Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '14

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
762
 

Merhaba İtalya (2): Verona ve Trieste

Merhaba İtalya (2): Verona ve Trieste
 

Verona'da bir kuyumcu dükkanı


İtalya'da ikinci günümüz. Tarih 28 Temmuz 2013 Pazar. Sabah Padova'daki otelimizde kahvaltı yaptıktan sonra tren garının yolunu tutuyoruz. Bugün Romeo ve Juliet'in şehri olan Verona'ya gideceğiz. Bilindiği üzere Romeo ve Juliet İngiliz yazar William Shakespeare'in ünlü bir piyesi. Aslına bakılacak olursa Shakespeare'nin üç piyesinde olaylar Verona'da geçiyor: Romeo ve Juliet, Hırçın Kız ve Veronalı İki Centilmen.Tren garında Verona yolculuğumuz için tren biletlerimizi satın alıyor ve Verona yönüne giden ilk treni yaklaşık 45 dakika bekliyoruz. Padova'dan Verona'ya tren yolculuğumuz yaklaşık bir saat sürüyor. Öğlen saatlerinde Verona'dayız. 

Trenden indikten sonra istasyondan şehrin tarihi merkezine doğru yürüyoruz. Yaklaşık on dakikalık bir yürüyüşten sonra Verona şehrinin tarihi kapısına ulaşıyoruz. İlk hedefimiz Juliet'in mezarı (Tomba di Giulietta). Juliet'in mezarına doğru yürürken bitişiğinde yürüdüğümüz yüksekçe surların önünde park edilmiş 34 plakalı bir motosiklet görüyorum. Sahibi motosikletin yanında. Vatandaşımızla iki dakikada ahbap olup, ayaküstü sohbete dalıyoruz. Motosikletini İstanbul'dan İtalya'ya gemiyle getirtip, kendisi İtalya'ya uçakla gelmiş. Şimdi motosikletle İtalya'yı baştan başa geziyormuş. Kısa bir sohbetin ardından vatandaşımızla vedalaşıp yürüyüşümüze devam ediyoruz. Birkaç dakika sonra Juliet'in mezarına ulaşıyoruz. Burada birkaç hatıra fotoğrafı çekip Verona'yı gezmeye devam ediyoruz. Sırada Juliet'in evi var.

Juliet'in merazından ayrıldıktan sonra geldiğimiz yöne geri dönüyor ve önce tarihi Verona Arenası'na ulaşıyoruz. Arena şehrin en büyük meydanı olan Piazza Bra'nın bitişiğinde bulunuyor. Bu meydana Juliet'in evini gezdikten sonra geri döneceğiz. Piazza Bra'dan Verona şehrinin başlıca alışveriş caddesi olan Via Giuseppe Mazzini caddesine geçiyoruz. Zaten bu caddenin bir ucu doğrudan Piazza Bra'ya çıkıyor. Via Giuseppe Mazzini cıvıl cıvıl bir cadde; canlı heykeller rızklarının peşine düşmüşler. Via Giuseppe Mazzini caddesini kesen Via Cappello caddesine ulaşana yürüyoruz. Via Cappello caddesine ulaştığımızda kalabalığı takip edip Juliet'in evini bulmamız hiç de zor olmuyor.

Kalabalıkla birlikte Juliet'in evinin kapısından geçerek evin avlusuna ulaşıyoruz. Başımı yukarı kaldırmamla Juliet'in balkonunu görmem bir oluyor.  Juliet'e özenen genç kızlar balkonda iki dakikalığına Juliet olmak için sıraya girmişler anlaşılan. Balkonda kızlar geçidi var. Modern Romeolar avluda piyasa yapıyorlar. "Sesi güzel bir Romeo olsa da O sole mio isimli şarkıyı söylese Pavarotti gibi. Ya da Romeo gibi mi majör tonalitede bir arya. Bize de eğlence çıkar!" diye düşünüyorum içimden. Avluda Juliet'in bronz bir heykeli var. Gelen giden Juliet'in sağ göğsünü tutup fotoğraf çektiriyor. Kimi erkek turistler işi abartıp bebekliklerine dönüyorlar bir anlığına. İnsanlar Juliet'in heykelinin sağ göğsünü tutmanın aşk hayatlarında kendilerine şans getireceğine inanıyorlar. İnsanlar bu işi o kadar abartmışlar ki heykelin sağ göğsü onca insanın tutmasından dolayı zamanla aşınmış ve göğsünden koluna uzanan bir çatlak oluşmuş. 2014 yılının başlarında heykel Juliet'in evinin bahçesinden alınarak restore edilmek üzere Castelvecchio Müzesine götürülmüş. Şu Juliet'le bir fotoğraf da ben çektireyim bari. Unutmadan! Bu heykelin bir kopyası da Almanya'nın Münih şehrinde var. Münih Verona'nın kardeş şehri. Münih'deki heykel 1974 yılında Verona şehri tarafından armağan edilmiş. Münih'de adet ise Juliet heykelinin ayaklarının dibine çiçek bırakmak. Bu heykelin ayaklarının dibine çiçek bırakan insanların aşk hayatlarının güzelleşeceğine inanılıyor. Ne şanslıyım! Hem Verona hem de Münih'deki Juliet heykellerini birkaç ay arayla görmek kısmet oldu...

Juliet'in evinin bahçesinde uzunca bir zaman geçirdikten sonra evin hemen girişinde bulunan La Casa di Giulietta isimli hediyelik eşya dükkanına giriyoruz. Dükkanın orta yerinde bir dikiş makinesi; makinenin başında genç bir bayan. Bu genç bayan isteyen dükkan müşterilerinin isimlerini çeşitli büyüklük ve şekillerdeki kumaş parçalarının üzerine nakşediyor. Eşime "Biz de kızımızın ismini yazdırsak mı?" diye soruyorum. Kendi aramızda Türkçe konuştuğumuzu işiten genç bayan Türkçe"Kızınızın ismi nedir? Kızınıza bir hediye vermek isterim." demez mi? "Siz de Türk müsünüz?" "Evet, Türküm." "Niye zahmet ediyorsunuz?" "Zahmeti mi olur? Birkaç dakika sonra bu genç bayan, kızımızın ismini nakşettiği kumaş parçası, kızım  ve eşim aynı fotoğraf karesinde buluşuyorlar.

   *  *  *

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

   *   *   *

"Dante gibi ortasındayız ömrün." demiş Cahit Sıtkı Tarancı. Ne güzel demiş. Floransalı şair Dante 1265-1321 yılları arasında yaşamış ve yaşamının 7 yılını Verona şehrinde geçirmiş. Sırada Dante'nin Piazza dei Signori meydanında bulunan heykeli var. Kısa bir yürüyüşten sonra Piazza dei Signori meydanına ulaşıyoruz; burası Verona'nın tarihi merkezindeki en ihtişamlı meydanlardan biri. Dante'nin heykeli meydanın orta yerinde; meydanı çevreleyen binalar birbirinden güzel. Dante heykeli ve Piazza dei Signori meydanının birkaç fotoğrafını çekip hemen yakınlardaki Piazza delle Erbe meydanına geçiyoruz. Güneş altında yürümekten bitap düşmüş kimi turistler meydan çevresinde buldukları gölge yerlerde soluklanıyorlar. Biz de bu meydanda gölge bir yer bulup bir süre dinleniyoruz.

Artık Verona Arenasının bulunduğu Piazza Bra'ya dönebiliriz. Epeyce yürüdük; susadık ve karnımız acıktı. Via Giuseppe Mazzini caddesinde bulunan bir süpermarketten birer sandviç ve soğuk içecek satın alıp arenanın hemen karşısında bulunan parka gidiyoruz. Dünyanın dört bir köşesinden gelmiş turistler çokça ağacın bulunduğu bu parkta yemyeşil çimlerin üzerine yayılmış Verona Arenasını seyre dalmışlar. Biz de ailece parkta kendimize kuytu bir köşe bulup arena manzarası eşliğinde karnımızı doyuruyoruz.

Verona'dan ayrılmadan önce bir de gezi trenine binip şehir turu yapıyoruz. Piazza Bra'dan kalkan bu gezi treni ile Verona'nın çeşitli tarihi yapılarını görme fırsatımız oluyor. Verona gezimizin sonunda tekrar tren istasyonuna giderek Padova yönüne giden ilk trene biniyoruz. Geceyi Padova'da bulunan otelimizde geçirdikten sonra 29 Temmuz 2013 Pazartesi sabahı otelimizden ayrılıp Padova tren istasyonunun yolunu tutuyoruz. İstikamet Trieste. Tren biletlerimizi satın alıp Trieste yönüne giden ilk trene biniyoruz.

Trieste İtalya'nın kuzeydoğusunda bulunan bir liman kenti. Trieste'de şehir merkezinde bulunan Hotel James Joyce'da konaklayacağız. Tren istasyonundan otelimize yaklaşık 15 dakikada yürüyoruz. Otele yerleştikten sonra Trieste şehrini gezmeye başlıyoruz. Trieste'ye ikinci gelişimiz olduğundan şehrin belli başlı gezilecek yerlerini biliyoruz. Şehrin tarihi meydanı olan Piazza Unita d'Italia otelimizin çok yakınında. Meydanın deniz tarafındaki kenarında şehre denizden gelen düşmanlara gözdağı, dostlara ise güven vermek istercesine dikilmiş iki devasa mızrak heykeli var. Meydanın zeminine çok sayıda aydınlatma lambası yerleştirilmiş. Geceleri bu meydan ışıl ışıl oluyor.

Trieste gezimize başlayalı çok geçmeden deniz yönünden siyah bulutlar şehre yaklaşmaya başlıyor. "Ne oluyor?" demeye kalmadan bardaktan boşanırcasına bir yağmur, şimşek, gök gürültüsü... Eşim ve kızımızla güç bela konakladığımız otele geri dönebiliyoruz. Yağmur akşam saatlerine kadar devam ediyor. Yağmur biraz olsun dindiğinde otel yakınında bulunan bir süpermarketten hazır yemek satın almaya çıkıyorum. Otel odamızda yemeğimizi yedikten sonra televizyon izleyerek günü tamamlıyoruz.

30 Temmuz 2013 Salı sabahı kahvaltının ardından otelden ayrılıyor ve Trieste otobüs garajından Hırvatistan'ın Pula şehrine giden bir otobüse biniyoruz.  Bu otobüsle öğleden sonra Porec kasabasına ulaşıyor ve Porec'de birkaç saat geçirdikten sonra bir başka otobüsle geceyi geçireceğimiz Rovinj kasabasına gidiyoruz.

Trieste şehrine gitmeyi düşünenler için bir hatırlatma: Kahve severler Illy markasını mutlaka duymuşlardır. Illy ilk espresso makinesi olan Iletta'yı Trieste'de imal etmiştir ve Illy'nin fabrikası Trieste şehrinde bulunmaktadır. Trieste'den bu meşhur kahveyi satın almadan ayrılmayın.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 997
Kayıt tarihi
: 13.11.12
 
 

1995 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi İngiliz Dili Eğitimi Bölümü'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster