Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '07

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
51869
 

Melatonin’in hayatımıza etkisi !

Melatonin’in hayatımıza etkisi !
 

Biliyorum, yazılarımı takip edip, yorum yazma inceliğini gösteren sevgili dostlarımdan “nereden buluyorsun böyle ilginç şeyleri” şeklinde yine bazı mesajlar alacağım. Ama olsun, bazı bilgileri paylaştığınız sürece, o bilgi büyür ve çok kişiye ulaşırsa ancak o zaman gerçek bir bilgi olur. Çünkü yaşadığımız çevrede ve dünya da o kadar çok bilinmeyen ve bilmediklerimiz var ki ? Her şeye, her bilgiye anında ve istediğimiz şekilde ve miktarda ulaşamayabiliyoruz. Allahtan artık günümüzde Internet denilen teknoloji harikası var da, artık bilgiye daha kısa zamanda ve daha çeşitlilikte ulaşabiliyoruz. Bu bir nimettir.

Neyse, bugünkü yazımın konusu elbette ki Internet değil. Bugünkü yazımın konusu, geçen gün bir gazetede şöyle küçük bir paragrafta adı geçen bir şey ile ilgili. Şey diyorum çünkü sınıfsal olarak nereye koyabileceğimi bilmiyorum. Yazıyı yazdıktan sonra da “genel sağlık” bölümüne atmam da belki bu yüzdendir. Bu adı geçen şeyi kafama takmış olacağım ki, hemen bu konuda araştırma yaptım. Internet ve teknolojinin içinde olmama rağmen, ben yine de kağıt kitaplardan vazgeçemeyenlerdenim. Bu yüzden, hemen “Meydan Lourasse” ansiklopedimi açtım ve okumaya başladım. Çok fazla bilgi yoktu kanımca, yetinmedim ve bir de “belki daha başka ve farklı bir bilgi bulurum” umudu ile internet üzerinde araştırdım. Buldum da, derlediğim bilgiler sayesinde edindiklerimi bu yazıda sizlere sunuyorum.

Melatonin denilen şey aslında bir hormon çeşidi ve beyin tarafından salgılanıyor. Vücudumuzdaki bir çok hormon gibi bu hormonunda bir hayli yararı var. Bu hormon, vücudumuzda “hücre yenileyici ve bağışıklık sistemini düzenleyici” etkisi ile özellikle gece karanlıkta (uzmanlara göre saat 23 – 05 arasında daha çok salgılanıyormuş) salgılanan bir hormon. Uzmanların belirttiği bu saatlere lütfen dikkat !. Gece saat 23 ile sabah 05 arası, yani bizim ortalama olarak uykuda olduğumuz zaman dilimi ve günün ışık anlamında karanlık olan bir dönemi. Ve bu zaman diliminde, vücudumuzun her milimetre karesi uykuda iken, beynimiz maalesef uyumuyor ve çalışıyor. Gördüğümüz rüyalar da beynimizin marifeti ama asıl önemli olan bu melatonin denen salgıyı salgılaması. Bu da boşuna değil elbette. Kusursuz bir yapı olan vücudumuzun yaşlanan ya da ölen hücreleri yenileniyor. Karanlık ortamda yapılan uzun ve düzenli bir uykuda,daha fazla üretilen melatonin hormonu da hücrelerin kansere karşı bağışıklığını artırıyor.

İlginç bir araştırma sonucunu belirtmek isterim. Örneğin, görme özürlü kişilerde kanserli olma oranı çok düşükmüş. Bunu, beynin çok daha fazla melatonin hormonu salgılamasına bağlıyor uzmanlar. Ama elbette ki, melatonin miktarı tek başına yeterli değil, kansere yakalanmamak için. Düzensiz hayat, düzensiz ve dengesiz beslenme, çevre kirliliği, sigaradan, aşırı stres içinde bulunmama, çalışma ortamı ve yapılan iş gibi bir çok etken var kanser sebebi olarak gösterilen. Bunlara ve nicelerine dikkat etmek gerekiyor. Eğer beyniniz, vücudunuz için gerekli olan melatonin hormonunu yeterince salgılamıyorsa, hücrelerininiz yenilenemiyor demektir. Bu da eşittir, vücut direnciniz azalıyor demektir. Dolayısı ile kansere yakalanma riskiniz çok daha fazla.

Bu hormonun temel görevi, yukarıda da belirttiğim gibi hücre sistemini yenileyerek, bağışıklık sistemimizi artırması ama asıl görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak. Bu işleme tıp dilinde Jetlag deniliyor. Her ne kadar Jetlag için “uçakla yapılan uzun yolculuktan sonra, özellikle doğu-batı veya batı-doğu yönünde 5’ten fazla zaman dilimi geçilmesiyle, yapılan yolculuklarda, zaman farklılığından dolayı ortaya çıkan rahatsızlık” deniliyorsa da, Jetlag Sendromu olarak bilinen bu rahatsızlık, “özellikle uçak yoluculukları gibi kısa zamanda uzun mesafeler alınınca, yolcunun yaşadığı coğrafi saatine adapte olan içsel (biyolojik) saati, gidilen ülkenin coğrafi saatine, gece- gündüz farklılığı nedeniyle uyuma - uyanma, yemek ve çalışma saatlerine uyum sağlamakta zorlanmasıyla, meydana çıkan uyumsuzluk belirtileridir” şeklinde açıklanabilir. Ama uzun süre uykusuz kalıp, ertesi gün yine yoğun tempoda işe başlamak ve gün içinde dalgalı seyirde yaşam temposunu ayak uydurmaya çalışmak, hatta uzun süre uykusuz araba kullanmak ta yine kısmen de olsa Jetlag’ı meydana getirebiliyor. İşte bu biyolojik saati dengeleyen tek faktör ise melatonin hormonudur. Özellikle, pilotlar ve sürekli yolculuk yapmak zorunda kalanlar, vücut saatini dengeleyen bu hormonu güçlendirmek için dış takviye yaparlar.

Peki Jetlag durumu meydana geldiğinde kendimizi nasıl hissederiz. Bu belirtiler; uykusuzluk, yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, bağırsak bozukluğu, zihinsel ve fiziksel performans kaybı, zaman ve mesafe algısı bozukluğu, reaksiyon zamanı uzaması, yargı ve hafıza kusurları, bulanık görme, vücut ağrıları, terleme şeklinde kendini gösteriyor. Bunun ilerlemesi durumunda da hem psikolojik hem de fiziksel başka yan etkiler ve rahatsızlıklarda yaşanabiliyor.

Yukarıda anlattığımız Jetlag denilen “biyolojik saat” hadisesinin sebebi olan bu hormon, diğer antioksidan tesirlerini güçlendiriyor, kanserli hücrelere karşı müthiş bir koruma sağlıyor, üreme sistemiyle bağlantısından tutun da yorgunluk, isteksizlik gibi durumların nedenlerini oluşturabiliyor. Ayrıca, bu hormon yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da üzerinde önemle durulan bir hormondur.

Edindiğim bilgilerde, işin can alıcı noktalarından birisi hormonun çocuklar üzerindeki etkisinin çok fazla olduğu. Avrupa’da lösemili çocuk hastaların gün geçtikçe artması üzerine, yapılan araştırmalarda, uzamanlar çocukların kesinlikle karanlıkta yatırılmaları gerektiğini belirtiyorlar. Çünkü melatonin hormonunun güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi olduğu tespit edilmiş ve bu hormon en iyi karanlıkta salgılanıyor. Fakat, bu hormon ışığa duyarlı ve loş odalarda bile etkilenebiliyor. Bunun için önce kendimiz karanlıkta yatmalı, yatamıyorsak maskeyle uyumalıyız ki, göz kapaklarımızın altından ışık sızmasın. her şeyden önemlisi, çocukların ileride olsaı bir lösemi hastalığına yakalanmaması ve benzer kanser hastalıklarına karşı dirençli bir vücut yapısı olması, dengeli ve başarılı bir birey olması için illa ki “karanlıkta yatırın” ve ışığı muhakkak kapatın..

Son bir not !

Yukarıda Melatoninin dışarıdan ilaçla alınabildiğini belirtmiştim ama bunu uzmanlar bunu çok tavsiye etmiyorlar. Çünkü dışarıdan alınan ilaçlar, hormonun seviyesini yükseltmek amacıyla alınıyor ve alındığında kan düzeyleri yükseleceğinden, bilinçsiz ve aşırı alımlarda, özellikle gündüz saatlerinde alınması başka rahatsızlıkları da beraberinde getirebilir diyorlar. Dolayısıyla vücudun kendi salgısı olan doğal melatoninin yerini asla tutmaz. Ama jetlag’a benzer sorunlar yaşanıyorsa doğal gıdalar alınarak da, vücut hormonu düzenli hale getirilebiliniyor. Bunun için de; vişne, lahana, badem, fındık türü besinler fazlaca melatonin içeriyorlar. Ayrıca, papatya çayı ve daha önceki yazılarımda da belirttiğim John’s Worth diye bilinen “sarı kantaron” bitkisi de melatonin açısından oldukça zengin. Bu bitkiler çay şeklinde akşam saatlerinde tüketilebilir. Ama her şeyden önemlisi karanlıkta ve düzenli uykuyla doğal melatonin salgılanması çok daha önemli.

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2458
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster