Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '15

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
14051
 

Melamilik ve Melamiler 1. bölüm

1.B Ö L Ü M

Melamilik Nedir?:

Geçmişteki yüzlerce yıllar boyunca tartışılmış ve günümüzde de tartışılmakta olan bir İslam felsefesi olan Melamilik nedir?

Bu konuda çeşitli görüşler bulunmakta olup başlıcaları şunlardır:

Melamiye/melametiye tarikatına katılanlara Melami denilmektedir.

Melamet,  sözcük anlamında  kınanmışlık, ayıplanmışlık, rezillik olarak anlaşılmaktadır.

Genel görüşe göre  Hıristiyanlıktaki Protestanlık gibi ortaya çıkmış olup islamda mezhep ya da tarikat(gidilen yol)olarak benimsenmemektedir.  Gerçekten de Melamilik ilk kez Horasan’daki   tasavvuf ehli Müslümanlar arasında ortaya çıkmış olup islamdaki ilk devrim hareketidir.

Melami ve Melamilik Arapça Levm sözcüğünden gelmekte olup bu sözcüğün anlamı  sövme,  hor görme,  yermedir.

Melamilik,  evrendeki çağdaş din anlayışını yüzyıllardan beri savunan  bir İslam felsefesidir.  Bu görünümüyle,  laiklik kavramını da kapsamaktadır.  Din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapılmamaktadır.

Namaz, haç çıkarma gibi dini ritüelleri ve kendilerine özgü ibadet biçimleri yoktur.  Melamiler; gösterişli ibadetlerden değil,  başka boyutta ,  içte yaşanan bir ibadetten  yanadır.

Melamiler;  Osmanlı döneminde İslami tarikat olarak kabul edilmemişlerdir.  Hurafeci  ve durağan dine karşı tavırları olan, savaşçı bir grup olarak  her türlü gösterişten ve dünya kaygısından uzak kalmayı benimseyerek yaşayanların genel  adıdır.

Tarikat değildir.  Çünkü;  kurucusu ve kuruluş tarihi bilinmemektedir. Zaviye , tekke, dergah ve hangah gibi tarikat örgütlenmeleri bulunmamaktadır.

Ancak, tarikatlardaki pir,  şeyh , baba, dede kavramlarına karşılık gelen “Kutbiyet” kavramı, Melamilikte bulunmaktadır. Her dönemdeki en yüksek Melami’ye “Kutup” denilmektedir. Bir de “Kutbül Aktap” makamı vardır ki kutupların kutbu anlamındadır.

Melamilik;  beş ve altıncı yüzyıllarda ortaya çıkan ve gelişen(Mevlevilik, Bektaşilik)gibi tarikatları da etkilemiştir.

 Melamilik tasavvufta bir okuldur.  Dinde tarikattan çok mezhep olarak algılanabilir. Hemen    her tarikatın bir Melamilik kolu vardır.

Bir elin verdiğini,  diğer el görmeyecektir biçimindeki ayetten yola çıkan bir felsefi akımdır.  Bir din değildir.  Konfüçyizm gibi tarikatlaştırılmaya çalışılsa da kurumsal olarak ilerleyen bir felsefedir.

Ahilik  ve   sıra gecelerinin Melamiliğin bir görüntüsü olduğu düşünülmektedir. Bu uygulamalarda yardımlaşma önemli olmaktadır.

Dervişlerin bir lokma bir hırka görüşüne karşıdırlar. Kişiler çalışmalıdır ve kimseye göstermeden çevresine iyilikler yapmalıdır. Melamilere göre herkes;  vakıf malıyla değil,  kendi kazancı ile yaşamalıdır.

Melamilere göre ruh;  yaşamdan kaynaklanan halleri saklamak ve nefisten  kaynaklanan davranışlara karşı koymak ve onların tersini yapmak için vardır. Her türlü gösteriş ve dünya kaygısından uzak kalmayı öğütleyen Sünni tarikatı olduğu da söylenmektedir.  İbadette  gösterişten kaçmak için Melamilerin her Cuma değişik camilere gittikleri belirtilmektedir.

Ancak;  Kalenderilik, Haydarilik, Bektaşilik ve  Bayramilik  (Hacı Bayram-ı Veli)tarikatlarının Melamilik görüşünden kaynaklandığı da belirtilmektedir.

Seyyid Arvasi’ye göre ;  Melamiler zındıktır, dinden çıkmış kişilerdir. Riyadan, gösterişten kurtulup halis Allah adamı olmak için günah işliyoruz derler. Allahın ibadetlerimize gereksinimi yoktur, kulların günah işlemesi O’na zarar vermez derler. Asıl günah, yaratılmışları incitmek, can yakmaktır. İbadet kişioğullarına iyilik etmektir derler ve bu nedenlerle din dışına çıkarlar.

Malamilere göre Melami;  bir insan-ı kamil (olgun kişioğlu)denetiminde ilahi aşk ile Allahın ahlakıyla ahlaklanmak,  sıfatlarıyla sıfatlanmaya(Enelhak-vahdeti vücud) çalışan kimsedir.

Melamiliği en güzel yine bir Melami üstadı olan Sadık Vicdani tanımlamıştır.  Buna göre ”Melamilik; bildiğimiz turuk-ı aliye kabilinden bir tarikatı mahsusa(özel tarikat) ve müstakile(bağımsız bir görüş)olmayıp tarikatların seyr ve sülukünde  melamiye-i kadime(Eski ve büyük Melamilik) siyretince (iç benlik,iç durum,ahlak) ittihaz edilebilen(seçilip kurulabilen)meslek ve meşrepten” ibarettir.

Turuk-ı aliyyenin amacı; aslında olmayan  ve fakat  var gibi görünen kendi benliğimizin iskatı (devre dışı bırakılması) dır. Neye baksan neyi görsen Hakkı görmektir.

Sey-ri süluk;  bedenimizdeki ruh, sır  ,hafi,  ahfa, vicdan, akıl gibi yerlerin gerçek kulluk ve güzel ahlak elde edilmesi  için kullanılmasıdır.

Burada sözü geçen ruh, sır, hafi(gizli),  ahfa kavramları yürekle birlikte beş latifeyi temsil etmektedir. Bunlar,  yaşamı ve  çevreyi algılamakta kullanılan yeteneklerimizdir.  Her biri kozmik varlıktaki beş varlığın rengine karşılık gelmektedir.  Buna  göre yürek kırmızı, ruh sarı, sır beyaz , hafi siyah  ve ahfa yeşildir. Bu algılama yetenekleri,  yürekten ahfaya doğru aşamalanmaktadır.

Melamiliğin Kur’andaki  dayanaklarını,  bir İslam araştırmacısı olan Muhiddin el Arabi belirtmiştir. Buna göre; Maide suresi 5/54 ayetindeki “Ey müminler,  sizden kim dininden dönerse bilsinler ki, Allah yakında öyle bir topluluk getirecektir ki Onları sever , Onlar da O’nu severler. Onlar, müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allahın lutfu geniştir. O, her şeyi en iyi bilendir.” Ve Kıyame suresi 2 nci ayetteki “En nefsül  levvame”(Kendini kınayan nefis)”kavramlarından melamilik doğmuştur.  Melamiler,  Allahın getirdiği topluluktur.  

Bazı din ulemalarına göre melamet  ve Melamilik şunlardır:

Seyyid Cücani: Melamilerin ilimleri, iradeleri; cenabı Hakk’ın ilmine ve iradesine aykırı olmaz.

İsmail er Rumi:  Amel ve ibadetlerin en şereflisi ve faziletlisi,  gizlice yapılanlardır.

Fudayl bin İyaz:  Melami pek az konuşur,  halk ile bir arada olmaktan kaçınır.

Salih Belhi:  Kulun iradesi yoktur.  Şöhretten sakınır. Az konuşur, az yer, halktan uzak durur. Fakir olmaktan korkmaz.

Beyazid-i Bistami:  Mütevazi olma, nefsini aşağılama, halkın kınamasını üzerine çekme, insanlar arasında kendisini en şerli görme, kendisini gizleme, amellerde riya tehlikesinden uzak durma.

Melamilik Tarikatı:  

Genel  kanı; melamet ve Melamiliğin mezhep ya da  tarikat olmadığıdır.

Melamiler tasavvuf ehlinden olup tasavvufu islamın  “Batıni-iç kesimi ve derinliği” olarak benimserler. Dinin “Zahiri-dış” emir ve yasaklarına da uyarlar.

Ancak;  diğer  tasavvuf ehlinden  ve sufilerden değişik olarak Kur’an da “Ledün” olarak anılan tasavvuf bilgilerinin de olduğuna inanırlar. İlm-i Ledün adıyla bu bilgileri yorumlarlar.

Melamiliği belli bir kişi kurmamıştır. Diğer tarikatlarda olduğu gibi pirlerinin(kurucularının)adıyla anılmamaktadırlar.

Melamilikte tasavvuf derslerini mürşid  (irşad eden-yol gösteren) verir.  Mürşidlerin,  diğer tarikatlardaki söylemlerdekilere benzer kerametleri  ve olağanüstü güçleri yoktur.  Mürşidler;  ders ve sohbetlerle öğrencilerini “Fenafillah-Allah’ta yok olma” ve “Bekabillah-Allah’ta hep var olma” aşamalarına yükseltirler.

Melamilerin sayılarının artması önemli değildir.  Adem Peygamberden son Allah  dostuna (Hatem’ul Evliya)ya kadar tevhid-birlik-ilmini ve ilmi ledünü-Kur’an ilmini-taşıyabilecek nitelikte kişioğullarını bulmak ve eğitmek amaçlanmaktadır.

Melamiler,  her kesimden kişioğulları arasında yer alırlar. Halkın  arasında iken,  kendilerin gizlerler.  Kimliklerini,  kendilerine   manen yakın gördüklerine açıklarlar. Bu nedenle Melamiler ;  kılık, kıyafet,  dergah, tekke gibi tarikat alametlerini de taşımazlar.

Tarikatlar;  Nakşibendi , Kadiri, Rufai gibi kurucularının adlarıyla anılır. Melamilik öyle değildir.

Tarikatlarda manevi bağlar şeyh,  pir,  müceddid,  peygamber gibi aracılarla kurulur.  Melamiler ise; zikir-Allahın adını anma-ve müşahadeyi-gözlemlerini-bizzat yapar ve Allah ile doğrudan bağ kurar. Şeyh,  öğrencilerine bunu sağlayacak bilgileri vermekle görevlidir.

Melamilerce zikir,  her zaman ve her yerde yapılır. Tarikatlar;  belli zaman ve yerlerde ve hatta belirli giysilerle zikir yaparlar.

Melamiler,  dini duyguların kötüye kullanılmasına karşıdır.  Üyelerinden  para yardımı istemezler. Ancak  canlar,  birbirlerine yardım edebilirler.

Melamilik;  sövme,  yerme ve kınama inancı değildir.  Aramak,  sorgulamak ve anlamaya çalışmak demektir.

Malamiler,  Melamiliğin Adem  peygamberden başladığın inanırlar.  Cennetten kovulan Adem  peygamber,  hakikati arayan ilk kişioğludur.

Melamiliği benimseyen herkes;  varlığın varoluşunu anlamağa çalışır. Varlığı anlamaya çalışmak, kişioğlunun kendisini anlamasından başlar.  Yunus  örneği;   yaradılanı  yaradandan ötürü sever ve bağışlar.

Melamilik;  tasavvuf içinde tasavvufçulara karşı çıkan bir akımdır.  Melamiler,  halktan ayrılmayan, hakkı  kucaklayan bir ideoloji-bir düşünce sistemi-dir.  Bu ideolojiye uyanlardan işçi ve esnafa “Fütüvvet ehli” adı verilmiştir.

Melami;  çalışır , geçimini kazanır, başkalarını da geçindirir. Kimse kimseye eğilmemeli, kimse de kimsenin sırtından geçinmemelidir.

Rıfat SOYDAN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 443
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster