Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '13

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
380
 

Memleketimden hukuk manzaraları...

Memleketimden hukuk manzaraları...
 

Bütün haşmetiyle duran İstanbul Adliye Sarayı...


Devasa  bir bina olan İstanbul Adalet Sarayında duruşma salonları, hakim ve savcı odaları, ofisler, hizmet odaları, arşiv odaları, avukat görüşme odaları, yemekhaneler, kafeteryalar, kütüphane, kreş, konferans salonu, postane, banka şubeleri, sağlık ünitesi, polis karakolu, kapalı otopark yanında, toplam 1 km uzunluğundan 48 adet yürüyen merdiven, 93 adet asansör, modern tuvaletler, banka ATM leri, bulunmaktadır. Ancak içeriye girdiğinizde bir tane güler yüzlü insan göremezsiniz. Etrafta telaş içinde koşturan, bir kalabalık gözünüze çarpar. Orada gerek çalışanlar olsun, gerek işleri düştüğü için oraya gelmeye mecbur kalan insanlar olsun,  hiçbiri hayatlarından memnun değildir.

 
Peki bu kişiler kimlerdir?
 
Hakimler: Bir hakimin öğleye kadar bakmak zorunda olduğu dava sayısı 40-50 civarındadır. Duruşma saatleri 9.30, 10,00, 10,30, 11,00, 11,30 olmasına rağmen, her zaman diliminde yaklaşık 10 dava vardır ki, bu dava başına 3 dakikayla  sınırlı demektir. Bu 3 dakikanın 1 dakikası bir sonraki duruşma için hakimin gün vermesiyle harcanır. Diğer birer dakikada ise taraflar konuşabilirler. Bu kadar zaman içersinde bu davalar bitmeyeceğinden öğleden sonraya sarkar. Hakim bütün davaları bitirdikten sonra odasına çekilip, bir sonraki günün azgari 40 dava dosyasını incelemeye koyulur. Bir avukat arkadaşım anlatıyor. Hakimin biri  kendisine "Siz avukatlar müvekkillerinizden dünya kadar para alıyorsunuz, sadece 3 er dakika duruşmalara giriyorsunuz." Biz günde 40-50 davaya bakarak maaşımızı haketemeye çalışıyoruz demiş. Avukat arkadaşım, hakime , "Efendim siz de avukatlık mesleğini seçin o zaman" diye cevap vermiş.
 
Avukatlar: Yine avukat arkadaşım anlatıyor. İstanbul barosuna kayıtlı 30.000 civarında avukat varmış. Bu avukatların dörtte üçü ise başka avukatların yanında çalışıyormuş. Eğer bir avukat bir bankanın veya bir şirketin Hukuk müşavirliğinde maaşlı olarak çalışıyorsa kendi mutlu sanıyormuş. Yoksa dışardan görüldüğü gibi avukatlık mesleği o kadar da cazip değilmiş. Tabii, bunun istisnaları var. Bunlar da sosyete avukatları, zengin iş adamlarınının ve eşlerinin boşanma davanlarına bakan avukatlar. Karısından boşanmak isteyen zengin iş adamından alacağı yüklü tazminatın % 10 unu alacak olan sayıları çok da fazla olmayan sosyete avukatları.
 
Mahkeme kalemlerinde çalışanlar: Dosyaların içinde boğulmuş durumda çalışanlardan istediğiniz bir dosya bile kendilerine angarya gelmektedir. Sorduğunuz sorulara oflaya puflaya cevap verirler. 
 
Davacılar: Borç Alacak ilişkisi için yolunuz mahkemeye düşmüşse yandınız demektir. Borçlu borcunu ödememek için her yola başvuracaktır. Davalar o kadar uzun sürer ki dava süresi içersinde belki  adam iflas edecek veya izini kaybettirecektir. Davayı kazansanız bile sonucunda birşey alamayacağınız gibi avukat parasını da cebinizden ödeyecekseniz. 
 
Davalılar: Dürüst olsalar bile, işlerinin kötü gitmesi nedeniyle borçlarla ve davalarla karşı karşıya kalan ve icra takibine uğramış bahtsız insanlarla da burada karşılaşabilirsiniz.
 
Hukuk Mahkemelerinin bulunduğu bölümde gördüklerim bunlardı. Ceza mahkemelerinin bulunduğu bölüme gitmedim. Öyle sanıyorum ki orada durum burada gördüklerimden çok daha vahimdir.
 
Sonuç olarak, mutsuz insanların en çok görüldüğü yerdir adliye sarayları, o güzel devasa yapıların içinde çalışmalarına rağmen....
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Erol bey, Adalet sarayımızın büyüklüğü övünç kaynağı değil, utanç kaynağımızdır. Ata Kemal beye katılıyorum yazıyı okuyunca aynı şeyleri düşündüm, gördüm ki yazılmış, Paylaşım için teşekkürler saygılar

Cemile Torun 
 14.01.2013 18:32
Cevap :
Gerçekten sonuç olarak hepimiz aynı fikirdeyiz. Yavaş yavaş bütün büyük şehirlerimizde bu tip Adliye Sarayları yapılmaya devam ediyor. Keşke bu adliye binalarını yapacağımıza, insanların davalık olmamaları için gereken ekonomik ve siyasal tedbirler önceden alınabilse. Teşekkürler Cemile hanım. Saygılar, selamlar....  14.01.2013 21:21
 

Erol Bey Allah kimsenin yolunu oraya düşürmesin, orayı da eksik etmesin. İnanın her bölümü diğerinden beter. İş bina ile bitmiyor. Bir de o İstanbuldaki bina ile "Dünyanın En Büyük Adliye Sarayı" diye övünüyorlar. En büyük kütüphane, konferans salonu hatta stad olsa hadi övün o zaman. Selamlar sevgili Dost.

S Zobu 
 14.01.2013 9:11
Cevap :
Adliyenin yan tarafına büyük bir tabela koymuşlar. Orada sanki marifetmiş gibi Avrupa'nın en büyük Adliye Sarayı yazıyor. Sizin de belirttiğiniz gibi Avrupa'nın en büyük kültür ve sanat merkezi olsa övünelim ama, bu yazıyla, "Avrupa'nın en çok suçluları bizim ülkede" demek istiyoruz. Teşekkürler Suat bey. Sevgiler...  14.01.2013 21:19
 

İnsanın içi cehennem olduktan sonra dışı cennet olsa neye yarar. Türkiye'de hukuk iyice rayından çıktığı için böylesi ayrıcalıklı ve güzel binalar bile hayır etmiyor. Allah hakimlere ve avukatlara sabır versin. Yıllar önce ceza mahkemesine sanık olarak düşmüştüm. Neyse ki beraat ettim. Yine de o binaların içini bildiğimden adli sicil kaydı alırken bile isteksizleşirim. Sağlıcakla...

Asi Güvercin 
 14.01.2013 2:07
Cevap :
Adliyelerde görülen bazı davalarda etrafın savaş alanına döndüğü durumlara da rastlanmaktadır. Bunun için Adliye Sarayı'na girerken, kemer dahil madeni herşeyinizi çıkararak güvenlik kapısından geçebiliyorsunuz. Sonuç olarak Allah kimseyi oraya düşürmesin diyelim Asi Güvercin. Teşekkürler, sevgiler....  14.01.2013 21:14
 

MERHABALAR...Sevgili EROL bey :-)) Dünya'nın her yerinde (2) sektör her şeyi ile (Personeli-Binası-ile,sistem olarak) her nedense çoğunluk olarak insanları tedirgin edip,iç güdü olarak korkutur.! ADLİYE ve HASTAHANE..! Tabiatın kanunu gibi :-( Sevgiler ve selamlar :-))

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 14.01.2013 0:26
Cevap :
Haklısınız Necip bey. İnsanların mutlu olmadığı iki yerden biri de hastanelerdir. Yalnız hastanelerde bir istisna vardır. O da doğumlarda göze çarpar. Yeni doğan bebekler her aileye mutluluk verir. Ama adliyelerde belki bir davayı kazanınca buruk bir mutluluk olur, ama o aşamaya gelene kadar birçok zorlukları geçmek gerekir. Teşekkürler. Saygılar, selamlar....  14.01.2013 21:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 974
Toplam yorum
: 7879
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3362
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster