Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
975
 

Melahat Hanım öldü!

Melahat Hanım öldü!
 

İrmik helvası yemek için birisinin ölmesini mi beklemeliyiz?


Ölü evinde hastanın öldüğü gün “ölünün ağzı açılsın, ölünün ağzının tadı gelsin” diye helva yapılıyor ya! Bu un helvası veya irmik helvası oluyor. Genellikle irmik helvası. İrmik helvasının düşündürdüklerini yazayım dedim.

Pencerem açık vaziyette, bilgisayarımın başındayım. İki komşu kadın geçti ve bana,

"- Melahat Hanım öldü Mustafa bey" dediler.

"- Ne zaman?" soruma,

"- Dün akşam. Şimdi camiden geliyoruz. Çok üzüldüm çok." diye cevap verdi bir tanesi.

Ağlamaklı bir sesi var da, neden üzüldüğünü anlayamadım. Kadın haftalardır yalnız başına yatıyordu. Yanına uğrayan bile yok. Birkaç gün önce de,

"Melahat Hanım ölecek!" dediler.

Eeee... Ölmüş işte! Ne var bunda? Ölmüş de kurtulmuş. Yıllarca öyle yapayalnız yatsaydı da kurtlansa mıydı?

Melahat Hanım çok iyi yürekli bir kadındı. Sigara içmezdi ama her gün bakkaldan borç sigara alırdı. Bizim bakkal aslında sigarayı veresiye vermiyor da Melahat Hanıma istisna yapıyordu.

Bizim Bakkal Metin çok iyi bir gençti. Biliyordu ki, Melahat Hanım'ın oğlu Hakan, annesi sigarasız eve dönse ona küfredecek hatta el kaldıracaktı.

Melahat Hanım MB'da yazmıyordu, güvenilir üye değildi bu yüzden. Ama mahallede çok güvenilir bir kimseydi. Herkes sever, sayardı onu. Eşinden kalma emekli maaşını alınca da hemen bakkala borçlarını öderdi.

Oğlu Hakan'ın üzüntüsünden erken yaşta gitti Melahat Hanım ama yine de 60-65 vardı. Tam bilmiyorum. Oğlu her gün içer, bir işte dikiş tutturamaz, evde annesini üzmekle, pencereden sokağa bağırmakla vakit geçirirdi. Hakan kendi başını yedi de doymadı annesininkini de yedi.

Geçen sene Hakan fazla içkiden mi nedense öldü. Annesini, dövdüğü, ona hakaret ettiği için ben konuşmuyordum onunla.

Oğlu Hakan'ın ölümünden sonra daha bir fenalaştı Melahat Hanım. Bazen oğlundan dayak da yese, onun sıcaklığını hissediyordu ana yüreğinde. Ne zaman hayırsız oğlu öldü, işte o zaman Melahat Hanım da öldü. Ama belli etmiyordu öldüğünü. Yaşıyor gibi yapıyordu. Selam veriyordu komşularına.

Ne yiyordu, ne içiyordu bilmiyorum. Melahat Hanım ölmüştü oğlu Hakan'la berber ama Melahat Hanım yaşıyor gibi yapıyordu, aramızdaydı.

Benim evim çıkmaz sokakta, Melahat Hanım ise sokağın çıkmazında. Bu yüzden pek rastlayamıyor, halini hatırını soramıyordum. Zaten pek bir samimiyetim de yoktu.

Ama komşuları vardı etrafında. Hep başlarını sallayan, "Melahat Hanım gidici!" diyen komşuları...

Melehat Hanım gittiğinde de ağlıyormuş gibi yapan, üzülen komşuları.

Gittikten sonra ağlamaklı olan ama gitmeden önce kapısını çalmayan komşuları.

Genç komşusu, İzmir Belediyesi'nin içinde pide olan kutusunu uzattı. Şaşırmıştım. Belediyelerin hali vakti yerinde olmayan kimselerin ölümünden sonra böyle bir hizmeti varmış. Pide dağıtıyorlar mahalle halkına, ölenin adına. Ölenin umurunda mı? Farkında mı ölen? Fark etmez!

Peki hasta yatağında yapayalnız can çekişirken, ölmemesi için bir yardım yapılamaz mıydı? Bilmiyorum. Yapılsa iyi olurdu tabii.

Pide kutusu kaliteli, her yanı belediyenin reklamı ile dolu. İçinde de küçük bir pidecik.

Belediye vatandaş ölünce mahalleliye pide dağıtıyor, neden acaba? Benim ne yaşamasına ne de ölümüne katkım oldu. Bu pideyi niye hak ettim?

Biraz sonra iki genç komşu tekrar penceremin önünde belirdiler. Birisi sıcacık peynirli gözleme verdi, diğeri de irmik helvası. Melahat Hanım'ın ruhu şad olacak, mezarında rahat edecek! Mekanı cennet olsun!

Melahat Hanım öldü mahalleli bayram mı ediyor acaba? Ziyafet var. Küçük çaplı da olsa bedava bir ziyaret. Melahat Hanım öldü diye üzülüyor muyuz, seviniyor muyuz?

Pencereden baktım bizim komşu Reşat irmik helvası yiyor.

"- Abi ben bu irmik helvasını çok seviyorum." diyor.

"- Afiyet olsun Reşat!" dedim. "Allah'a dua et de mahalleden her gün bir mevta çıksın! Bol bol irmik helvası yersin!"

Biz nasıl bu durumlara geldik acaba? Her şeyimiz göstermelik mi? Ölüye saygımızı bile helvasını yerken ağzımızı şapırdatarak gösteriyoruz. Diriye saygı var mı? Bilmem!

Lütfen birbirimize sağlığımızda değer verelim!

Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa Mumcu, 28 Ağustos 2008 Saat: 20:00

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hanımın helvası hala dağıtılıyor. nereden biliyorum? çünkü, dün mustafa abinin penceresinden bir el uzanıp bir tabak helva uzattı. "n'ooldu, kimin helvası bu?" diye sorduğunda "melahat teyze'nin" deyince az kaldı gülüyordum. "o zaman bir tane de misafire ver bakalım" dedi. Melahat hanım'ın helvası bendeniz cennet kuşuna da düştü...

mamut 
 04.09.2008 11:48
Cevap :
Sevgili Celal, gördün ama değil mi? Yazılarım hayatın gerçekleri... Melahat Hanım'ın vefatıyla ilgili bu bloğumun tamamen gerçek olduğunun canlı şahidisin. Ne yalan söyleyeyim canım da helva çekmişti. Sen helvanı yemeyince hemen önünden alıp yemek ayıp olurdu, seni geçirdikten sonra ilk işim kalan helvayı yemek oldu. Bayatlamadan yemeli ki işe yarasın. Melahat Hanımın ruhu şad olsun, Allah kabul etsin!  04.09.2008 12:14
 

aslında aynı anda birden çok yere sağlam göndermelerde bulunmuşsun. Oldukça anlamlı ve manidar. Melahat Hanım'ın güvenilirliği konusunda ki tespitlerine ise katılıyorum. Ayrıca merhumeye Allah'tan rahmet dileyelim. Son olarak; bu yazıyı sizin mahalledekiler okudu mu okumadı mı bilmem ancak bence onların da mutlaka bir göz atmaları gerekiyor. Sabrın sonu ile

Baver Ergun 
 31.08.2008 12:37
Cevap :
Abi bizim mahallede böyle şeylerle ilgilenecek insan yok. Karşı komşu davulcu, kızı dansöz. Vakit bulamaz internete girmeye. Onun altındaki komşu, mahalledeki köfteci dükkanını kapadı, başka bir semtte Adana kebap ve her nevi uyuşturucu mamulleri pazarlama işleriyle meşgul. Eşi de günde 40 defa pencereden küçük oğlu Mustafa'yı çağırarak sinir sistemimin allak bullak olmasına katkıda bulunan yardımsever bir bayan. Yine karşımda bir alttaki komşunun kocası okuma yazma bilmez, eşi de akşama kadar kapı eşiğinde oturur ve yemeklerini sokakta hazırlar, patlıcan gözleme yapar sık sık. Yan komşum Reşat, içlerinde en sevdiğim. Zaten o arasıra gelir bana. Helvayı şapırdatarak yiyen ve Melahat Hanım'ın ruhunu şad eden de bizzat bu zattır. Nasıl oldu cümle, abiciğim? Biraz zartlı zurtlu oldu ya, idare et artık! Ona okudum yazıyı ve bana şimdiye kadar farkında olmadan üç blog konusu verdiği için teşekkür ettim, güldü. Sabrın sonu kel Âmet abiciğim, sen selamet diyenlere inanma. Saygılar, sevgiler.  31.08.2008 12:49
 

Radyodan yeni geldim eve, günün yorgunluğunu milliyet'e uğrayarak atmaktı niyetim, hem hüzünledim blog konunuzla hemde aşağıda yazan benimde "görmezden geleceğim" iki yorumu okuyunca epey güldüm:) Hayat sahte insanlarla dolu ve sanırım artık yapabileceğimiz tek şey kendi samimi ruhumuzu korumak, ölenlerin ardından saat geçmeden mal varlığı davaları tartışılıyor, mutfak sohbetleri kahkalarla çınlıyor, güya ölü evi yemekler hayır için hazırlanıyor... "Vay ölenin haline" derdi dedem, hakikaten öyle, kimin umrundaki... Güldüğüm iki yoruma gelince en iyisi "siz iki değerli büyüğüme" helvaları belirleyeceğiniz günde ben ısmarlayımda tanışalım diyorum. Ha birde Allah size uzun ömürler versin; öyle cümleler duymak istemem, üzülürüm Mustafa Abi, sen çok değerli bir insansın. Telefonla ararım yarın sizi. Saygı ve sevgiler...

Demet 
 30.08.2008 22:18
Cevap :
Sevgili Demet, güzel yorumun için teşekkür ederim. Şahin Karadeniz'e bir mesaj atayım da hafta içi üçümüz buluşalım, o getirsin helvayı, sen niye ısmarlayacaksın.?:) Tahin Helva getirsin, getirmezse ben alırım. Şimdi keten helva dersek bulamaz buluşma yıllar sonrasına kalır. Evet hayat maalesef sahte insanlarla dolu ama sahte olmayanlar da çok az kişi tarafından seviliyor. Sahtekârlık, Türkçeyi güzel konuşmama prim yapar hale geldi ülkemizde. Çağdaşlaşmak yerine Araplaşmak özendiriliyor. Bence bu hükümetin de büyük katkı ve gayretleri var. Çok mutlu değilim yani gidişattan. Çağdaş Türkiye özlemim ne zaman biter bilmiyorum. İnsanlar maddi bakımdan çok zor durumda olunca, herkes kendi derdiyle haşır neşir oluyor. "Başkalarının derdi beni mi gerdi?" moduna takılıyorlar. Sen kendin de değerli bir genç kızımız olduğun için benim hakkımda güzel düşüncelere sahipsin. teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerle.  31.08.2008 12:37
 

Böyle durumlar beni çok incitiyor gerçekten...Zira ne komşuluk kaldı ne dostluk,herkeste bir riyakarlık bir sahtelik. Ne biçim bir dünyada yaşıyoruz gerçekten çok üzücü...Merhuma rahmet diliyorum.Sevgiler

sessiz-çığlık 
 30.08.2008 19:52
Cevap :
Sevgili Yüksel Hanım, Epeydir birbirimize yorum yazmamıştık, sevindim yorumunuza. Aslında tüm dünyada durum daha bir materyalistleşti. Yurtdışındaki arkadaşlarımla yazışmalarımdan ve telefon görüşmelerimden de bunu anlıyorum. Almanya da eski Almanya değil artık. Ama bilhassa diğer Avrupa ülkelerinde devlet, görevini yaparken ön plana reklamı koymuyor. Vatandaşına yardımı yapıyor partiyi, belediyeyi ön plana çıkarmıyor. Suyu kesilen, su parasını ödeyemeyen, herhangi bir kuruluşa müracaat etmeden o kuruluşlardan bir yetkili eve geliyor ve sosyal yardım yapılmasını temin ediyor. Ben ekonomik sıkıntılarımın had safhaya geldiği bir dönemde uzun zaman susuz yaşadım. Belediyeye yazdım, faizleri ertelemesini, suyumu açmasını, borcumu takside bağlamalarını rica ettim. Umursamadılar. Sosyal devlet genelde propaganda için gücünü gösteriyor. Bir dahaki seçimlerde tekrar seçilebilmek derdindeler. Nedense o koltuklara oturan kalkamıyor. Demek ki menfaatleri fazla. Selam ve sevgiler.  30.08.2008 20:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3110
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster