Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '15

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
13183
 

Melamilik ve Melamiler

2.BÖLÜM
 
Yazan :Uçar Demirkan
 
Melamilik ve Tarikatlar:
 
Genel anlayışa göre, Melamiliğin bir tarikat olmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten de bazı yazarlar Alev  i-Bektaşiliğin Melamilikten feyz aldığını-yararlandığını-ileri sürerlerken; bazı Melami yazarları camiye gittiklerini, namaz kıldıklarını, oruç tuttuklarını, hacca gittiklerini ileri sürmektedirler. Nitekim, Hacı Bayram-ı Veli hacca da gitmiştir. Melamiliğin ikinci döneminin şeyhi sayılır.
 
Buna karşılık bazı din ulemalarınca zındıklık, din dışılık olarak görülmüştür.
 
Melamilik; ezoterik, sırcı, örgütsüz, hiyerarşisiz, disiplinsiz, otorite tanımaz bir yaşama biçimidir. Bu nedenle; tarikatlarca benimsenmemiştir.
 
Nitekim Osmanlı Devleti boyunca Sünni-Nakşi cephesi ile Bektaşi-Melami cephesi sürekli savaşmışlardır.  Melamilik şia-şiilik-anlayışına yakındır ve onlara akraba olan bir kurumdur.
 
Melamiler Batıni-içe dönük-Nakşibendiler dışa dönük-biçimci-kurumdur. Nakşiler, Namazı göstere göstere kılarlar.
 
Anadolu’daki çekişmeleri sürekli olarak, Nakşibendiler kazanmışlardır. Atatürk döneminde tekke ve zaviyeler kapatılmış ve Melami anlayışına yakın bir din anlayışı getirilmek istenmiştir.
 
Abdülbaki Gölpınarlı, Melamilik ile Aleviliğin bir olduğunu ileri sürmüştür. Bu görüşe Aleviler karşı çıkmaktadırlar. Bu konudaki görüşleri şöyledir:
 
Melamilikte Ali sevgisi kadar, Ebubekir, Ömer, Osman(üç halife)sevgisi de vardır. Aleviler, bu üç kişiyi sevmezler.
 
Melamilikte Cem Evi yoktur.
 
Melamilikte soy-sop;  beloğlu-yoloğlu kavramları yoktur. Alevilikte nesebi(soydan)aleviler vardır, bir de nasibi(yoloğlu) aleviler vardır. Bektaşiler de soyoğluluğu kaldırmışlardır.
 
Melamilerin bir kesimi, seceresini  Nakşibendiler gibi, Ebubekir’e bağlar. Aleviler, Ebubekir’i tanımazlar.
 
Melamilerde namaz kılanlar, oruç tutanlar, hacca gidenler vardır. Alevilerde bunlar yoktur.
 
Melamilik İslam dışı görülmezken, Alevilik İslam dışı olarak görülmektedir.
 
Sonuç olarak,  Melemilik Alevilik değildir.
 
Görüldüğü gibi, Melamiliğin algılanışında bir karışıklık vardır. Bu şuradan gelmektedir.
 
Melamilerin tüm tarikatlara saygısı sonsuzdur. ”Mutu kalbe ente mutü”(ölmeden önce ölünür ki gerçek diriliş yaşansın) hadisinin anlamı Melamiliktir. Melamilik, bir meşrep-bir yaşama biçimi-olduğundan bu karışıklıklar ortaya çıkmaktadır.
 
Melamilik, Alevilik bağlamında ortaya çıkmıştır. O nedenle, Alevilerde de Melami gibi davranışlar olabilir.
 
Nitekim; Hacı Bayram-ı Veli, Alevi iken Melamiliğe başlamış ve Melamiliğin uluları arasına girmiştir. Dolayısıyla;  Bayramiye tarikatı Melamiliğe yakın olmaktadır.
 
Alevilik, Bektaşilik ve Melamilik Horasan’da ayni zamanlarda doğmuştur. Ahmet Yesevi’nin pirleri olduğu Yesevilik, bu inançlar üzerinde etkili olmuştur. Bazı yazarlara göre ise, Melamilik eski Hind ve Çin felsefelerinden de etkilenmiştir. Alevilerde Şamanizm etkisi de gözlenmektedir. 
 
Buradan yola çıkan ve Anadolu’ya göçen tasavvuf ehli, Hazreti Ali ve   Ehli Beyt-Peygamberin ev halkı-inancını esas almıştır.
 
Melamiler herkese ve her kuruluşa açık olduklarından Masonluğa da girmişlerdir.
 
Melamiler siyasete de atılmışlar ve Osmanlı’nın son dönemlerinde Bektaşiler İttihat ve Terakki’yi desteklerken, Melamiler Hürriyet ve İtilaf hareketini desteklemişlerdir.
 
Melamilikle Bektaşilik arasında yakın bağlar bulunur. Vahdeti vücud, tevhidi efal-fiillerde birlik-tevhidi sıfat-sıfatlarda birlik-, Esma ül hüsna’ya ulaşmak;  tevhidi zat-örtülerin kalkması, ölmeden ölmek-fenafillah makamı ve hakk-el yakin  aşaması kavramları  ortaktır.
 
Melamiliğin tarihçesi:
 
Türklerin islama girmesinden sonra;  Hicri ikinci yüzyılda(Miladi sekiz yüzlerde)zühd ve tasavvuf ;  bu yüzyıl içinde kurumlaşmış ve adap-erkan, seyr-ü süluk,  halvet-uzlet belirli olmuş;  sufilere has giysiler, davranışlar biçimlenmiş; dergah ve tekkelerin yapımına başlanmıştır. 
 
Buradaki kavramlardan zühd;  dünyayı bırakıp dine yönelmektir. Elini, eteğini dünyadan çekmektir.
 
Seyr-ü süluk;  tarikata girenlerin yükseleceği aşamalar ve bunun için geçilecek yollardır.
 
Halvet-uzlet;  yalnızlık ve bir mürşidin gözetiminde inzivaya(dış aleme kapanma) çekilmektir.
 
Uzlet kavramı Kur’an da şu ayetlerde görülmektedir. ”Sizi ve Allah'tan başka çağırdıklarınızı terk ediyorum”(Meryem suresi  48) ve “Onları ve tapmakta olduklarını terk edin”(Kehf suresi 16).
 
Melamilik ; islamdaki bu kurumlaşmaya karşı bir devinim olarak ortaya çıkmıştır. Bu akıma, Horasan Mektebi adı verilmiştir. İlk Melami uluları “fütüvvet ehli” olarak anılır. Melamiliğin, Kalenderilik tarikatından geldiği söylenir.
 
Malamiliğin ortaya çıkışında ve yayılmasında;  Arapların üstün ırk sayılması;  Emeviler döneminde¸Arap olmayanların “Melami köleleri” olarak adlandırılması;  Abbasilerin Hazreti Ali düşmanı olması da etkili olmuştur.  Horasan’da Türkmenler arasında doğmuş ve yayılmaya başlamıştır.
 
Melamilik önce Bağdat’ta, sonra Suriye’de yayılmıştır. Sekizinci yüzyıldan itibaren Anadolu’ya göçen ve yayılan Alperenler ve Fütüvvet Ehli yoluyla Anadolu’da da yayılmıştır. Başlangıçta; Kalenderiler ve Yeseviler olarak anılmışlardır.
 
İlk kez;  Horasan’da(Nişabur kentinde) sekizinci yüzyılda Hamdan Kassar tarafından yayılmaya başlamıştır. Tamamı Türklerden oluşan Bayramiye tarikatı; Melamilikten doğmuştur.
 
Sonuç olarak ; Melamiliğin doğuş tarihi ve kurucusu bulunmamaktadır.
 
Melamilik üç dönemde incelenmektedir:
 
Hamdan Kassar dönemi:271/884 te ölmüştür.  Kassar’ın yanında dokuz ve onuncu yüzyıllarda  Hadraveyh, Ebu Turab Nahşebi, Ebu Hafs Haddad, Şah Şüca Kirmani, Ebu Osman Hiri adlı Melami uluları da Melamiliğin yayılmasında rol oynamışlardır.  Bu Döneme; Melamiye-i Kassariye denilmektedir.
 
Melamiye-i Bayramiye:  Hacı Bayram-ı Veli,  Melamiliğe katkılarda bulunmuştur. 880/1475 te ölmüştür.  Bu döneme Melamiye-i Bayramiye denilmektedir.
 
Melamiye-i Nuriye: Muhammed Nurül  Arabi(ölümü 1305/1887).tarafından geliştirilmiştir. Ancak; Bayramiye Melamileri bu kolu Nakşibendilerin bir kolu olarak algılamaktadırlar. Çünkü, bu zat Halveti ve Nakşibendi tarikatlarından gelmektedir.
 
Melamilik Horasan’da ortaya çıktığı andan itibaren Sünniler ve daha sonra Nakşibendiler tarafından bir düşman grup gibi görülmüş ve bu iki grup arasında günümüzde de sürmekte olan bir savaşım başlamıştır.
 
Anadolu tarihi demek gerçekte mezhep çatışmaları demektir. Bir yanda Sünni Nakşibendi-diğer yanda Alevi-Bektaşi(Doğal olarak melameti) yüzyıllardır savaşım içindedir.
 
Bu savaşımda; Yeniçeriliğin kaldırılmasına dek Bektaşilik ağır basmışsa da;  her dönemde Melamiler
 
hep hor görülmüş ve öldürülmüştür. Nitekim;  Enel Hakk dediğinden Hallac-ı Mansur’un derisi yüzülmüş ve çarmıha gerilmiştir. Aynisi Nesimi’nin başına gelmiş onun da derisi yüzülmüştür. Osmanlı’larda da bazı Melami kutupları öldürülmüştür.
 
Pir Ali Mehdilik iddiası nedeniyle Kanuni Sultan Süleyman’la yüzleşmiş, sonra öldürülmüştür. Pir Ali oğlu Maşuki de kutup inancından dolayı 1529 da asılmıştır. Kaptan Fazıl Ahmet Paşa, sadrazamlığında melamilere düşman olmuştur. Sütçü Beşir ve 12 müridinin kafası vurulmuştur. Hamza Bali de asılmıştır.
 
Bu olaylar üzerine, tıpkı Alevilerin dağlara çıkarak gizlenmeleri gibi; Melamiler de yeraltına inmişlerdir. Kutup Trakya’ya geçmiş ve bu nedenle Melamilik Trakya’da yaygınlaşmıştır.
 
Mevlana Celaleddin-i Rumi; Şems-i Tebrizi’yi tanıdıktan sonra Melami olmuştur. Babasının da Melami olduğuna dair söylentiler vardır.
 
Cumhuriyet döneminde ünlü Melamiler şunlardır.
 
Mustafa Kemal Atatürk’ün Melami olduğunu Cristos Retulas adlı bir Yunanlı ileri sürmüştür.
 
Cumhuriyet dönemi kutuplarından Hasan Fehmi Tezdoğan ve Hüseyin Şemsi Ergüneş bilinmektedir.
 
Melamiler kendilerini gizlediklerinden yaşama biçimleri ve söylediklerine bakarak Melami oldukları ileri sürülmektedir.
 
Filozof Rıza Tevfik Melamidir. Osmanli Devleti’nin son döneminde Trakya’da iki Masonluk ocağı oluşmuştur. Almancı Selanik Ocağı ve İngilizci Manastır ocağı. Selanik Ocağından İttihat ve Terakki; Manastır Ocağından Hürriyet ve İtilaf doğmuştur. Selanik ocağı Bektaşi etkisinde iken Manastır ocağı Melamilik etkisindedir. Filozof Rıza Tevfik; Hürriyet ve İtilafçıdır.
 
Rize’de kayıkçılar kahyası tarafından öldürülen ve Karadeniz’e atılan Gizli Türkiye Komünist Partisi Yöneticisi Mustafa Suphi’nin de Melami olduğu söylenmektedir. 
 
Saray’da da ney çalmış olan Neyzen Tevfik de bir Melamidir. Neyzen Tevfiğin bu konudaki şiiri şöyledir:
 
Senin aşkınla gönlüm sütlimanlık Ya Resulullah
 
Kalın geldi fakire Müslümanlık Ya Resulullah.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 443
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster