Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
974
 

Mendilimde kan sesleri

Mendilimde kan sesleri
 

“İnsan yaşadığı yere benzer.”


Öyle midir gerçekten? Bunu hiç düşünmüş müydünüz, yani yaşadığınız yere benzeyip benzemediğinizi?

Edip Cansever’in şiirini okumadan önce ben de hiç düşünmemiştim. Birisi bana deseydi ki “Emel, bu şehre ne kadar çok benziyorsun!”, güler geçerdim herhalde. Ne demek istedi ki, diye düşünür ama işin içinden çıkamazdım.

“O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer

Suyunda yüzen balığa

Toprağını iten çiçeğe

Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine

Konya’nın beyaz,

Antep’in kırmızı düzlüğüne benzer.”


Benziyor muyuz gerçekten üzerinde yaşadığımız bu topraklara, mavisine baktığımız gökyüzüne, seslerini duyunca tepemizde, hayran kaldığımız martılarına?

Şırıl şırıl akan sulardaki balıklara, bakarken huzur bulduğumuz denizlerin dalgalarına, gölgesinde dinlenirken ferahladığımız ağaçların yapraklarına, kırlardaki çiçeklere, köylü kızlarının rengarenk entarilerine benziyor muyuz?

Ya kağnısıyla mermi taşıyan Elif Kadın’a, cephede savaşırken sevdiğinden gelen mektubu koynunda saklayan adama, “giden gelmiyor, acep nedendir” diyen analara, çocuklara, bacılara benziyor muyuz?

Hayır! Ben benzemiyorum. Ben sadece eskiden çekilmiş fotoğrafların karelerinde, gazete sayfalarında, kitaplarda anlatılan masallarda görüyorum ve yaşıyorum onları. O sayfalarda, o karelerde benzediğimi hissediyorum onlara.

Oysa bir yanım eksik kalıyor. Tamamlayamıyorum. Neye benzediğimi bilemiyorum. Ne kadar korkunç değil mi? Aynanın karşısına geçip bakıyorum kendime. Yüzümü, ellerimi, bakışlarımı seyrediyorum.

“Gülemiyorsun ya, gülmek

Bir halk gülüyorsa gülmektir

Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi!”

Bu mısraları tekrar ediyorum. Sesli sesli okuyorum kendi kendime. Türkiye’ye benzemek, nasıl bir şey olabilir diyorum. Sonra Türkiye’yi düşünüyorum.

Ekmek kuyruklarında ekmek bekleyen kadınları, otobüs duraklarında yaşama sevinci sönmüş yüzleri, banka önlerinde sıranın gelmesini bekleyen yaşlıları, internet kafelerde zaman öldüren çocukları görüyorum Türkiye’de.

Üzerlerine umutsuzluğun kara bulut gibi çöktüğü, bacası tütmeyen, sokağa ışığı süzülmeyen evleri görüyorum.

İnsanımızın sürekli bir yerlere koşuşturmasını, ekmek kavgasını, bir şeylere yetişeceğim derken kendine hep geç kalmasını görüyorum.

Yanımda benimle birlikte sokakta akıp giden insanları düşünüyorum; kimisi ‘bu ayı nasıl çıkarırım’ın hesabını yapıyor, kimisi gelecekle ilgili planlar yapıp kaygılar içinde çırpınıyor, kimisi sigarasını tüttürüp çocuğunun rızkından çalıyor, kimisi ölsem de kurtulsam diyor, kimisi sokakta yürümekten korkuyor, kimisi evinde yalnızlıkla baş başa kalmaktan kimisi…

Kahvehane köşelerinde ömür çürütenleri mi dersiniz, çocuklarını sokağa salıp çocuk büyüttüğünü sananları mı dersiniz, ekmek arası uyuşturucu satanları mı dersiniz, Polat Alemdar’ı tanıyıp da ülkesinin ilk cumhurbaşkanını bilmeyenleri mi dersiniz, hepsini görüyorum Türkiye’de.

“Dağılmış Pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar

Ve dağılmış pazar yerlerine memleket

Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile”

Peki sizler hüzünleniyor musunuz? Yoksa ‘alıştık artık’ mı diyorsunuz? Sokaklardan öylesine mi gelip geçiyorsunuz? Camekanlara, yanınızdan geçen dolmuşlara, yakıp kül ettiğimiz ormanlara, egzoz dumanlarına, ter kokularına, artık sokaklarda koşturmayan çocuklara, raflara dizdiğimiz öylesine alınmış kitaplara bakıp da bir şeyler hissetmiyor musunuz hiç?

Öyleyse size sadece şunu söylüyorum; Edip Cansever haklıymış, insan yaşadığı yere benzermiş. Bizler de benzemişiz de farkında değiliz.

Ahmet Abi, güzelim bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.”
resim: Nuri Can

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel emel'im, benziyor insan yaşadığı yere, kimi acıların tutup bir ucundan yaşamaya çalışıyor, kimi kahrederek kaderine zil zurna hayaller peşinde...Son zamanlarda daha bir benzer oldu insanlar yaşadıkları yere, kısır bir döngü içinde mutlu olmak bile istemiyorlar... YÜREĞİNE SAĞLIK.Çok güzel blog yazın. ESEN KAL

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 20.02.2007 20:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 894
Kayıt tarihi
: 13.01.07
 
 

1979 Giresun doğumluyum. Kendimi bildim bileli kalabalığı sevmem. İnsanlara karşı mesafeliyimdir. He..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster