Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Memur zammı süper!

4 + 4 şekerim; yani yüz lira alıyorsan dört lira, bin lira alıyorsan kırk lira… İki bin alıyorsan seksen lira, ki; şanslısın ha, eder sana iki kilo pirzola!

Zaten öğretmenler de hak etmiyorlar aldıkları maaşı; tatili, osu, busu, vallaha yalancısıyım başbakanın!

Yani; yalancısı olabilirim zaten, başka türlü açıklamam mümkün değil!

******

Bir öğretmenin düz bir memur ile kıyaslandığı kaç ülke vardır?

“Düz bir memur” lafı benim değil, ülkemizin başbakanınındır, neyi kastettiğini varın siz bulun!

Lakin bir gerçek var: Bu ülkenin başbakanı da, (dikkkat edin lütfen, cumhurbaşkanından önce geliyor insanın aklına, cumhurbaşkanı da, bakanları ve milletvekilleri de, ve de dahi normal, sıradan vatandaşı da öğretmenleri tarafından eğitiliyor, yeri geliyor şekillendiriliyor, yönlendiriliyor…

“Düz memur”, vallaha ben demiyorum, başbakan diyor, önündeki evrağa ıstampaya banılmış mühürü vuruyor, düz memur üstünde bulunan amirine imzaya sunuyor; ki, genelde “Al şu evrağı götür imzalat” tarzında gelişiyor işlemler…

******

Vallaha benim derdim ne düz memur, ne düz öğretmen, ne de düz doktor falan ilgili değil; düz bir vatandaşın hakkı, hukuku; efendime söyleyeyim, o ülkedeki yeri, varlığı, onuru nedir?

Düz milletvekillerini, bakanlarını da sorgulamıyorum şu anda; bir memur maaşı ile bir ay geçinsin bir “düz” olmayan memur, mesela bir milletvekilide bir “memur” değil midir?

“Düz” olmasın, düzgün şekilde “ Düz bir memur” aylığı ile yaşasın; peynirini, etini alsın, kirasını, elektrik-su-doğalgazını ödesin; sabit telefon faturasını, falan…

******

Memurlara grev hakkı tanınmıştı ya, hani pek çok memur alkışlamış, “Evet” mührünü basmıştı; 0,5 puan aldılar; helal olsun!

3,5 verdi hükümet, grev hakları sağolsun, hakem heyeti 4 verdi; tartışmasız!

Ne büyük bir başarı; 0,5 ile istediklerini alırlar; çocukların ayakkabıları, eti, sütü, pekmezi (Balı diyemiyorum, bal vallaha çok pahalı! Bal gibi olanlar ucuz ama zararlı. Başbakanımızın yediği baldan yememiz ise imkansız; kara bal, şekerim, kilosu yüz küsur lira)!

******

Aslında bizim yazdıklarımız dış mihrakların sonucu; yoksa bu ülke gül ve gülistanlık… Sonsuz refah, sonsuz ferah, sonsuz hoşgörü iklimi…

Acayip mutlu burada yaşayan insanlar; bakınız: bilmem ne ölçümü…

Öyle acayip mutlu yani burada yaşayanlar!

Ekonomi süper!

Dünyanın bilmem kaçıncı süper ekonomisi içindeyiz; dünya bizden bu yüzden tırsıyor ya!

O yüzden üzerimize üzerimize geliyor bazı araştırma şirketleri; yok insan hakları konusunda geriymişiz, yok  töre cinayetleri, efendime söyleyeyim, tecavüz, taciz…

Yetmedi bir de iftira atıyorlar: Bilmem kaç gazeteci içerideymiş!

Ayol, onların bir bölümü milletvekili, ne gazetecisi!...

******

Öyle dört başı mamur bir ülke ki burası, kıskançlıktan ne dediklerini şaşırıyor şu Avrupalılar; hayır yani, mutlu-mesut yaşayan halkı rencide ediyorlar, şekerim, yok “İnsan Hakları”ymış, yok bilmem ne kadın haklarıymış, falan, bu ülkenin başbakanı var, sahipsiz mi sandınız?

Rencide etmeyin vatandaşları, her biri “Başbakanımız”ın koruması altındadır!

Hadi, söyleyin, hangi Avrupa ülkelerinin başbakanı sizi bu kadar düşünür?

Kürtajınıza kadar?

Sezaryeninize kadar ilgilenir?

******

Aslında var ya, zam oranları da iyiliniz için: kolesterol var, hiper tansiyon, kilosu yirmi lira olan tam yağlı peynir yemek yerine çökelek yemenize yönlendiriliyorsunuz; kırmızı et zaten zararlı, tavuk eti şaibeli oldu zaten, balık deseniz… Off ayıklaması var, kokusu falan… Herbir tarafı denizlerle çevrili ülkenin doğal balık fiyatlarını da sorgulamak olmaz!

Kaç memur zammını yutar da, bu doğada büyüyen balıklar bile sorar: Haçan, üç kuruşa tavladın da, üç yüz otuz kuruşa mı pazarlıyorsun beni?

******

Eeee, geldik yazının son bölümüne, memurlar rahat mı? Hallerinden memnunlar mı? Yoksa, yine bana mı düştü tasaları, durduk yerde?

Tecavüze uğrayanlar da gün gelir yan çizer mi; hani “Kürtaj yasaklanmamalı” konusunda, “sezaryen” ile doğum yapanlar özür mü diler başbakandan?

Ne bileyim… Şaştım kaldım…

Etraf güllük gülistanlıkmış da, meğer, bir ben salak kaldım!

Kerameti hala anlayamadım ya, işte o yüzden…   

Bir kilo yağlı peynir, bir kilo kuzu pirzola, iki yüz elli gram ne idiğü belli olmayan bal satınalma karşılığında verilen zamma “Elhamdülillah” diyen varsa, ne diyecek,  ne de yazacak haddim olmaz!

“Elhamdülillah” diyenlerin makarna, kömür gibi giderlerinin yanında başka asli giderleri de karşılanıyordur, mantık bu, yoksa düz bir vatandaş nasıl geçinsin?

"Afiyet olsun!  demek var kültürümüzde; ama olmasın yaa, garibanların da hakkı yok mu? Hani işe gelince müslüman ülkeyiz, hani tok yatarken yan komşunun açılığını düşünmekteyiz?

Laf, şekerim, laf...

Öyle olsa başbakanın oğlu gemicikler alırken, eşi hastanelerin ortağı olurken, biz bunları ifade etmekten çekinir ve oğlumuz-kızımız, sevdiklerimiz "Dikkatli yaz ne olur! " derken... Ve... Başımıza bir hal gelirse tüm dünya karşı dursa ne yazar durumundayken...

Öyle bir demokrasi var, öyle ileri ki; durdur durdurabilirsen!

 

http://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir yerlere üye olunucna Lüks Ciplere, her yıl mobilya değiştirilebiliniyormuş. Siz, biz boşuna nefes tüketiyoruz. Olalım üye keyfimize bakalım. Arena nasılsa hınca hınç doluydu demek Deve misali... Sevgilerimle,

SELVİ 
 30.05.2012 8:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1304
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster