Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
268
 

Merhaba ben öldüm.

Merhaba ben öldüm.
 

Bir sabah baş ağrısıyla uyanır mısınız bazen?

Bu sabah uyandığımda başımda dindiremediğim bir ağrı vardı.
Ağrı kesicinin etki edemeyeceğini bildiklerimizden hani.
Hayatım boyunca böyle şiddetlisini yaşadığım olmamıştı.
Hayatım demişken biraz kendimden bahsedeyim en iyisi size.
Manisa'nın Akhisar ilçesinde doğup büyürken hayallerini de beraberinde,içinde bir çiçek gibi büyütmüş,annesinin tazecik fidanı,babasının biricik kızıyım ben.
Ya da öyleydim düne kadar...
Bakmayın di'li geçmiş zamanı cümle içinde kullanmak için çok gencim aslında.
Üç tarafı denizlerle kaplı bir yerde,dört tarafı öfkeyle kaplı insanlar arasında boğulmamaya çalışarak geldim bugünlere.
Ya da gelmiştim işte...
Sistem tarafından acımasızca işkenceye maruz bırakılan demokrasinin ve yanında saçından tutup gezdirdiği eşitliğin, gözlerimin önünde can çekişini ağlayarak izledim ben.
İşkence tatmin edicidir.Ama tatmin kelimesini çıkarırsak eylemin iç boşalır.
Uğradığı işkenceyle yüzü gözü dağılmış bir düzenin içinde ayakta kalmaya çalışan,aksayarak yürüyen hayatımın tutunduğu koltuk değneğiyim ben.
Değneğiydim daha doğrusu...
Yaşıtlarımın alev alev yanmasına da tanıklık ettim 'namus' adı verilmiş tuzağın içine acımasızca bırakılışlarına da.
Onlar için sokaklarda da yürüdüm.
Çığlıklar da attım.
Kızdım.
Yeri geldi sövdüm de.
Ülkem için tencere tabak da kaldırdım ben.
Hayallerimin,arzularımın,planlarımın arasına başka hayatlar da sığdırmaya çalıştım.
Bir gün kendim olarak yaşamak,yaptıklarımla anılmaktı en büyük hayalim.
Sesimi duyurduğumda nefes aldığımı,yaşıyorum diyebildiğimi görün istedim.
Din adı verip arkasına saklandığınız hatta sakladıklarınız yüzünden bugün soğuk bedenim.
Yozlaşmayı ete kemiğe büründürüp çocuklarınıza aşıladığınız için yirmi dört saat önce ateşi her zerremde hissettim ben.
Hani bana bahşedilmiş bu hayatı bahşedenden başkası alamazdı?
Hani kaderdi.
Hani günahtı.
Hani namustu.
Hani Kur'andı,kitaptı.
Bedenimi ateşe verirken hangisini düşündün?
Mini etek giydiğimden mi toprağın altında şu an bedenim?
Topuklarıma mı bileklerime mi karşı koyamadın?
Söyle bu sefer neydi günahım?
Hangi öfkeydi benden çıkan?
Hangi bastırılmışlık,sindirememişlikti?
Nasıl bir nefretti bu içindeki?
Nasıl böylesine dönebildi gözün?
Gözümü sonsuzluğa kapattığım anki fotoğraf karesinden yaşayabilsen keşke hayatı.
Üç tarafı denizlerle kaplanmış bu kara parçasının içinde yaradanın verdiği canımı iki kere düşünmeden elimden alıp en büyük şirki koşmuşken sen, rahat uyuyabildin mi dün gece?
Bundan sonra zaman senin için akıp giderken hayatta kaldığı yerden devam edecek mi gerçekten?
Kabuslar görüp uyanmayacak mısın?
Sessizliğin içinde çığlıklarımı duyup sağır olmak istemeyecek misin?
İsteyeceksin.
İçin çürüyecek ama sen öldüğünü fark bile etmeyeceksin.
Ben kim miyim?
Adımı henüz bilmiyorsunuz ama bana kısaca Özgecan diyorsunuz.
Şimdi bildiniz değil mi?
Ben hayalleriyle,umutlarıyla,yarınlarıyla birlikte ateşe verilip üstü toprakla kapatılmış on sekiz yaşındaki iç sızınızım...
Merhaba ben öldüm.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 233
Kayıt tarihi
: 31.12.14
 
 

Her gece ikişer dakika arayla beş alarm kurup her sabah onları üç kez ertelerim. Uyanır u..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster