Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
341
 

Menekşe

Açıl susam açıl dedi. Güneş çok uğramaz yağmur bulutları seyrek geçer buralardan. Ne için ısınır ne serinlersin. Bakma bu kadar boylandığımıza, azimle tanıştık biz. Ama sen farklısın, bütün bunları sırtlanmana gerek yok, kendine yetecek kadarını biliyorsun. O yüzden farkında olman lazım köklerini kucağına alıp gitmen gerektiğinin. Sana yol veririz istersen hatta amacımız senin uzamanı görmek toplarken çiçeklerini insanların.

Bense çok şeyi yapmak istiyordum. Balkondaki saksıda olduğumun önemi gerçekten yoktu, bize ilk öğretilen düşmek olmuştu, nasıl düşecektik kendimizi atıp aşağı. Ama hayatıma sığmayacak, çok hızlanmam gerekecekti. Beklediğim bir mucize değildi artık. Belki sadece güçlü bir rüzgar ki bir kere esmişti. Hatta düşmüştüm bile balkondan bahçeye. Ama sanırım beni büyüten kişi takipte. Kimse ne olduğunu anlamadan ya da anlamamış gibi yapacak kadar kısa ya da anlamamışı oynayacak kadar yok toparlanıp tekrar balkon kenarına iliştirilmiştim. Evet yaşamaya devam ediyordum ama hiç büyümeden. O nefesi verdikçe o güneşsiz köşemden ayrılamayacaktım ve serinleten yağmur da boylayacaktı yeraltına beni tanımadan, bensiz.

Onun hep orda boynu bükük olmasına tahammül edemiyorum. Suyu mu eksik toprağı mı verimsiz bir türlü anlamadım. Ne yapsam istikrarını bozmadan öyle duruyor. Bir kaç kere yerini değiştirdim, yeni ve büyük bir saksıya koydum, fayda etmedi. Hergün onu seyrediyorum, keşke diyorum ne istediğini söylese ama söylemez ki.... Bir küçük kıpırtı gördüm sanki birgün. Belki rüzgar derken düşüverdi aşağıya. Sert esiyordu o gün, normalde hatta herşeyi toparlar muhafazalı bir yere koyardım. O gün salınmalarını seyretmeyi istemiş olmalıyım. Sadece hayata dair bir kıpırtı görmek için onda. Bana vermediği tepkiyi en azından bir şeye veriyordu. Nasıl koşarak indim aşağıya. Etrafa saçılmış toprağını toparlayıp tekrar diktim onu saksısına bilemedim. Kendimden çok utandım ve çok da kızdım nasıl bu kadar ihmalkar ve bencil olabilirim diye.

Biliyordum birgün sakısının dar geleceğini, ait olduğu yere gideceğini. Onda yansıyan azıcık güneşten belliydi. Kabul edişinde bile vardı bu yansıma. Hiç üzülmedim çünkü onun için hayal ettiğim ve emin olduğum hayata atmıştı sanmıştım kendini. Her ne kadar beklesem de ummadığım bir an olduğu için muhakkak fark etmemiş olabilirim bir süreliğine. Zaten bir sürelik olduğundan habersiz. Bir manolya olarak bir balkona mahkum, bense gelebilecek en son noktadaydım ve umrumda değildi dahası. O’nun için heybetli bir duruş olmayacakmış meğer hiç bu hayatta.

Güzelim, süsüm ve bu kadarım. Cam önünde ya da balkon kenarında’lıkım. Biliyorum kokmuyorum ve güçlü bir gövdem var ve toprağa gömülüyüm neredeyse. Evet renk katıyorum hayatlara belki neşelenen bile vardır beni görünce. Evet sohbetler hep beni ortalarına alarak dallanır budaklanır o ve arkadaşları arasında. Sorsanız ve olsa dilim anlatacak çok hikayem çıkarılacak çok dersim olurdu. Beni mi sadece bu kadar seviyorlar da tek koydular buraya. Ne beni başka menekşe ile paylaşmamak ne de onu başka bir menekşeyle paylaşmayayım diye mi. Ya da yapamaz mıyım gerçekten otlarla kedilerle soğuk kış gecelerine ait örtü altında ya da kurak yaz günleri rutubetiyle, kırağı ile çiğ ile. Dedim ya dilim olsa bir de yetim, inanmıyorum mezarımda doğacağıma.

En son yine ağladım solgun morunda. Şeftali misali yaprağında.

Rüzgar, tut elimden dedi. Tut. Merak etme güzel geçecek yolculuğumuz. Ben hep esicem, dedi. Ona ait olduğumu sandım ben de. Bana, kırık bir saksı, umutsuz bir manolya ve neye mal olduğunu yokluğumun bilen birinin sorumluluğunu bıraktı miras. Şimdi bir daha düşmek istemiyorum ve düşeceğimi de sanmıyorum. Peki bu saksı neden dar geliyor hala?


Bir pencere önünde

Kalorifer sıcağıyla boğusuyorum

Nefesim iyiden kurudu

Başım düştü düşecek.

Hiç farkı kalmıyor böyle

Mevsimlerin

Ne açan güneşin

Ne solan günün

Ne deli esen rüzgarın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

önce devekuşu, sonra menekşe. farkındalığınızı ve empati yeteneğinizi kutluyorum. güzel ifade etmişsiniz.

bol yıldızlı gece 
 06.01.2008 11:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 397
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

78 istanbul doğumluyum. O sene içinde doğanların hayatlarını kazanmakta güçlük çekecekleri hatta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster