Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
676
 

Merak etme anne ben öğreniyorum!

Merak etme anne ben öğreniyorum!
 

Çocuğunu bilgisayar karşısında oyun oynarken gören herhangi bir ebeveynin endişesidir : "yine oyun oynuyorsun değil mi?, ödevlerini bitirdin mi peki?", "kapat şu bilgisayarı git derslerine çalış" daha bilinçli olanlarımız ise "önce ödevlerini bitir sonra oynayabilirsin" derler.

Sayın anne ve babalar, öğretmenler ve her türden eğitimciler, çocuğunuz oyun oynayarak ve / veya oynarken de öğrenebilir, dersine çalışabilir, ödevini yapabilir, sosyal bir birey olabilir, paylaşımcı olabilir, ders ve ödevleri konusunda gerekeni yapabilirler. Çok basit bir oyunu oynarken bile çocuğunuzun hem bilişsel hem de fiziksel açıdan birçok uzvunun tetiklendiğini, beynindeki nöronların birbirleriyle sınıfta öğrenme etkinliği sırasında olduğundan daha etkin ve hareketli olduğunu, neden-sonuç ilişkilendirmelerini hiç oyun oynamayan bir öğrenciye göre çok daha hızlı yapabildiğini, keşfederek öğrenmeye daha yatkın olduğunu ve iş hayatında profesyonellerden beklenebilecek strateji geliştirme ve eylem planı oluşturabilecek düşünce yapısına sahip olduğunu bilmelisiniz. Üstelik bu oyun bir de özellikle belirli bir öğrenme konusu (Matematik, Fen, Sosyal Bilgiler vb) üzerine yoğunlaşarak öğrenci-merkezli hazırlanan bir uygulamaysa, içinde ister Star Wars, Mario, Fifa, NBA ister FRP (Fantasy Role Playing), FPS (First Person Shooter), strateji olsun endişe etmeniz son derece yersizdir. Önyargılı davranmadan siz de çocuğunuzla birlikte oynamayı deneyin derim ben, oyunu ona sorun, o öğretsin size nasıl oynanacağını, hatta birlikte çoklu - oyuncu seçeneği ile oynayın, onunla birlikte olun, aynı saflarda savaşın onunla, aynı takımda basket atın, hedefleri birlikte yenin, çocuğunuzun yaşadığı mutluluğu birlikte yaşayın. Emin olun onunla birlikte oynayarak çocuğunuza kazandıracaklarınız olası endişelerinizden çok daha önemlidir.

"Ama saatlerce bilgisayarın başından kalkmıyor", "derslerini, ödevlerini yapmıyor", "sürekli bilgisayar başında kalarak antisosyalleşiyor", "tüm vaktini chat yaparak geçiriyor", "girmemesi gereken yerlere giriyor"... Benzeri endişeler daha da artırılabilir sanıyorum...

Sayın veli, öncelikle sizi çocuğunuzla tanıştıralım : çocuğunuz bir 21. yy bireyi, dijital neslin çocuğu, o bir "Digital Native - Doğuştan Dijital Yetkin", o iki parmakla uzun bir metni cep telefonundan inanılması zor bir beceriyle kısa bir sürede yazıp gönderebiliyor, iletişim kurmak için Chat, IM, Email, Blog, Video kullanıyor, müziğini MP3 çalıcıda dinliyor, kablosuz ağa bağlanıp mesajlarını kontrol edebiliyor, arkadaşlarıyla web üzerinden bilgi paylaşımında bulunabiliyor, araştırma yapmak için interneti etkin kullanabiliyor, sadece yazılım değil donanım bilgisine de sahip, gereksinimlerine uygun teknolojik taleplerde bulunabiliyor, yurtdışı şimdi olmadığı kadar daha yakın onlar için, istatistiki verileri yorumlayabiliyor...

Peki siz; bunların ne kadarına alışkınsınız? Ne kadarında tecrübeniz var? Çocuğunuzun dünyasında etkin bir rol almak istiyorsanız ya becerilerinizi geliştireceksiniz ya da empati kuracaksınız. İçinde mantık olmayan yaptırımlara 21.yy nesli haklı olarak tepki veriyor. Höt, höt'lerle çocuğunuzla iletişim kurmayı denemek zor olan yol. Çocuğunuzun bilgisayar başında çok fazla kalmasından endişelisiniz; özellikle sağlık açısından haklısınız da, ödevlerini yapmıyor diyorsunuz, oturmuş şiddet içeren oyunlar oynuyor diyorsunuz, psikolojik açıdan haklısınız da...

Siz bir velisiniz, anne-babasınız, eğitmensiniz. Çocuğunuzun hayatındaki en önemli rolünüz burada başlıyor işte, onun için yararlı olabileceğini düşündüğünüz konuları ona sormadan öngörerek direkt karar mekanizması olmak yerine, olası yolları gösterip yönlendirici olmanız çoğu zaman en doğru yol gibi. Bir veli olmanın gerektirdiği olgunluğa sahip olarak aslında çocuğunuza doğru olan yolda ilerlemesini sağlayabilirsiniz. Yalnız burada doğru olan yol, sizin bildiğiniz değil çocuğunuzla birlikte aldığınız hedefte izleyeceğiniz yol olduğunu unutmamalısınız.

Her oyun direkt öğretim aracı değildir tabi. Bir çok üründe olduğu gibi oyunlarda da farklı türler vardır. Eğitsel oyun yazılımları günümüzde popülerliği artan bir endüstri. Günümüzün çocuklarının özellikle belli bir yaştan sonra sanal dünyada ikinci bir yaşantıları var. Bu dünyada veliler de var. İnsanlar orada akademik olarak kendilerini geliştirebiliyor, gündelik yaşantılarını devam ettiriyor hatta ticaret yapabiliyorlar. Warcraft oyununun düzenli olarak oynayan 8, 5 Milyon kullanıcısı, Second Life oyununun ise 5, 6 Milyon kullanıcısı var dünya çapında. Bu bir gerçek ve biz bu gerçeğe şimdiden hazır olmalıyız.

" Bugün dün yaptığımız gibi öğretirsek, çocuklarımızın geleceğini çalmış oluruz " (John Dewey).


borasinc@yahoo.com

Kaynaklar :
"Don't Bother Me Mom - I'm Learning" : Prensky, Marc. 2006

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fikirlerinize katılıyorum fakat bütün bu yararlarını saydığınız teknolojik gelişmelerin çocukların hayatında azımsanmayacak kadar da yan etkisi var. En önemlisi eğitim anlamında yararları zararların üstünde tutabilmektir. Elinize sağlık.

tervedus 
 21.04.2007 20:55
Cevap :
Öğrenmesi sizce zor ama öğrenmek zorunda olduğunuz bir konuyu, ilgi duyduğunuz bir tema içine senaryolaştırılarak anlatılsa kendinizi daha rahat hissetmez miydiniz? Öğrenmeye zorunda olduğunuz için yeni bilgi sadece geçici hafızanızda kalmayacak, önceki tecrübelerinizle ilişkilendirebildiğiniz için o bilgi kalıcı hafızanızda şekillenmiş olacak. Yaşam boyu öğrenebilmenin temeli de buna dayanmıyor mu zaten? Oyunlar burada işte tam bu ilişkilendirmeyi kurmasına yardımcı oluyorlar. Tabiki her oyun böyle değil. Yeterki doğru amaca doğru etkinliği entegre edebilelim. Bence belediye yetkilileri ve çalışanları düzenli olarak Sim City oyunu oynamalı :) Sevgiler...  23.04.2007 0:23
 

Bahsettiğiniz oyunlarla çocukların gerçekten çok şey öğrendiğini düşünüyorum ben de. En kötü ihtimalle, içinde geçen İngilizce sözcükler hafızalarında yer ediyor, bu da bir şeydir! Yakın bir tarihte okuduğum bir yazıya göre, çocuklar bazı oyunlar sırasında saldırganlık ve şiddet içeren eylemlere "doyuyor" (her insanın içinde olan bir güdü, Freud'a göre) ve gerçek hayatta daha sakin ve ılımlı olabiliyormuş. Yani bilgisayar oyunları vakit kaybı değil gerçekten de. Sevgiler

OynamıYorum 
 20.04.2007 23:25
Cevap :
Elenmesi gereken bir sürü oyun var piyasada. 2 YTL'ye satılıyor seyyarlarda hatta. Çizgi filmlerde var aslında çok da çocuğa özgü olmayan. Çizgi filmlerde dağın tepesinden düşüp üzerine kaya düşen karakterin canlanıp tekrar maceraya atılmasını algılamak bir yetişkin için kolay ama bir çocuk için pek de kolay olmayabiliyor. Biliyorsunuz Pokemon karakterini taklit eden bir çocuk tekrar geri geleceği düşüncesiyle balkondan atlamıştı. Bir başka çocuk da Spider Man'a özenip pencereden düşmüştü. Ancak burada biz velilere, yetişkinlere önemli bir görev düşüyor. Açıklayıcı ve yönlendirici rolümüzü oynamamız gerekiyor. Doğru yönlendirme için çocuğumuzla da iletişimizin bozulmaması gerekiyor. "Onu oynama bunu oyna" demek de çözüm değil tabi. Neden-Sonuç ilişkisini çocuklarımıza kurdurabilme becerisi, 21.yy velisi için olmazsa olmazlardan artık. Hepimize kolay gelsin :) Sevgiler...  23.04.2007 0:05
 

Ben de ne yapacağıma karar veremiyordum. 2.5 yaşında kızım ve 2 yaşından beri birkaç tane eğitim programı oldu şimdilik fakat açıp kapamayı, kullanmayı biliyor ve başına geçip saatlerce oturabiliyor. Kaldıramıyorum. Biliyorum eğitmenler çok kızıyor böyle şeylere fakat ne yapayım? Engellemek de mantıklı gelmiyor bana. Dediğiniz gibi onlar bilgisayar çocukları. Yakında oyunlara geçeyim o halde. Teşekkürler, sevgiler, saygılar...

Lale Beşe 
 20.04.2007 21:59
Cevap :
Lale hanım, öncelikle yorumunuz ve ilginiz için teşekkür ederim. Gelişmiş bir ülke olarak kabul gören, eğitim alanında standartları oluşturan ülke olarak bilinen ABD'de geçen ay uluslararası bir konferans ve sempozyumda (CoSN 2007), insanlar öğretim ortamlarında oyunların ve simülasyonların etkin kullanımı konusunu tartıştılar. Sonuç ne biliyor musunuz? Ya çocukların günlük yaşamlarında kullandıkları teknolojiyi öğrenmelerine yardımcı olacak biçimde kullanılmasını sağlayacağız ya da onların dünyasında göçmen olarak yaşayacağız. Öğretmenlerin çoğu için etkinlik hazırlamak zaman alıcı bir etkinliktir, bir de kontrol etmekte nispeten sıkıntı duydukları teknolojik araçlar işin içine girdiğinde çocuğunuza destek olmalarını beklemek pek anlamlı değil zaten. Ama hepimizin unutmaması gereken bir şey var ki; çocuğumuz bilgisayarda oyun oynasın veya oynamasın, bir şekilde teknolojiyi kullanıyor ve bunu bir gereksinim olarak görüyor. Bu gerçeği görmemezlikten gelirsek gelecek için hata olabilir.  22.04.2007 23:54
 

Bu konu üzerine yazılan ve son zamanlarda okuduğum en güzel yazı diyebilirim. Hep çocuklar bizden bir şey öğrenecek değil ya. Bizim de onlardan öğrenecek hatta onlarla birlikte öğrenecek çok şeyimiz var. Zamana ayak uyduramayan ebeveynler çocuklarıyla iyi iletişim kuramazlar diye düşünüyorum. Güzel yazınız için teşekkürler. Sevgiler..

Gülün içinden 
 20.04.2007 16:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1827
Kayıt tarihi
: 14.03.07
 
 

İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı ve Marmara Üniversitesi Teknoloji Eğitimi bölümü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster