Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '07

 
Kategori
Antalya
Okunma Sayısı
681
 

Merhaba Antalya

Merhaba Antalya
 

Uzun zamandır taşınma ve yerleşme telaşım vardı, hoş, halen de bitmiş değil. Gaziantep'e gidip eşyalarımı alıp geleli ve evimde kalmaya başlayalı 1 ay olmuş bile. Yeni apartman ya, Telekom hat çekene kadar eziyet de çektirecek, bu kesinleşti. İnternetsiz akşamlar çok dert değil ama yeni görevimin temposu nedeniyle mesajlarıma bile bakamaz oldum, bırakın blog yazmayı. Neyse, iyi kötü bir "yeniden başlangıç" yapayım, kör topal da olsa devamı gelir artık.

Antalya'dayım. İzmir'ime daha yakınım, Antep'imden uzaktayım. Burada daha fazla eğlence var, taze başlangıçlar var. Spor salonuna gitmeye başladım, bisiklet biniyorum, deniz sezonunu da yakında açacağım. Daha ince bir yaşam sürmek, bir fıçı ilacın faydasını bir damlasında taşıyan denizle yeniden içli dışlı olmak için iyi bir fırsat yakaladım burda. Yeni mobilyalar aldım, kutu gibi evim için. Kendimden çizgileri yansıtmaya çalışıyor, postumdan iki tane daha ben çıkartmaya uğraşıyorum. Sertab'ın şarkısındaki gibi "Kendime yeni bir ben lazım!.." çünkü.

Antalya iyi hoş da, o güzelim parkları ve düzenli yerleşimiyle (tabii ki yeni yerleşim sahaları için söylüyorum bunu) kent gibi kent olan Antep'ten sonra bazı yönlerden çekilmiyor. Kanalizasyon sisteminin daha geçen yıl kurulmaya başlandığını duyunca kulaklarıma inanamadım. Burası dünyanın sayılı turizm merkezlerinden biri olma iddiasında ama daha arıtma tesisleri yeni kuruluyor!.. Tabii her taraf kazılmış durumda. Bozuk yollar, olmayan kaldırımlar... Yürümek bazı yerlerde tam bir çile. Neyse, bir yandan da çalışmalar hızla sürüyor. Nihayet doğru dürüst bir belediye başkanı gelmiş herhalde, benim anladığım o.

Ama bir şey var ki, içim acıyor her defasında!.. Antalyalılarla ilgisi yok tabii, dışarıdan gelen düşüncesiz tiplerin yarattığı bir dram bu. Yazın tatile gelip kedi köpek besleyen, sonra defolup giderlerken, o hayvancıkları burada bırakan insan müsveddeleri yapıyor bunu. Geçen Konyaaltı Sahili'nde yürürken cins bir köpek gördüm. Cins bir köpek ama her tarafı uyuz olmuş, yara içinde. İnsanlardan kaçıyor, bir yandan da yaklaşmaya çalışıyor. Yanımda yiyecek yoktu, büfeler de daha açılmadığı için çaresiz kalakaldım. Sonra Lara tarafında da benzer sahnelerle karşılaştım. Köpek cinslerini pek bilmem ama sokak köpekleri ile cins köpekler arasındaki farkı da ayırdederim. Başı boş, tasmasız dolaşan çok fazla cins köpek var burada. Hastalanmış ya da sakat olarak dolaşanları da cabası. 3-4 ay sahibine sevgiyle bağlanıp kalan, sonra da terkedilen o hayvanların günahı ne? Neden onlara böyle bir ceza verir o insanlık müsveddeleri?!?

"Hah, aç açık kalanlar varken, tek derdin bu mu?!?" diyenlere laf yetiştirmeyi bıraktım. Güya seçip de başımıza getirdiklerimizden biz sorumluyken, nasıl ikna edeyim ki bu düşünce sahiplerini? Dünyanın kalanını bize özgü o bencillikle bir tarafa itip, insanı merkeze koyan anlayıştan tiksiniyorum, ne diyeyim başka?!?

Neyse, dağılıyor konu. Kısıtlı zamanda bu kadar oldu, n'aparsın. Sağlıcakla kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Uzun süredir sayfanızı ziyaret edemedim. Bu arada siz taşınmışsınız bile, rast gele yeni yaşamın. Mekan değişiminde ferahlık vardır, bu arada bende taşındım; ama siz gibi şehir değiştiremedim. Antalya eskiden sık sık gitiğim bir şehirdi hatt evimzi vardı karaoglan parkının yakınlarında. Şimdi evimiz yok ve sık gitmiyorum geçen sene 2 günlük bir uğrayışımoldu, üzüldüm sadece bina ve insan yığını gibiydi. Olsun, sevilecek yanları vardır her şehir gibi. Başıboş bırakılan hayvanların belediyeler tarafından toplanıp bu işkenceden kurtarılması gerekli, neden kanunlarımızda hayvanlara eziyet yapan vicdansızlar için caydırıcı yaptırımlar yok, al besle, at sokaga sonra ne olacak bu hayvanlar, insan değil bunlar diyesim geliyor. Ahlaki degerler, insani yargılar değişiyor çok geç olacak bir gün.. ESEN KAL YENİ ŞEHRİNDE...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 09.06.2007 22:56
Cevap :
"Ahlaki değerler, insani yargılar değişiyor, çok geç olacak bir gün..." Doğru söze ne denir? Buralardan başlayarak kaybediyoruz karşılıksız sevginin gücünü. Hayvanlara eziyet ediyor, bina dikmek için ağaçları katlediyoruz ve beton yığınlarının arasında, gasplar, kavgalar, cinayetler gırla giderken insanlıkçılık oynuyoruz... Esenlik dilekleri için teşekkürler!.. Sana da kolay gelsin Serap. Düzen tutturmak zor oluyor, umarım kısa zamanda (benim tersime) oturtmuşsundur!..  11.06.2007 8:44
 

Çocukken babamın mesleği dolayısıyla doğuda il-ilçe gezerken yazın olmasını iple çekerdim.Çünkü yaz demek Antalya demekti. Buraya yerleştik en sonunda...İyi mi ettik bilmiyorum.Yazdıklarınızı okuyunca bir kere daha düşündüm.Bu şehir beni üzüyor, sürekli yollar yapılıyor, evet hala kanalizasyon çalışmaları bitmedi, trafik diye bir şey var ki akıl sır erdiremiyorum, o kadar minübüs otobüs varki insan çıldıracak gibi oluyor, ve aslında Antalya bisikletli insanları, kaykay yapan gençleri, hayvanseverleri gördüğümüz bir şehirken giderek İstanbullaşıyor.Sahile inmenize gerek yok, şehir merkezinde de tasmalı, kir içinde kaşınan yalnızlığa terkedilmiş köpekleri bulabilirsiniz.Ya da yazın 40 dereceyi geçen sıcağında köpeklerini balkonda aç-susuz bırakıp tatile giden insanlar..Of Of..

Çiğdem Ya. 
 06.06.2007 23:11
Cevap :
İstanbullulaştığını başka arkadaşlarım da söylüyor. Oysa özünü kaybetmese, Akdeniz'in sıcaklığını kentleşmeyle birleştirse ne güzel olurdu. El birliğiyle yapmak gerekli bunu. Ben kendi adıma bir şeyler yapmaya çalışacağım elbette, bakalım günler ne getirecek. Sevgi ve selamlar!.. Yine de burada olmak güzel!..  07.06.2007 8:43
 

Merhaba Hakan Hocam, Antalya için bir kez daha hayırlı olsun, Antep'i benden çok seven hem de dışarlı biriyle karşılaşınca seviniyorum aslında. İstanbul'a 18 saat, Ankara'ya 10 saat mesafeli bir yerleşimde yaşayan ve bu sebeple kendisini bir kenara iple bağlı ve yaşamın merkezlerinden uzak birisi olarak hissetmek gibi bir sorunum var. 9 yıllık İstanbul macerasından sonra Antep fazla dingin geliyor hala. Deniz ise başlı başına bir eksiklik zaten. Ama her ne olursa olsun, kanalizasyon sorunu olmayan bir kentte yaşadığımı hatırlattığın için teşekkür ederim. Her şey bir yana konforumuz yerinde anlaşılan. Antalya'da mutlu olman dileği ile,

Bibliyofil 
 06.06.2007 13:47
Cevap :
Merhaba, merhaba!.. Vallahi eşya taşımaya geldiğimde o dev parkta oturup bir kez daha düşündüm yol yakınken geri dönsem mi diye?!? Ama sebze diyarlarından birine gelmiş olmayı, denizi görmeyi aklıma getirince vazgeçtim. Elbet burası da iyi bir nazım planla kentleşir, daha da güzelleşir. Zaman gerekli yalnızca. Yolun düşerse beklerim, ev küçük ama bir aileyi misafir edecek kadar da donanımlı!.. :) Umarım Antep'te de görüşürüz!.. Yaz biterken kesin orda olacağım ya da bandırmalar sergilerde yerini alınca!..  06.06.2007 13:58
 

Sizin İzmir'e geleceğiniz aklımda kalmış sanki; hani kahvaltılarımı kıskandığınız yazılarımdan. Üzülmüştüm kıskandıramıyacağım diye :)) Kolaylıklar diliyorum "ev" işlerinizde. Maviler İzmir'den.

derinmavi.. 
 06.06.2007 13:26
Cevap :
Ahhhh ah; İzmir olmadı ne yazık ki. Ara sıra gelip gidiyordum, yine devam ediyorum. Önceden 16 saat otobüsle ya da 1 saat 40 dakika uçakla giderdim, şimdi süreler kısaldı. Bir gün oaray da yerleşirim elbet. Gerçi Katina kartlarından Antalya'ya temelli yerleşeceğimi okudu ama ı ıh, benim gönlüm İzmir'de!.. :) Sağolunuz, o dileklere hâlâ gereksinmem var!.. Sevgiler, saygılar!..  06.06.2007 13:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 91
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 2079
Kayıt tarihi
: 05.03.07
 
 

Bankacılığı bırakıp kendini reel sektörün kollarına atmış bir adamım... Kitaro başta olmak üzere ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster