Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '18

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
123
 

Merak Ettim: Tarihteki İlk Kütüphane

Merak Ettim: Tarihteki İlk Kütüphane
 

İstanbul, 2018


Çocukluğumuzdan beri her birimiz, şu soruyu çok duyduk sanırım; “Okuyan mı daha çok bilir, gezen mi?”. Yanıtı hala bulamamış olacağız ki, ikisini de bolca yapmaya çalışıyoruz. 2017’nin sonunda, yeni yıl hedeflerimizi belirlerken Celal’le birlikte bir “challenge” yani meydan okuma oyunu başlattık. 2018 yılında 40’ar kitap okuyacağız. Aslında hem birbirimize hem de kendimize meydan okuduk. Normalde de fena okuyan bir çift değiliz ama neden daha fazlası olmasın, maksat sınırları zorlamak. Oyun kisvesi altında bir yarışa dönüştüğünü herhalde tahmin edersiniz. “Öndeyim işte, geçtim seni”, “ama benim kitaplar içinde araştırma konulu olanlar var”, “bilmem artık” gibi cümleler havada uçuşuyor evde. Dünyadaki tüm yarışlar böyle olsa, değil mi? Nisan’ın ortasında durum benim açımdan pek parlak değil. Şu an 6. ve 7. kitapları okuyorum (evet, ikisini aynı anda, biri roman biri araştırma kitabı), Celal ise 16. kitabını okuyor. Tamam, biraz (!) önde olabilir ama tabi ki yetişeceğim ona, bu meydan okumada geride kalan ben olmayacağım. (şuraya bir de “son gülen iyi güler” kahkaha efekti koyalım.)
 
Kitaplardan konuyu açmışken, bir süredir merak ettiğim bir konu vardı. Kütüphaneler tarihi nasıl ve nerde başlıyordu acaba? Birkaç tahminim vardı. MÖ 3000’lerde çivi yazısını icat eden Sümer topraklarında yani bugünkü Irak’ta ve benzer yıllarda papirüs kağıdını icat eden Mısır topraklarında, bugünkü kütüphanecilik anlamında olmasa bile bir arşivleme sisteminin olabileceğini tahmin ediyordum. Keza yanılmamışım, ilk kütüphane diyebileceğimiz özellikle ticari belgelerin saklandığı, bugünkü Irak bölgesinde Sümerlere ait tapınaklarda belli bir düzende arşivleme sistematiğine dair araştırma sonuçları var, bahsedilen yıllar MÖ 2600.
 
Kütüphane ismiyle anılan ilk oluşum ise Asur’lara ait, Asurbanipal Kütüphanesi, bugünkü Irak topraklarında yer almış olan Ninova şehrinde, MÖ 700’lerde kurulmuş. Kütüphanenin kurulmasını teşvik eden bilim ve kültüre çok önem veren dönemin Asur hükümdarı Asurbanipal. 30 binden fazla kil tablet saklandığı düşünülüyor. Yaradılış Destanı, Gılgamış Destanı, Binbir Gece Masalları’ndan bölümler gibi tarihte çok önemli metinler burada saklanmış. 1800’lerin ortasında İngilizler tarafından keşfedilen kütüphanenin sahip olduğu eserler İngiltere’ye taşınmış ve şu an British Museum’da sergileniyormuş. Şaşırdık mı, tabi ki hayır?
 
Büyük İskender’in bu kütüphaneyi görüp, kendi kütüphanesi için ilham aldığı fakat kendi kütüphanesini inşa ettiremeden öldüğü söyleniyor. Büyük İskender’in ölümünden sonra, yanındaki generallerden biri olan Ptolemaios Soter, kendi adını taşıyan krallığını kurmuş. Bilime ve edebiyata düşkünlüğünden dolayı Büyük İskender’in hayalindeki kütüphaneyi, MÖ 300’lerde Mısır’da inşa ettirmiş ve hayata geçirmiş ki bu da bizi tarihteki ikinci en eski kütüphaneye götürüyor, İskenderiye Kütüphanesi. İskenderiye Kütüphanesi başlı başına bir yazı konusu zaten, ama şu kadarını söylemem lazım; içinde 900.000 yazma eseri barındıran bu kütüphane o dönemin dünya bilim ve kültür merkezi haline geliyor. Papirüslerin rulo yapılarak saklandığı kütüphaneden kimler geçmiyor ki, matematikçi Öklides’ten tutun mekanikçi Arkhimedes’e, gökbilimci Batlamyus’tan kadın matematikçi Hypatia’ya kadar dönemin ünlü pek çok bilim insanı bu kütüphanede çalışmalarını yapıyor ve eğitimler veriyor. 2009 yapımı Agora isimli filmde Hypatia’nın yaşam öyküsünü ve İskenderiye Kütüphanesi’ni izleyebilirsiniz, şiddetle tavsiye ederim. Maalesef MÖ 48’de Sezar’ın Mısır’ı işgal etmesiyle kütüphane büyük zarara uğruyor ve bundan yaklaşık 320 yıl sonra da Hristiyanlık’ı yeni kabul etmiş Romalılar tarafında Paganizm’e ait her şeyin imhası sırasında elde kalan son eserler de hamamlarda yakılarak yok ediliyor. Bunu düşündükçe mideme kramp giriyor. Dünya tarihinin en büyük bilgi ve ışık kaynakları birkaç hastalıklı insan zihnine kurban gitmiş.
 
Her iki kütüphanenin de iki güçlü, iki bilime ve kültüre önem veren devlet hükümdarı önderliğinde kuruluyor olması hiç de tesadüf olmasa gerek. Bu kütüphaneler maalesef tarih sahnesinden silinmiş. Peki, sormaya devam etsem, ayakta kalan en eski kütüphane hangisi? Bunun da güzel bir cevabı var. 859 yılında Fas’ta bir kadın (oley! :)) tarafından kurulan al-Qarawiyyin Kütüphanesi. Kütüphane üç yıllık restorasyondan sonra 2016’da ziyarete açılmış. Kütüphane’nin kurucusu Fatima El-Fihriya, dönemin varlıklı bir ailesinin kızıymış. Kendisi de kütüphanenin içinde yer aldığı al-Qarawiyyin Üniversitesi’nde okumuş. Tahta levhadan diploması kütüphanede görülebiliyor. İnanılmaz heyecan verici değil mi? :) Kütüphanede 4.000’den fazla el yazması yer alıyormuş. Bunlardan biri İbn-i Haldun’un Mukaddime eserinin orijinal kopyası. Umarım en yakın zamanda bu kütüphaneyi gidip görürüz, şimdiden çok heyecanlandım.
 
Evet, tarihteki ilk kütüphane ne İtalya’da, ne İngiltere’de ne de Fransa’da. Rönesans dönemi ile birlikte, yani 1300’lerden sonra bu ülkelerde gerçekten çok güzel kütüphaneler inşa ediliyor ve bu kütüphaneler hala ayakta, çok güzel korunuyorlar ve gidip gezilebilir durumdalar. Dünyanın şu anki bilim ve teknolojisine kavuşmasını sağlayan eserler de bu kütüphanelerde. Amma velakin tarihteki ilk kütüphane bugünkü Irak topraklarında ikinci ise Mısır’da kuruluyor, ayakta olan en eski kütüphane ise şu an Fas’ta. Bu ülkelerin şu anki durumları göz önünde bulundurulduğunda tarihte gerçekten yanlış giden bir şeyler olmuş demekten kendini alamıyor insan.
 
Bol bol kitaplı günlerimiz olması dileğiyle… #haydiuretelim
 
 
Benden Tavsiye Etmesi:
 
 
Okumalık: The Guardian gazetisinde yer alan Fas’taki  al-Qarawiyyin Kütüphanesi makalesi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 153
Kayıt tarihi
: 10.05.14
 
 

Amatör bir matematikçi (lisans), amatör bir ekonomist (yüksek lisans), amatör bir tarihçi (doktor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster