Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '14

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
81
 

Melo'nun Portekizcesi!!!

Melo'nun Portekizcesi!!!
 

Bu ortamda maç yazısı yazılmaz! Zaten huyum da değildir.. Şu dakikada şu değişiklik yapıldı, sistem böyle değişti, falan futbolcu ortaya kaydı, öteki kenara geçti falan.. Benim yazacağım şeyler değil.. Hepimiz futboldan bu kadar iyi(!) anlıyorken, en değme antrenörlerin ne kadar beceriksiz(!) olduklarını görebilecek kadar üstün(!) futbol ulemasıyken bunları yazmaya da gerek yok.

Türkiye'de futbolun anlaşılamamasının temel nedenlerinden biri, herkesin kendi penceresinden bakmasıdır. "Yanlışın doğrusunu" söylemeye çoğu zaman en çok okunan yazarlarımız bile cesaret edemez. Kimseden korktuklarından değil. Kendi aşık olduğu renklere zarar gelmesin diye yaparlar bunu. Ama acı olan şu ki; hep en çok zararı da bu "yanlışı" söylememelerinden görür o aşık olduğu renkler.

Buna, yönetimler, ceza kurulları da eklenince iş içinden çıkılmaz bir hal alır. Aynı hareket için farklı farklı kararlar verilmesi, yeni tabirlerin ceza dosyaları ile birlikte lügata eklenmesi (bilinmeyen sıvı, tükürmediğini ispatlayamadı, vs vs) sorunları büyütmekten başka bir işe yaramadı. Yaramazdı da.. Üstüne üstlük, yabancı futbolcularla yapılan "bağlayıcı" olmanın da ötesindeki "kelepçeli" sözleşmeler, kulüp yönetimlerinin de elini kolunu bağladı. Bu ortamda bir de yabancı sınırı konusu geldi sofraya ki; tadından doyulmaz..

Dileyen açıp okuyabilir; Portekizce el hareketleriyle ilgili bir yazı yazmıştık. Kendi çapımızda mizah ve hiciv içerikli.

Anlaşılan Melo da Portekizcesini geliştirmiş (ülkeler arasında kullanılan dilin benzerliği de malum) olmalı ki; Meireles'e nazire yaparcasına aynı hareketi bir anda çakıverdi. Tek fark hakemin ve tribünlerin gözüne soka soka değil; -sözüm ona- gizlice yapmasıydı.

Dün Meireles'e hak ettiği cezayı veremeyenler bugün Melo'ya hak ettiği cezayı verebilecek mi; yoksa "emsal karar" ile mi hareket edecek hep beraber göreceğiz. Melo değil, kralı olsa hak ettiği cezayı alsın isterim. Ama işte Türkiye burası; ne olup biteceğini hep beraber göreceğiz.

Asıl sıkıntı, takımların bu tür oyunculara "gebe" kalmaları.. Eğer futbolda beklenen "özenli" yönetim en tepeden başlayıp kurumlara sirayet ederse; bu tür futbolcular söz konusu hareketi yaptığı maçın bitiş düdüğü ile birlikte takımdan def edilebilirse, yabancı futbolcu sınırına bakılmaksızın futbolda ülkesel başarının da gelmesi uzun zaman almayacaktır.

Şu anda bilmemiz gereken şey; bu tür olayların Galatasaray ya da Fenerbahçe kültürü ile alakasının olmadığıdır. Ancak hem bu iki kulüp, hem de diğer kulüp yöneticileri, yaptıkları sözleşmelere bir ahlak maddesi koyarak işe başlayabilirler. Her iki takımımızın da göğsünde taşıdıkları arma, böylesi yabancı ya da yerli futbolcuların ahlaksızlığına meze edilemeyecek kadar şanlıdır. Yöneticiler, taraftara şirin görünmek yerine, kulübünün manevi değerlerine de halel getirmeyecek işler yapmakla mükellefler.

Sonra da iş taraftara düşüyor.. Kendi kaptanını ıslıklayıp yuhalarken böylesi isimleri hem de kırmızı kart gördü diye alkışlamak gibi bir utançla kulübünü başbaşa bırakmamalı! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 553
Kayıt tarihi
: 27.01.09
 
 

Elektronik ve haberleşme mühendisiyim. Galatasaray taraftarı; evli; 1 erkek çocuk babasıyım. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster