Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
4049
 

Merhamet duygusunun semeresi

Merhamet duygusunun semeresi
 

MERHAMET HİSSİNİN GETİRDİĞİ SERVET

Evin hanımı, ayın belirli bir gününde bankaya gidiyor, sabahın erken saatlerinde ve akşama yakın zamanlarda, renkli bir market poşeti veya gazeteye sarılmış bir yemek kabı ile bir yerlere gidip geliyordu,

Son zamanlarda tavırları da değişmişti, hani 'yürüyüşü değişti' derler ya, tam da onun gibi bir şey, önce kocasının kendisine hediye aldığı telefonu elden çıkarmış, şöyle son modelinden bir telefon satın almıştı, sonra, ardından yeni kiyafetler aldı.

Genç hanım evde de bazı şeyleri değiştirmeye başlamıştı.

Büyük oğlanın da hallerinde bir gariplik seziliyordu. Anneye son zamanlarda daha bir saygı gösteriyor, kızdığnda köpüren çocuk gitmiş, yerine, daha uysal bir çocuk gelivermişti.

Annesi ile ortak akıl içindeydiler, baba ile her konuşmada, baba tek anne ile çocuk bir taraf oluyorlar, baba fikirlerinde yalnız kalınca, baş edemeyince, galiba siz haklısınız diyor ve bir köşeye çekiliyordu.

Günler böyle geçiyor, bir zaman sonra, her ne oluyorsa, kadın ve çocuk, durumu şöyle bir açıklığa kavuşturmak istiyorlar...

Yıllardır didinip çalışarak aileyi bir yere getiren babadan gayrı ve gizli bir sırrı daha fazla sürdürmenin yanlış bir şey olacağını düşünmüş olacaklar ki, artık ağzları çözülüverdi ve bütün çıplaklığı ile olayı babaya anlatmayı yeğlediler.

Hızlı hızlı ve heyecan içinde bir çırpıda anlatıverdiler.

Kadın konuşmayı şöyle sürdürdü:

- 'Amcam Mustafa, bir zaman önce beni yolda gördü, selamlaştık, halını hatırını sordüm, bana; 'kızım ben iyi değilim' dedi, devamla ;

- ' Yeğenim, rahmetli kardeşim de evlatlarının içinden seni çok severdi, senden bahsederken 'o kızımın yeri başkadır' derdi, o zaman kardeşimin bu sözünü önemsemedim ancak unutmadım. Şimdi ne kadar doğru söylediğini fark ettim. Kardeşim öldü, kızkardeşim yani halan da öldü, sonra da eşim..., yengenle evlendikten sonra hiç çocuğumuz olmadı, ancak seni de evladım gibi kabul ediyorum, yürümem ağırlaştı, ibadetimi yapamaz, yemek yiyemez haldeyim. Gözlerimde artık görmüyor. Senin eve getirdiğin bir kaç kap yemeğe ne kadar hasrettim bilemezsin, çamaşırlarımı yıkayıp getirince, babanın önemsemediğim sözü hatırıma geldi. Sonra düşündüm, Ölürüm mölürüm, bankada beşyüz otuz bin yeni türk lirası param var, ben maaşımla idare ederim, bu parayı çekip sana vereyim, para ortada kalmasın, evine eşya alır, çocuğunu okutur ve kendine güzel şeyler alırsın, öldüğümde de arkamdan fatiha okumayı unutma evladım' dedi.

Ertesi gün bankaya gittik, parayı çekti ve bana verdi, ben de aynı bankaya başka bir hesap açtım, banka müdürü de bu olaya şahit oldu, banka müdürü benim kulağıma eğilerek 'bak yeğenim dedi, bu zamanda kimse kimseye bir kuruş vermiyor, ben amcana bir hizmetçi tutup, buradan hizmetçinin maaşını ödeyeyim dedim, başka bir şeyler de söyledim, hiç birini kabul etmedi, benim aslan gibi merhametli yeğenim var dedi, başka bir şey demedi, yakında emekliye ayrılacağım, bu para benim ikramiyemin tam yirmi katıdır, ne kadar önemli olduğunu unutma' dedi.

Bu anlatılanlar üzerine hanımın kocası Mehmet bey'in gözleri yaşardı, aylardan beri işkillendiği eşinin küçük bir servet kazandığı bu merhametli yaklaşıma özendi, heyecanlandı, boğuk boğuk sesler çıkardı, karısı sessiz ol diye uyardı.

Mehmet bey bu defa kısık sesle: ' Sabah işe giderken minibüsün penceresinden amcanın evine doğru baktım, amcanın saç tıraşı gelmiş, akşamdan sonra evine gidip, saçlarını keselim, hafta sonu da parka gezmeye çıkaralım' dedi

Kadının ergenlik çağındaki oğlu ise annesine bahşedilmiş bu küçük serveti, kazanılmıış hak görüyorki, havailiği, umursamazlığı, aldırmazlığı ve duygusuzluğu ile parmak ısırtıyordu.

Acıma duygusunun çağrıştırdığı bu yüksek duygularla, genç kadın, yaşlı adamın bam teline dokunmuş, duygularını çoşturmuştu.

Bir ara amcası, 'yeğenim bu parayı ne yapayım diye çok düşündüm, Kızılay'dan Türk Hava Kurumu'na kadar bir çok müesseseye bağışlamak istedim, senin nasibinmiş' de deyivermişti.

Bu olayı aynen duyduğum gibi insanlarla paylaşmak amacıyla kaleme aldım, içinde bir çok duygunun yer aldığı anlamlı bir hikayedir.

Kadın ne yapmış ise merhameten yapmıştı.

Merhamet bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü ve acıma duygusudur.

Öğretilerimizden bir taneside: Merhamet etmeyen merhamet görmez' sözüdür.

Terbiye kültürümüz, büyüklerimize sevgi göstermeyi ve merhametli olmayı tavsiye etmektedir.

Ağaç yaşken eğildiğine göre, acıma duygusunu esas alan terbiye anlayışını, yeni nesillerin şahsiyetine, bir duvara konan her bir tuğla gibi tek tek yerleştirmek esas ödevimiz olmalıdır.

Genç kadın genetiğinde var olan merhamet duygusunu verilen terbiye ile olgunlaştırmıştı.

Yaşlı adam kendisine yapılan örnek davranışdan çok etkilenmişti, yeğeninin yaptığı iyilikleri, duyduğu merhamet ve acıma hissinin mükafatını böylece yüksek bir bedelle ödemişti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1309
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster