Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
526
 

Meleğim...

Meleğim...
 

Üniversiteyi kazandıktan sonra zaman hızla geçmiş son seneme gelmiştim. Çok ama çok hoşlandığım bir kız vardı: Ayşe. Üç haftadır peşimdeydim ama ne yapsam beni fark etmiyordu. Uzun süredir de benim peşimde olan bir kız vardı o ikinci öğretimdi ben birinci öğretim dersleri gece olmasına rağmen sık sık beni görmek için gündüzleride üniversiteye geliyordu. Arkadaşlarımın şu kız devamlı sana bakıyor demesiyle onu fark ettim. Her gün geliyor gözlerini benden ayılmıyordu ben ise Ayşe’den başkasını görmüyordum. Bir gün Ayşe’yi kantinde bir erkekle samimi bir şekilde konuşurken gördüm, birkaç gün böyle devam etti ben arkadaşıdır diye umursamadım ta ki onları el ele görünceye kadar … Artık hayattan zevk almıyordum arkadaşlarımın zoruyla dışarı çıkıyor nerdeyse hiç gülmüyordum.(Şimdi ise ona dualar ediyorum iyi ki elini tuttuğu erkek ben değilmişim diyorum.)

Arkadaşlarım eski neşemi geri getirmek için gözlerini benden ayılmayan kızın ismini öğrenmişlerdi: Melek. Üniversitede pek iyi tanınmıyormuş ama arkadaşlarım bunun önemli olmadığını birkaç gün onunla çıkarsam her şeyi unutacağımı söylüyorlardı. Ben ilk başta soğuk baktım aslında çok güzeldi ama geçmişi beni korkutmuştu onun üzüntülerime üzüntü katacağına inanıyordum. Bir gün çok sıkıldım artık yalnızlık canıma tak etti. En yakın arkadaşım Özgür’ü alarak kantine gittim Melek’in dersten çıkmasını bekledim. Bir süre sonra çiktı, kantinde bir süre arkadaşlarıyla oturdu. Sonra tek başına üniversitenin çıkışına yöneldi çok heyecanlanmıştım montumu unutarak hızla arkasından çıktım hava çok soğuktu ama ben soğuğu fark etmiyordum. Çekinerek yanına yaklaşıp pardon benim adım Kemal uzun zamandır güzelliğinizle dikkatimi çekiyorsunuz sizinle tanışmamız mümkün mü acaba dedim. Tabi dedi rahatladım on dakika beraber yürüdük, konuştuk. Beni araştırmıştı sınıfımı, şubemi, memleketimi… öğrenmişti. Bunlar kolayca öğrenilebilirdi ama bunları ilk günden söylemesi ilgisini belirtmesi beni şaşırtmıştı.

Ertesi gün yine görüştük. O gün bana geçmişini anlattı bundan önceki sevgilisiyle bir buçuk sene aynı evi paylaşmış ne yazık ki ondan öncesi de varmış. Her şeyi en küçük ayrıntısına kadar mertçe anlattı. Ertesi gün tatildi buluşmaya karar verdik, sabahtan akşama kadar gezecektik. Sabah erkenden buluşacağımız çay bahçesine gittim bekledim bekledim 2 saat geçti gelmedi onlarca kez telefon ettim, telefonu kapalıydı merak ve üzüntü içinde eve döndüm. Akşam üstü mesaj çekti yapamıyorum eski sevgilime döndüm diyordu ne olmuştu her şey o kadar o kadar güzeldi ki… Telefon ettim açmadı bir süre sonra aradı mesajı bir buçuk sene beraber kaldığı sonradan adının Yılmaz olduğunu öğrendiğim eski sevgilisi çekmiş ben arayınca da telefonu o açtırmamış. Şimdi bakkala çıkmış kavga etmişler ve onu dövmüş hemen geliyorum dedim gelme dedi ben onu dinlemeden hızla evden çıktım. Yolda Özgür’ü gördüm onunla beraber Meleğin evine gittik zili çaldım pencereden önce o sonra Yılmaz çıktı, Yılmaz’a görüşmek istediğimi söyledim geliyorum dedi. Az sonra Melek pencereden tekrar çıktı görüşmenizi istemiyorum lütfen git dedi onu dinlemedim bekledim Yılmaz inmedi en sonunda Melek’in ısrarlarına boyun eğerek oradan ayrıldım. Ertesi gün Yılmaz aradı Melek ile gelip seninle konuşmak istiyoruz müsait misin? dedi. Onları evimin önündeki çocuk parkına çağırdım, 5 dakika sonra geldiler. Melek bir kenara çekildi, Yılmaz ile konuştuk bana geçmişlerini anlattı Melek’i çok sevmiş, çok şey yaşamışlar onu çok seviyormuş, Melek bir süre onun çocuğunu bile taşımış ama, doğurmak istemediğimden çocuğu aldırmışlar. En sonunda ağlayarak onu seviyorsam çekileceğini söyledi… Bense bizim ilişkimizin yeni olduğunu çekilmesi gerekenin ben olduğumu söyledim. Melek’e kararımızı benim söylememi istedi. Melek’in yanına giderek konuştuklarımızı anlattım. Yağmur yağıyordu yağmura Melek’in gözyaşları karıştı bana bir anda sarıldı o an bende gözyaşlarımı tutamadım. Ancak daha sonra kendimi toplayarak kollarından ayrıldım onu Yılmaz’a teslim ettim. O gece hiç uyuyamadım onu gerçekten sevdiğimi anladım sabahın ilk ışıklarıyla evine gittim iki üç kez zili çaldım en sonunda kapı açıldı. Yılmaz’a Melek ile konuşmak istediğimi söyledim tabi dedi. Melek’e bu şartlarda onunla beraber olamayacağımı ancak Yılmaz’dan ayrılırsa yalnız kalmayacağını benim her konuda ona yardım edeceğimi söyledim sarıldı onlarca kez beni öptü bende onu öptüm ayrıldık o akşam beni aradı Yılmaz evi terk etmiş, kesin olarak ayrılmışlar. O gece buluştuk ve ilk defa birbirimizi sevgimizi söyledik. Artık ne annem ne arkadaşlarım ne de okuluma önem veriyordum bir ay hızla geçti bu sürede bir dakikamız ayrı geçmedi artık onun evinde kalıyordum. Bir ay sonunda annemle tanıştırdım ondan da evet çıktı. Aynı gece evlenme teklif ettim. Ertesi gün ailesinin yanına İzmir’e gidecekti, ailemde olumlu bakarsa olur dedi;d ünyalar benim oldu hayatımın en güzel günüydü. İzmir’den üç gün sonra geri döndü. Yüzü asıktı ne oldu yoksa ailen mi?dedim. Hayır Yılmaz verem olmuş bakıma ihtiyacı var onu yalnız bırakamam tekrar aynı evde kalacağız dedi. Dünya başıma yıkıldı vicdanı sevgisini yenmişti, ayrıldık. O günden sonra hiç konuşmadık ama ben her gece onu görmek için kantine gittim. Onu her gördüğümde nefes alamadım yüzüm rengini kaybetti. Her gece Melek rüyama girdi ve ben her sabah ağlayarak uyandım…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 1149
Kayıt tarihi
: 11.02.08
 
 

Sınıf öğretmeni. 39 yaşında. İstanbul'da görev yapıyor içinden geldiği gibi yaşıyor ve yazıyor.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster