Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
117
 

Merhaba

Merhaba
 

Bir merhaba yeter... Yeter ki sen işini doğru yap....


Ne güzel bir sözcüktür MERHABA...

Sokakta,otobüste,sinemada; üç beş dakikalığına da olsa yolumuzun kesiştiği,  büyük olasılıkla bir daha hiç görmeyeceğimiz insanlara "Merhaba" deme alışkanlığı yaygınlaşsa ne güzel olur.

Elbette sokakta yürürken her gördüğümüze değil ama onlara da bir tebessüm; en azından " evet ben seni görüyorum, varlığının farkındayım ve benden sana bir zarar gelmez" anlamını yansıtan bir bakış...

Çok mu zor olur ki...

Aslında herkes karşıdan, başkasından bekliyor   .N' olur ilk adımı biz atsak...

İletişim kurma gereksinimi, özellikle belli bir yaşa gelmiş hanımlarda gençlere göre çok daha fazla.    Geçenlerde yazları kaldığımız ilçenin dolmuşunu beklediğim sırada, yanıma gelen bir bayan; üç beş dakika içinde, öğretmen olan kızının hiç ev işi yapmadığından yakında evleneceği için çok mutlu , kendisinin de bazı sorunları olduğundan söz etti.  Beklediği dolmuş biraz daha geç gelseydi sanırım "çocukluğuna inecek"di... :)

Toplum olarak o kadar gerginiz ki;  trafikte, sokakta yürürken, herhangi bir sosyal mekanda birbirimizin varlığına tahammülümüz yok. Adeta   " Ben seni görmüyorum daha doğrusu görmek istemiyorum.Sen burda fazlasın. Önüme çıkarak yoluma engel oluyorsun"  mesajı veriyor insanlar birbirine. 

Dikkatli bir gözlemci,  bunu;  sizi gördüğü halde umursamaz bir vücut diliyle haniyse size çarpacak şekilde bazen de çarparak yürüyenlerden, daha sarı yanarken kornaya basanlardan, sinemada arka koltukta bir şekilde ses çıkararak sizi umursamayan davranışlar sergileyen  duyarsızlıklardan anlayabilir.

Peki biz toplum olarak eskiden de böyle miydik? Kocaman bir  HAYIIIIRRR...

İşte  yeniden, insanların birbirinden - hoşlanmasalar- bile  saygıyı ihmal etmediği o  güzelim  TÜRK toplumuna,  belki de sadece evet sadece bir MERHABA ile dönebiliriz  . Neden olmasın...

Bu dönüşüme de; 

Bir MERHABA, bir tebessüm; sen " ben"sin ben de "sen"im kardeşim .  Sloganıyla başlangıç yapabiliriz pekalâ ...

Dikkat ettiyseniz ve izliyorsanız haber bültenleri artık üçüncü sayfa  haberleriyle dopdolu. Üç beş siyasi haber, bir kaç dakika hava durumu. Geri kalan  yürek yakan , izleyenlere Ahh, vahhh dedirten kaza, yaralama, kadın cinayeti, felaket haberleri...  İnsanımız nasıl gergin olmasın. Ekonomik nedenlerle zaten canı burnunda insanlar,  akşam yorgun argın evde bir araya geldiklerinde bunları izlemek zorunda kalıyor. 

İyi bir aile eğitimi almamış,"alt yapı"dan yoksun , genellikle de eve ekmek bile almakta zorlanan insan yığınları,  çocuklarını  tarikat denilen, aslında o sözcüğün anlamı ile uzaktan yakından ilgisi olmayan "fitne yuvaları"na veriyorlar.   Aslında  iki ateş arasındalar ve bunun farkındalar.Yani pek çoğu yaptıklarının doğru olmadığını biliyor ama çaresizlikten ve biraz da "mahalle baskısı"ndan oralara gönderiyor o körpecik fidanları.  Bu insanlar gergin olmaz mı...

Geçenlerde ünlü bir, güya "din adamı" kadın sünnetinin dinimizde var olduğundan, hatta Peygamberimizin bunu teşvik ettiğinden söz ediyor.  Ee,   Bunu okuyan sizin benim gibi az çok birikimi, aklı olan insanların sinir kat sayısı  tehlikeli boyuta gemez mi...  Nasıl kızmayalım...  Bu toprakları canları pahasına bize emanet  eden  atalarımızın kemiklerinin sızım sızım sızladığını düşünerek nasıl gergin olmayalım...Bunlar yaşasın, kendileri gibi sapık yığınlar oluştursunlar diye mi verildi o şanlı savaşlar...

İslam bu mu, insanlık bu mu...   Kendilerini din adamı  sanan soytarılar, zavallılar ağızlarını açtılar mı dikkat edin sadece ve sadece belden aşağı  konuşuyorlar.  İmanı biraz zayıf olanları temelli dinden çıkarmayı hedefliyorlar belli ki.  Amaçları o...  Belli ki bir yerlerden bu konuda direktif alıyorlar. Ne Kur'an'da var. Ne  şimdiye kadar rahmetli  Yaşar Nuri gibi gerçek din adamlarından böyle şeyler duyduk .  Yetim hakkı, akraba komşu ilişkileri, evrensel boyutta bazı ilmi gerçekler,,, Onlarca konu var . Bunlardan bir kez bile bahsettiklerini hiç duydunuz mu.  Varsa yoksa kadın,cinsellik ...

O dile dolanan "huri" meselesi Kuran'daki müteşabih denilen ayetlerden birinde geçiyor. Müteşabih,  zamana ve topluma göre çeşitli şekilde yoruma açık anlamına geliyor ki bu konuda detaya girecek kadar haddimi aşacak değilim.

İster inançlı olsun isterse inanmasın.O Allah'la kul arasındaki sorun. Allah peygamberine müşrikleri kastederek "Onları inandırmaya  çalışma,ben sana sadece tebliğ görevini verdim" derken sen kim oluyorsun da  " şöyle yaparsan Cennet'e böyle yaparsan Cehennem'e" diyebiliyorsun.

  Şu sıralar  genelde siyasi amaçla söylenilse de   doğruluk payı tartışılmaması gereken bir  söylem var. Birlik ve beraberliğimizi ortadan kaldırmak için  kurulan tuzakları bozacak sihirli bir formül : 

İster Sünni ister Alevi ol;ister TÜRK, ister Kürt, Çerkez, Laz, Boşnak ol.İster inan, ister inanma.İster kapalı ol ister açık...   Hepimiz bu ülke için varız ve hepimiz aynı gemideyiz. 

Tıpkı KURTULUŞ SAVAŞI'mız  ve hemen sonrası yıllarda olduğu gibi hiçbir siyasi görüş ayrılığı ve yaşam şekli farklılığına bakılmaksızın millet olarak "yek vücut" olmak ...

Ancak bu şekilde , yeniden  bir "diriliş" gerçekleşebilir.

  Bir MERHABA ile yeniden  kardeş olur, yeniden  birlik olur, dağların ardındaki Güneş'li ülkeye kavuşabiliriz  hep birlikte. 

Merhaba   herkese...

 

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba... Herşeyin dozunda, kararında olması lazım; yani "had" dediğimiz şey işte. Fakat maalesef kimi konularda, hattâ din gibi mesela pek çok konuda hem bilir bilmez bir yandan ahkâm kesip bir yandan da çok abartan, saptıran, sapıtan, hem de çok kolay oyuna gelen ve getirilen bir milletiz. Doğruyu-gerçeği bir kenera bırakıp hattâ hiç kaale almayıp, aksine yalana-yanlışa-riyaya tav olmakta ve kafadan bir şeyler uydurmakta neredeyse birinciyiz! Oysa insanların birbirine düşmesi, anlaşmazlıklar, bölünmüşlükler, kimi aşırılıklar, kutuplaşmalar ve dahi yalanlar, yanlışlar hangimizin ne işine yarar? Azıcık bile düşünülse, hem bu, hem de doğru hareket tarzı zaten hemen görülür, bulunur ama, ama... düşünülmüyor işte vesselam!

Filiz Alev 
 03.10.2018 19:44
Cevap :
Merhaba sevgili Filiz."Had bilmek" Gerçekten herkes bunu yapabilse; insanlarda dinleme, dinledikten sonra anlayıp sonrasında fikir beyan etme yeteneği olsa her şey ne güzel olurdu. Bir kere bu; kendilerine "din adamı, hoca şeyh" unvanlarını veren en hafifinden "soytarı" diyeceğim (aslında çoook sıfatlar var da burda zikredemeyeceğim) adamlarda bir parça inanç, bir dirhem bilgi birikimi olsa kendi aralarında bu kadar ayrılığa ve bu kadar sapkınlığa düşmezlerdi. Kur'an'da hizip ve hizipleşme ile ilgili ayetlerde bunlarla ilgili uyarılar mevcut.Düşünebiliyor musun adam "kapalı olmayan kadınları öpebilirsiniz" diyor. FACE'de bu paylaşımın altındaki yorumlarda kendisine iadeli taahhütlü yorumlar fazlasıyla var. Şu ağızlara pelesenk olmuş içi bu yüzden boşaltılmış"dış mihraklar"deyimi aslında asıl ve gerçek sorunumuz.Senin de bildiğin üzere 1950'lerde verdik elimizi,kolumuzu alamıyoruz şimdi.BÖL VE HÜKMET düsturu ile birbirimize düşürdüler.Bu denli fikir uçurumları o yüzden. SEVGİLER...   04.10.2018 10:37
 

MERHABA sevgili Nur hanımcığım, hoş geldiniz aradan sonra ne de güzel bir öneriyle geldiniz. Gerçekten toplumsal toparlanmaya ihtiyacımız var. Sokakta istemeden şahit olduğumuz konuşma ve tutumlar git gide kötüye gidiyor. Aile faciaları hat safhada,Gençler,sürücüler öfke patlamalarında dilerim bir an önce düzelir. Emeğinize sağlık sevgilerimle

Cemile Torun 
 03.10.2018 13:18
Cevap :
Sevgili Cemile Hanım merhaba.Hoş bulduk:) Tam 7 ay olmuş yazmayalı.Romatizma ağrılarım yüzünden yazamadım bir müddet.Çok şükür daha iyiyim şimdi.Yaz döneminde çocuklar geliyor, sonrasında Korkuteli'nde oluyoruz .Orda da internetimiz yok:)telefonla da olmuyor yazı işi, ben beceremiyorum. Bu yüzden yazamadığım gibi açamadım MB'u .İnşaallah bundan sonra takip edip yazmaya çalışacağım. Düşünüp sorgulayan, araştırıp iyi gözlem yapan, görgü ve bilgilerinden geçerli ve doğru sentezler oluşturabilen ne kadar az sayıda insan kaldı.Bu yüzden özellikle bayanlar olarak sizler gibi duyarlı insanların hiç olmazsa böylesi ortamlarda "satırlarımızdaki çığlıkları" duyurmak asli görevi olmalı.Elbette erkekler de doğruları haykırıyorlar ama kadın duyarlılığı daha bir etkili oluyor sanki:) Özellikle ekonomik nedenlerle "canı burnunda" olan insanımızın kızgınlığını, öfkesini bir diğerinden alması beklenen bir etki/tepki olgusu. Biraz farkındalıkla bu durum asgariye inebilir oysaki... SEVGİLER.   04.10.2018 10:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 303
Toplam yorum
: 739
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 1298
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster