Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '15

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1962
 

Melamilik ve Melamiler 3.Bölüm

Melamet yol demektir; ölmezden önce ölmek demektir.
 
Nefsi terbiye edip arifleşmektir.
 
Varlığı, benliği dağıtıp yok olmaktır.
 
Sövene dilsiz, vurana elsiz olmaktır.
 
Aşık olup gönülsüzlenmektir.
 
Vücut bir gemi, akıl yelkeni, fikir dümeni deyip bir yol seçmektir.
 
Üstatların yolunda yol alıp kebap olup pişmek; yanmak ve külü savrulmak;  yok olmaktır.
 
Huzur-u ilahiye ulaşmaktır. Her yüzde hakk’ı görmek, birlemektir.
 
Şeriat-tarikat yoldur bilene; hakikat marifet andan içeridir.
 
Melamet hırkasını giymektir.
 
Melamet hırkası; melemilerin kendisini gizlemek için giydiği varsayılan imgesel bir hırkadır. Dışarıdan hiçliği, içeriden birliği-tekliği-temsil eder.
 
Fütüvvet ehli olarak anılan melamilerin fütüvvetinin dört ilkesi vardır. Bunlar:
 
Nefsin arzularına aykırı davranmak.
 
Kendini beğenmek duygusundan kurtulmak.
 
Sır ve Batıni Olanı, zahiriden çok gözetmek.
 
İbadetleri gizlemek.
 
Muhammed ibn Arabi’ye göre;  alihler-inananlar ve uygulayanlar- üç kısımdır:
 
Abidler, sufiler ve Melamiler. En üstün olan Melamilerdir. Onların üstünde nübüvvet-nebilik-yalvaçlık vardır. Nitekim; Hazreti Muhammed Melamilerle birdir.
 
Tasavvuf, bir felsefe kolu değildir. İslamın özünde(Ve Kur’an da)keşfedilmeyi, yorumlanıp gün yüzüne çıkmayı bekleyen ”Gizli bir hazine”dir. Bu hazineye ulaşmak için mürşid;  yalnızca  kapıyı gösterir. Sonrasında sorumluluk öğrenciye(mürid) aittir.
 
Müridin yetiştirilmesi sırasında zikir ve sohbet için belirli bir yer aranmaz. Melamiler;  tüm güzel isimleri(Esmaül Hüsna)kendilerinde bildikleri için, her yerde ve zamanda Allah’ı zikrederler. Zikir; alınan her nefes için Allah’a teşekkür etmektir. Bunun temelinde “Siz beni zikredin, ben de sizi zikredeyim”(bakara suresi 152)ayeti yatmaktadır.
 
Zikirden amaç;  Allah’ın tecellilerine-ortaya çıkıp görünmesine-karşı( gafletten-dalgınlık-uyku-farketmezlik)uyanmaktır.
 
Abdülbaki Gölpınarlı Melamiliği üç devrede incelemiştir. Oysa;  Melamilikte devreler yoktur, süreklilik vardır. Melamiler;  yüzyıllardır kurulan bir zincirin halkalarıdır. Ya da sönen mumun yerine yeniden yanan mumlardır.
 
Melamilere göre inanç;  bildikten sonra ulaşılan bir değerdir. O nedenle melami;  hep arayıştadır, hep her şeyi sorgulamaktadır.  Anlamaya çalışmak;  kişioğlunun kendisinden başlar.
 
Melamilik yolunun esaslarını saptamak neredeyse olanaksızdır. Durmadan değişen ve gelişen bir yaşama biçimi olan Melamiliğin kurallarını saptamak zordur. Bunlar ancak bir mürşidin peşine takılıp öğrenilecek kurallardır. Yine de;  Melamilikle ilgili yazılanlardan bazı kurallar çıkarmak olanaklı olmaktadır.
 
Melamilik yolunun esasları:
 
Kötü düşüncelerde olmayacaksın
 
Hadesten, necasetten-maddi ve manevi pislikler- kendini paklayacaksın
 
Daima halkın huzurundaymış gibi davranacaksın
 
Yalan söylemeyeceksin, haram yemeyeceksin
 
Zem, haset, fesat, gurur, kibir, inat ve buna benzer fena halleri bırakacaksın
 
Kalbinde de olsa, kimse için fenalık düşünmeyeceksin;  kendi kulluğunla uğraşacaksın
 
Kimsenin ibadetine, inancına karışmayacaksın;kimsenin inancını hor görmeyeceksin.
 
Muhiddin-i Arabi şöyle demektedir:
 
Hakk’ı yolda(Tarikatlarda)arama,  ünkü ortada O’na giden bir yol yoktur. Hakk(Allah) ile aramızda yolların, uzaklıkların hiçbir zaman var olmadığının anlaşıldığı nokta Hakikat’ır ki buradan(İslam tasavvufunun bittiği yerden) Melamlilik başlar.
 
Zahir ilmi( dışa dönük ilim) cehaleti giderir ama kibir, kendini beğenme, kin ve hasete yol açar.
 
Batın ilmi(İç aleme dönük  ilim)nefsin sıfatlarını giderir. Affetme, eziyete tahammül, kötülük edenlere iyilik, herkesin iyiliğini istemek gibi sıfatları ortaya çıkarır.
 
Hazreti Muhammed” Kendini bilen Rabbini bilir” demiştir. Allah, ”Evlere kapılardan girilir” diye ayet yollamıştır. Hazreti Muhammed ise ”Ben ilmin şerhiyim, Ali ise kapısıdır” demiştir.
 
Kendini(nefsini)bilmek demek, cevaba sahip olmak demektir. Cevaba sahip olmanın yolu ise uzun bir yoldur.
 
Allah “Kendini kınayan nefse yemin ederim”(Kıyamet suresi 75/2)demiştir. Allah yolunda cihad etmek, özellikle nefis ile cihaddır. Kendisinden kaynaklanan her şeye karşı nefsini muhasebe eden, kınayan kişi övülmektedir.
 
Kınayanın kınamasından korkmak, ayni zamanda Allah’a karşı şirk-başka tanrıyı kabul etmek-koşmaktır. Çünkü, Allah’ın bildirisi  “Yalnızca benden korkun” dur.
 
Hucviri(Ölümü 1072) ye göre, Melamet üç türlüdür.
 
1-İstikamet-yön-melameti:  Namaz, oruç ve her türlü farzlara ve yasaklara uyarak,  kişioğullarının ondan memnun olması ya da olmamasına aldırmamaktır.
 
2-Kast melameti:  Nefsin hoşuna gideceği anlaşılan her şeyi terk etmek ve halktan hürmet ve mevki istememek ve bunlar için çaba harcamaktır. Bunun için, şeriat görüşünde mübah olmakla birlikte kınanacak davranışlar sergilerler.
 
Bazı Melamiler bu davranışlarını abartmışlar ve halkın günaha girmesine ve onlardan nefret etmesine neden olmuşlardır.
 
3-Terk melameti:  Kişinin küfür, sapıklık sayılan davranışlar sergilemesi;  şeriatı terk etmesidir.
 
Bu üçüncü tip melamet başlangıçtan itibaren her zaman görülmüştür. Günümüzde de bu tür Melamilik anlaşılmaktadır.  Bu nedenle islamla ilgili ilmihallerde “sapıklık ve zındıklık” olarak yer almaktadır.
 
Ebu Abdurrahman Muhammed ibn Huseynis Sulemi adlı İslam araştırmacısının risalesinde Melamiliğin 45 ilkesinden söz edilmektedir. Melamiliğin gizliliklerinin en önemli dayanağı bu ilkelerdir. Ancak, hiçbir yerde ve yazıda bu ilkelerin neler olduğundan söz edilmemektedir.
 
Melamilikte fena, sekr,  vahdet-i vücud ve ilintileri konularda özellikle konuşulmaz. Çünkü,  bu konularda konuşmak “sırrı faş etmek” tir ve suçtur.
 
Fena makamı, yokluk aşamasına ulaşmak, yok olmak, Hakk’ta, Allahın zatında yok olmaktır.
 
Sekr ise;  manevi sarhoşluk,  hakikatın ortaya çıkması durumundaki kendinden geçiştir. Melamilikte bu duruma sekr denilirken Nakşibendilikte ve Sünnilikte sahv(uyanıklık) denilmektedir.
 
Melamiler fena ve sekr gibi kademelerden geçtikten sonra veli aşamasına ulaşırlar. Beyazıd-i Bistami adlı Melami velisi “Benim bayrağım Muhammed Aleyhüsselam’ın bayrağından daha  yüksektir.” demiştir. Bunu söylerden velilerin, peygamberlerden daha yüce olduklarını anlatmak istemiştir. Çünkü;  Ona göre veliler Hakk’a dönüktür, nebiler-peygamberler-yalvaçlar ise halka dönüktür.
 
Bu nedenle,  bazı Sünni  imamlar, Muhammedin hem peygamber hem de veli olduğunu belirtmişlerdir.
 
Nitekim; Muhiddin El Arabi de bu konuda “Eğer onlar(Melamiler)Allah katındaki derecelerini insanlara açıklamış olsalardı insanlar onları ilahlaştırırlardı” demişti r.
 
Melamilikte;  efal-sıfat-zat-cem-hazretül cem-cem ül cem-ahidiyetül cem makamları vardır.
 
Burada   benim bir Bektaşi canı(Belki de aynı zamanda Melami) olan babamla  aramda geçenleri anlatmamda yarar vardır.
 
Ben ilkokul çağındayken babamın hafta içinde bazı geceler kalkıp dualar ettiğini gözlemiş ve babama bunun ne olduğunu sormuştum.  Babam bana ”Ben de senin gibi bir öğrenciyim . Öğretmenimin verdiği dersleri çalışıyorum” demişti.
 
Ben  ”Pekiyi bunun sonucunda ne oluyor” diye sormuştum. Babam ”Zikir sırasında bulunduğu odanın tavanının ortadan kalktığını ve kendisini göğe yükselmiş gördüğünü, duyumsadığını” söylemişti.
 
Ben büyüdüğümde bu işin sırrını öğrenmek için babama soru sormuştum. O da “Gapanda gaçan mı-İstiyorsan bir insanı kamil bul ve onun yolunda yürü “demişti. Ben ısrar edince “Sırrı faş edemem” demişti.
 
Öldüğünde torununa en ucuzundan bir kol saati, bana  da bir arkadaşının Hac'dan getirdiği yeşil bir tespihi miras olarak bırakmış ve ”Miras olarak bunları bırakıyorum. Ama en büyük mirasım şudur. Kimse baban kötü bir adamdı demeyecektir ”demişti.
 
Ölürken de bana “Ben insaniyeti kazandım, senden geri geleceğim “ de demişti.
 
Belki de Melamilik budur.
 
Pekiyi, Melamilikte kadının yeri nedir?  Bu sorunun yanıtı, Hacı Bayram-ı Veli’nin bir şiirindedir.
 
Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde
 
Hakk’ın var ettiği her şey yerli yerinde
 
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok
 
Noksanlık, eksiklik senin görüşlerinde.
 
Nitekim; kadın Melamiler ve hatta şeyhler(kutublar)gelip geçmişlerdir. Başlıcaları:
 
Kadın Veli Medineli Aişe;  Prof.Amiran Kurtkan Bilgisever(Din sosyolojisi uzmanı);  Münevver Ayaşlı, Nezihe Araz, Cemal Nur Sargut hanım;  Semiha Ayverdi(Kutub olmuştur) ve onu izleyen Safiye Erol ve Sofi Huri, kadın Melamilerdir.
 
Bunun dayanağı ise; “ilim görmek, kadın erkek her müslümana farzdır” Hadisi olmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 443
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster