımızdaki en büyük enerji hırsızlarından biri de tamamlanmamışlıklarımızdır. Bence karşı taraf tarafından tamamlanmasını beklemek yerine biz de tamamlamak için harekete geçebiliriz. Bunu istersen yapabilirsin. Bu açık çemberini bence kapatma zamanın gelmiş gözüküyor. Ama bazen biz onu tamamlamak istemeyiz çünkü onun tamamlanmamış halini severiz. Tuna kiremitçi son kitabında ne diyor biliyormusun beynime kazındı bu anlamı çok derin cümle. "Yargılamadan önce dualarını dinlemek lazım". Bence babanın sizden ayrı geçirdiği zaman dilimindeki dualarını muhakkak ögrenmelisin. Senin bu dualarını da babana söylemelisin. Sevgiler

Haşim Arıkan 
 30.06.2007 16:12
Cevap :
benim için değerli olan bu önerilerin yapılır mı bilmiyorum ama en azından ciddiye alınacaktır sevgili abicim. sağolasın.  02.07.2007 11:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 3111
Toplam mesaj
: 623
Ort. okunma sayısı
: 947
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

30’ lu yaşların ağırlığında geçiyor artık yaşam ama teğet geçerek, ama kurcalayıp didikleyerek...İst..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster