Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
971
 

Merkel'e mektup!

Merkel'e mektup!
 

internetten alınmıştır


“Sayın Angela Merkel, Size modern Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırısının hemen ertesinde henüz tuttuğumuz yas esnasında yazıyoruz. Genel seçime kısa bir süre kalmışken ülkemize yapacağınız ziyarette dikkatinizi çekmek istediğimiz önemli bir husus var.

diye başlayan mektup, giderek Alman Başbakan'ı Merkel'in adeta eteklerine sarılırcasına yalvaran bir üslup ve içeriğe dönüşüyor.

Bu mektup Türkiye'deki 100 kişiden oluşan bir Akademisyen grubunca kaleme alınmış... Mektuptaki dile, üsluba, içeriğe ve duyguya dikkat edin... Böyle mektuplar yüz yıl önce, İngiliz'e, Amerikalı'ya yazılmıştı...

Türkiyenin ilk öğrenci olayları ve boykotu da bu nedenle Bursa'da yaşanmıştı... Hocaları Cenap Şehabeddin'in İngiliz işgali için söylediği; "Ne güzel işte İngiliz medeniyetinin emrine girecek, medenileşeceğiz" anlamındaki sözleri, öğrencileri ayaklandırmıştı.

Bugünün "hoca"larının mektubu şöyle devam ediyor:

AGİT gözlemci heyetinin tüm uyarılarına ve konu hakkında yazdığı iki rapora rağmen Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan'ın anayasal zorunluluk olan tarafsızlığını ettiği yemine rağmen korumadığı bu kampanya ikliminde, bu ziyareti yadırgadığımızı Türkiyeli akademisyenler olarak belirtmek zorundayız.

Türk Devletinden maaş alan akademisyenler kendi Cumhurbaşkanlarını Merkel'e şikayet ederken, niye böyle bir ülkeye ziyarete geldin, diye kendi ülkelerini küçük düşürmekten çekinmemişler.

Mektup devamında, bu 100'lü Akademisyenlerimiz nasıl bir "yüzsüzlük" sergiliyor gerçekten ibret verici...

Bu Üniversite hocaları, AB Anlaşmasının 3. Maddesini gerekçe göstererek, bu maddeye göre AB ülkeleri sadece üye ülkelerin değil dünyadaki tüm ülkelerin AB ilkelerine uygun olup olmadığını dikkata alır ve bu ilkeleri yaygınlaştırmak ister.. Öyleyse bu emperyal görevinizi yerine getirin ve Türkiye'e bir şekilde müdahil olun demek istiyor bizim akademisyenler...

Bununla da kalmıyor, bu ziyaretin Cumhurbaşkanı ve Başbakan'a destek anlamına gelebileceğinden duydukları rahatsızlığı ve kaygıyı dile getiriyor Türkiye'nin akedemisyenleri ve sanki muhalif bir siyasi partiymiş gibi, seçime yönelik kaygılarını dile getiriyorlar:

Bu bağlamda yapacağınız ziyaretin kampanya ikliminde siyasi bir destek olarak görüleceğinden ve AB'nin en önemli değerlerini çiğneyen siyasetçileri taltif etme ihtimalinizden dolayı akademisyenler olarak fevkalade rahatsızız. Sn. Erdoğan ve Sn. Davutoğlu ile yapacağınız ortak basın toplantısında bu hususları gündeme getirmenizi rica eder, ülkemizi demokrasimizin güçleneceği günlerde de ziyaret etmenizi umarız.”(Timetürk Sitesinden)

İşet bu ülkenin bahtsızlığı bu; "aydın ihaneti" denen gerçek... Birinci Dünya savaşından sonra, Osmanlı'yı yıkan İttihatçı kafasının yeni versiyonu... Bu zihniyet ülkeyi savaşmadan, uğraşmadan bir Batılı ülkeye teslim etmeye çoktan razıydı... Çünkü, bunların kendi kafaları Batı'ya teslim olmuştu.

Bugün, bir savaşın mağlubu değilken, ordumuzla ve devletimizle bölgesinin en güçlü ülkesiyken bu gövdesi Türkiyede kafası Batı'da yarım aydınlar, Alman şansölyesinin eteklerine sarılarak ondan meded umuyorlar... Ne için?

Kendi ülkelerini, kendi devletlerini gelip adeta "teslim" almalarını istedikleri için... İşte emperyalizmin iğfal ettiği kafa budur.

Türkiye'yi dışarıya karşı "güçsüz" yapan kafa da budur. Düşünün ki, böyle bir mektubu alan Merkel, bu "yeğenlerinden" siz önce şu Havaalanı'nı durdurun, Gezi Meydanlarına çıkın, Teröre destek verin, ükenizi ekonomik olarak çökertin, sosyal açıdan zayıflatın ki ben de gelip "vire" ile teslim alayım, derse haksız mıdır?

Kimbilir belki çoktan demiştir bunu...Yazıklar olsun!

"İçimizdekiler"in ihanetinden Allah'a sığınırız!

Not: yazıda geçen "vire" kelimesi eski zamanlarda kuşatılan bir kalenin gönüllü olarak teslimini sağlayan bir anlaşma türüdür.

cdenizkent bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tayyip'e kızabilirsiniz ama ülkenin başka ülkelere şikayet edilmesi onursuzluktur. Çok yerinde bir uyarı,elinize yüreğinize sağlık Ali bey.

Kerim Korkut 
 28.10.2015 6:35
Cevap :
Teşekkür ederim..Senin de eline sağlık...Selamlar  28.10.2015 17:01
 

Değerli Ali bey, Meraklıları için bir ibret belgesi daha; Bu, (İttihatçıların) Kendilerine desteklediklerinden dolayı, İngiliz elçinin arabasının koşumlarını çıkararak, atların yerine kendilerine koşan ve elçiyi taşıyanların hikayesidir. "..Jön Türklerin İngiliz muhabbeti yüzünden sergiledikleri bir diğer çirkin davranış da, 31 Temmuz 1908’de ülkesinden İstanbul’a dönen İngiliz Büyükelçisi Lowther, trenle Sirkeci garına gelince, burada onun arabasının atlarını çıkararak onların yerine kendileri koşan Jön Türklerin arabayı Beyoğlu’ndaki İngiliz Büyükelçiliğine kadar çekmeleri olmuştu. Temmuz 1908 Jön Türk ihtilali sonucu, bu ihtilali bastıramayan Sultan II. Abdülhamid, basına bir ilan vererek 24 Temmuz 1908’de Meşrutiyeti yeniden ilan etmek zorunda kalmış, ardından İstanbul’da şenlikler başlamıştı." Özeti; İngilizler Ülkedeki iktidarı yıkarlar, ittihatçılarda, kendilerini at yerine koşarak teşekkür ederler. İşte hikayemiz! Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 20.10.2015 13:06
Cevap :
İttihatçıların eşşekliğini bilirdik de böyle resmen AT oluşlarını şimdi öğrenmiş bulunuyorum...Aslında, emperyalizm'in devşirdiklerini ne hale getirdiğinin çok güzel bir örneği...Şu örneği herkesin okumasını isterdim...Teşekkür ederim...Elinize sağlık...Selamlarımla  20.10.2015 15:10
 

Merhaba Ali Bey...Burada açık ve net bir şikayet var...Ülkesini şikayet eden bu akademisyenlerin yetiştirdiği çocuklara acırım...12 Eylül sonrasında, ülkeden kaçanların, Avrupa ülkelerinden birine sığınmaları sırasında en geçerli neden, "ülkeyi şikayet etmek" geliyordu. Bu akademisyenler için bu mektup, bir durumda, yabancı ülkeye sığınmalarıyıldızlı bir "kabul belgesi" olmuştur...Selamlar.

cdenizkent 
 20.10.2015 11:32
Cevap :
Türkiye, bu devşirme aydınlardan kurtulmalı Sayın denizkent...Eleştirmek, fikir beyan etmek, yerden yere vurmak, hatta hakaretler bile kabul edilebilir...Ancak, kendi ülkesini Almana şikayet etmek ne demek...Sanki Alman seni düşünüyor...Bu kafasızlığın bedelini çok ödedik ama artık ödemek istemiyoruz...Bu arada Sayın Canmehmet'in bu yazıya eklediği yorumda ittihatçıların nasıl İngiliz Atı olduğuna dair bir güzel örnek var deniz bey...Belki önceden biliyorsunuzdur ama yine de bir göz atın..:) Selamlarımla  20.10.2015 15:14
 

Ali Bey, keşke tepkinizi şimdiki cumhurbaşkanımız, eskinin başbakanı yurt dışı görüşmelerinde, mitinglerinde ülke vatandaşlarını şikayet ederken de gösterseydiniz! Üstelik; hatırlatayım, ülkeyi yönetmekle görevlendirilen yüksek yetkili kişi bunu yapmıştı! "İhanet" kavramınızın ne kadar örselenmiş olduğunu pek güzel ifade etmişsiniz!

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 20.10.2015 1:46
Cevap :
Vatandaşını kötüleyen biri onlardan oy alamaz...Ben eski Başbakan yeni Cumhurbaşkanının vatandaşı değil belli zihniyetleri eleştirdiğini hatırlıyorum..Bunu bugün de yapıyor zaten..Bizim "hoca"lara gelince, onlar da eleştiriyor..Çağın "diktatör"üne ağıza alınmayacak laflar söylüyorlar..Acı ve acındırıcı olan, başka ülkelerin devlet başkanlarına da şikayet etmeleri..Demek yarın ALmanya ile savaşa girsek, bizim bu Üniversite hocası takım, Merkelin ordusunda yerini alacak...Bu yapılan bu anlama gelir...Buna da dünyanın her yerinde ihanet derler...Selamlarımla  20.10.2015 10:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1645
Toplam yorum
: 4272
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 808
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster