Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
179
 

Memurlar ve diğerleri

Sakın kızmayınız arkadaşlar. Benim eleştirilerim asla kişisel değildir. Tek derdim gördüklerimi yazmak, yazdıklarımla insanlara doğru bildikleri yanlışları hatırlatmaktır. Başlangıçtan niyetimi belirtmekte fayda görüyorum. Çünkü yazımın konusu çok çok tehlikeli. Ülkenin hemen hemen yarısını ilgilendiriyor. Yüzde ellilik dilimin beni yanlış anlaması hiç hoşuma gitmez. Kimlerden mi bahsediyorum. Tabii ki de 657’ye tabii olanlar ve tabii olmak isteyenler.

Sayın memur arkadaşlar öncelikle yazıma sizlerin yaptığınız büyük yanlışları anlatmakla başlayacağım. (İstisnalar vardır. İstisnalar olacaktır. Biz istisnaları her zaman ayırt ederiz.)

Staj yaptığım devlet kurumlarında yer alan memur arkadaşlar saat dokuz gibi laboratuvarlarına geliyorlar. Dokuz-on arası yemek yiyor, daha sonra birkaç iş yapıyor ve on ikiyi beklemeden yaklaşık on bir buçuk civarı yemeğe çıkıyorsunuz. İçinizde sabah dokuzdan akşam beşe kadar çalışanlar da var. Onlara söyleyecek bir sözümüz yok. Fakat sizler(işinin hakkını vermeyenler) öğleye kadar bir-bir buçuk saat arası çalışıp öğleden sonra yaklaşık iki saat çalışıyorsunuz. “Ne de olsa devlete kapağı attım gerisi sorun olmaz” diyorsunuz. Çok çok büyük yanlış yapıyorsunuz. Toplumun en şanslı kesimi olduğunuz için şükredeceğiniz yerde bir de sizin yüzünüze gerçekler söylendiği zaman kızıp köpürüyorsunuz. Sendikalara mı güveniyorsunuz? Devlet memurluğuna atanmak için ortaya sürdüğünüz amcanıza, dayınıza mı güveniyorsunuz? Zaten devlet kurumuna girerken torpil kullandıysanız günümüzde en zor yarışlardan biri olan insanlık yarışında çok geride kaldınız.

Neyse zaten bu dönemde insanlığın bir önemi kalmamış durumda. İnsanlık önemli değilse vatan hainliği de mi önemli değil. “Sen de amma abarttın be kardeşim. Adamlar ne yapsın. Sınava giriyorlar ve hak ettikleri mevkilere yerleştiriliyorlar” dediğinizi duyar gibiyim.

Ülkemde memur atamalarının bu şekilde olmadığını halkımız çok iyi bilir. Torpilsiz devlet dairelerinde çalışmak imkansızdır. Ben torpili es geçiyorum. Burada önemli olan çalıştığınız yerin hakkını vermemenizdir. Kış günü soğukta simit satıp evine ekmek götürmek isteyen insanlardan ne fazlanız var? Ayıptır ayıp! Siz bu ülkenin vatandaşısınız da, simitçi Nijerya’nın vatandaşı değil ya? Mosmor elleriyle simitçi vatandaşımız eve dönerken, sizler onun verdiği vergiyle yakılan kaloriferlerin dibinde akşama kadar oturuyorsunuz, yüzünüz sıcaktan kıpkırmızı oluyor. Bu ülkenin en rahat iş imkânına sahip olan insanı olmanıza rağmen hala mesailerde kaytarıyorsunuz. Bir de bahaneler üreterek vicdanınızı rahatlatmaya çalışıyorsunuz. Bu açıkça vatan hainliğidir. Bu yaptığınızı kendi vicdanınıza kabul ettirebilirsiniz fakat kamuoyunun vicdanı kesinlikle yaptığınız yanlışı affetmeyecektir. Lütfen söylediklerime kulak verin. Yarın sabah uyandığınızda simitçiyi düşünün ve işinize dört elle sarılın. Vatandaşın vergileriyle maaşınızın verildiğini, Türkiye’nin en rahat iş imkanına sahip insanı olduğunuzu defalarca hatırlayın ve ona göre mesai saatini değerlendirin.

Şimdi sıra sizde sevgili memur adayları. Sizler belki de büyüklerinizi takip ederek torpillerle, karambolden devlete kapağı atmayı düşünüyorsunuz. Belki de “Devlet halkımın parasıyla oluşturulan değerli bir kurumdur. Bu kurumdaki bütün çalışanlar herkesten önce halkına karşı sorumludur. Ben halkıma karşı sorumluluklarımı ileri düzeyde yerine getireceğim ve atanacağım kurumda vatanım için hayırlı olan bütün çalışmaları mesai saatlerimi düşünmeden, azami gayret sarf ederek yapacağım” diyorsanız size söyleyecek bir sözüm yoktur. Benim derdim torpilli büyüklerini takip etmek isteyenlerle. “Sakın büyüklerim yaptıysa doğrudur” deyip sizde torpil yaptırarak devlete kapağı atmaya çalışmayınız. Bu durum sizin acizliğinizi gösterir. Onursuz kazanışlardansa onurlu kaybedişleri tercih etmek şerefiniz açısından daha iyi olacaktır. Bir yanlışla başlayan kayboluş benliğinizi tamamen alıp götürmeden uyanmanızda fayda görüyorum.

Son Söz: Devlet dairelerinde üç kişinin çalışacağı bir birime altı kişi atayan yetkililer yüzde ellilik bir kısmın kaytarması için zemin oluşturmaktadırlar. Adam kendine yapacak işi bulamayınca hantallaşmaya, hantallaştıkça işten kaytarmaya devam ediyor. Saçma döngünün hükümetler tarafından göz ardı edilmesinin tek sebebi kadrolaşmanın seçimlerde meydana getirdiği müthiş oy kitlesidir. Kendi adamlarını devlete alıyor. Onlara diğer kesimin sahip olmayı hayal bile edemediği rahatlıkta iş imkanı sağlıyor. Eee beş kişilik birime on kişi alarak hem istihdam yaratmış gibi gözüküyor hem de kendi oy kitlesini artırarak gelecek seçimler için bir adım öne geçiyor. Kısacası memur alıyor takkeyi veriyor külahı.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Sizin anlattığınız doğrular sistemin ne keder başarılı olduğunu gösteriyor.1)ayrıcalık tanıyıp insanları birbirine düşüreceksin. 2)Bu durumu yaratıp özelleştirmelere, sürgünlere kılıf hazırlayacaksın, 3)Seçimlerde oyu garanti edeceksin. Amaç bu. Ülke zarar ediyormuş, boşverin onu, denizle domuz misali. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 30.01.2012 9:24
 

Böyle yerler var maalesef. Haklısınız. Ama balık baştan kokar. Üst yöneticiler sorumludur.

Turbest 
 30.01.2012 2:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 344
Kayıt tarihi
: 10.07.11
 
 

Uzmanlık alanım yazmak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster