Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '16

 
Kategori
Fotoğraf
Okunma Sayısı
90
 

Merhametin sorgulanışı - Açlığın trajedisi

Merhametin sorgulanışı - Açlığın trajedisi
 

Bir fotoğraf, Pulitzer ve Kevin Carter… Bedeli bir hayat olan bir fotoğraf… Belki de iki hayat?..
 
Uzun zaman önce okudum Carter’ın trajedisiyle ilintili şu yazıyı. Fotoğrafçılık ile uğraşan amatör veya profesyonel birçok kişinin de okuduğuna eminim. Yazı şöyle:
 
“Sözcükler yetersiz… Sudan’lı aç bir çocuğun incecik siyah teni, narin kemikleri ve güneşten pişmiş öne eğik başı. Küçük kızın açlıktan bir adım daha atacak gücü kalmamış. Yere kapaklanmış, emekleyerek bir kaç kilometre ilerideki BM yardım kampına gitmeye çalışıyor. Biraz arkasında ise bir akbaba sabırla bekliyor. -ölse de yesem diye-
 
Ve küçük kız için inanılmaz bir fırsat doğuyor: küçük kızı kurtarabilecek bir insan olayı görüyor ve yanına yaklaşıyor. Ve işte zamanın durduğu an: kızın bu halini gören gazeteci Kevin Carter, fotoğraf makinesi ile bu anı donduruyor ve çektiği bu fotoğrafla hayalindeki Pulitzer ödülünü 1994 yılında alıyor.
 
1994 yılında sudan’da çekilen bu fotoğraf Afrika da ki açlığın simgesi oldu ve belki de birçok insan bu fotoğraf sayesinde açlıktan kurtuldu. Ancak insanlar olayı sadece bir fotoğraf karesi olarak görmüyorlardı, Kevin Carter’e olayın devamını yani küçük kıza ne olduğunu sordular. Cevap en az fotoğraftaki manzara kadar içler acısıydı:
 
Carter, küçük kıza yardım etmediğini ama fotoğraf çekerken akbabanın korkup kaçtığını, kızın yaşayıp yaşamadığını bilmediğini ama yaşıyor olması gerektiğini, çünkü gıda yardımı yapılan Amerikan üssünün pek de uzakta olmadığını söyledi.
 
Kevin Carter, 1994’ün bir haziran günü bahçe sulama hortumunu araba egzozuna bağladı ve arabasında boğularak öldü. Geride bıraktığı intihar notu karmaşıktı ama içinde bulunduğu ıstırap dolu ruh halini sorgulayan hiçbir şey yoktu. Yazmadan birkaç zaman önce, “kendimi normal insanlara yabancılaşmış hissediyorum. Objektif kapakları kapanıyor ve korkunç kan görüntüleriyle karanlık yerlere doğru geriliyorum.” demiş.
 
Bu karanlık yerler Carter’in cevaplamadığı soruları da beraberinde getirdi. Ondan önce ve ondan sonra gelen fotoğrafçılar gibi oda gözlerinin önünde insanların ölüşünü izledi ve sadece fotoğraflarını çekti. O zavallı Sudan’lı çocuğa yardım etmediğini kabul etti. Ama fotoğrafı çektikten sonra bir ağacın altına oturdu ve gözyaşlarına boğuldu…
 
“Üzgünüm, gerçekten çok üzgünüm…”
 
* * *
 
Benim yüreğimin söylediği:
 
Peki tek suçlu fotoğrafçı Kevin Carter mi? Evet… Bence bu biraz haksızlık değil mi? Ya da işin kolayına kaçmak değil mi? Tamam, haklıyız, Carter fotoğrafını çekip oradan ayrılmamalıydı, bunda hemfikiriz. Eminim ki o’nun da zamanı geriye sardırma imkânı olsaydı, o küçük kızı kurtarırdı. Günümüz teknolojisi için ne var ki bu mümkün değil.
 
Carter, zaten hatasının bedelini vicdanıyla ödedi ve bu ağır bir bedel olacaktı: vicdanı baskın çıktı; kendi yaşamına son verdi…
 
Kevin Carter yalnızca hata yapmış ve bedelini ödemiş bir insan, bir isim… Öyleyse Carter’i günah keçisi ilan edip işin kolayını seçmeyelim. Bazen kendi vicdanımızla başbaşa kalıp kendimizi sorgulayalım. Duyarlılığımız noktasında, belki Carter kadar apaçık şeyler yapmıyoruz ya da yapıyoruz ama bu deşifre edilmiyor. İşte Kevin Carter ile aramızdaki fark bu noktada başlıyor. O ünlü bir gazeteci ve yanlışı deşifre edilmiş, bizim yanlışlarımız ise deşifre edilmiyor…
 
Son tahlilde şunu demek istiyorum: aslında hepimiz biraz Kevin Carter’iz. Masumiyetin ve insani duyarlılığın her geçen an azaldığı dünyamızda, Carter’lerin sayısı gittikçe artıyor.
 
Biraz cesaret, geçelim bir aynanın karşısına, bakalımaynadaki suretimizde ne kadar Kevin Carter olduğumuzu göreceğiz?
 
Bu dünyanın çiçekleri çocukları, bu genellemenin dışında tutuyoruz. Dünya hâlâ dönüyorsa onların masumiyetiyle ilintilidir…
 
Bir farklılık yaratmak adına… Hayat için…
 
karakusabbas@gmail.com
 
http://blog.milliyet.com.tr/abbaskarakus

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 154
Kayıt tarihi
: 17.07.16
 
 

Abbas KARAKUŞ  Diyarbakır'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ergani'de tamamladı. İzmir Dokuz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster