Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
321
 

Merkez kaç…

Merkez kaç…
 

Ortalıkta bir toz dumandır gidiyor. Her şey birbirine karışmış durumda. Yıllarını siyasete vermiş ünlü siyasetçiler bile ne olup bittiğini anlamakta zorluk çektiklerini söylemektedirler.

Üstelik son günlerde vitrine en tanınmış kişileri koyma yarısındaki büyük partilere bakınca olayları açıklamak daha zor bir hale gelmektedir. Bir bakıyorsunuz siyasi yelpazenin en sağındaki parti, solda olduğu düşünülen bir kişiyi saflarına almaya çalışırlarken, solda ya da sosyal demokrat olduğunu söyleyen partiler de sağın en tanınmış simalarını saflarına katmaya çalışmaktadırlar.

Yaşanan bu gelişmeler bize iki şeyi göstermektedir.

Birincisi, bu partilerin arasında program olarak ciddi farklılıklar yoktur ya da bahse konu olan kişiler her devirde hangi parti olursa olsun işlerini yürütmektedirler.

Günlerdir çeşitli basın yayın organlarında merkez partileri, merkeze yaklaşan partiler tanımlaması yapılmaktadır.

Aslında kanımca ilginç bir tanımlamadır merkez partisi.

Konuyu biraz açmak gerekirse merkez nedir? Bu partiler hangi özellikleriyle merkeze oturmaktadırlar? Ya da merkez partisi olmak için ne olmak gerekir? kime göre merkez belirlenmektedir? İşte burası biraz karanlık kalmaktadır. Bu merkezi belirleyenler, onlara biraz yaklaşan birilerini merkezin sağında, bir kısmını ise merkezin solunda olarak belirlemektedirler.

Bu gün, merkezin sağında, solunda, ortasında, neresinde yer alırsa alsın bu tür büyük partileri değerlendirdiğimizde birçok benzerlikler olduğunu görmekteyiz. Bu partiler zaten nasıl bir uygulama ve programdan yana olacaklarını ayan beyan söylemektedirler. Ama sanırım sorun, yıllardır bu program ve söylemlere hiç bakmadan, takım tutar gibi parti tutarak, ülkenin geleceğinde en büyük rolü oynayan, o büyük çoğunluk, ne yazık ki, bu tür önemsiz işlerle yıllardır olduğu gibi, bu günde uğraşmamaktadırlar.

Özellikle merkezde olduğu iddiasındaki partiler ne diyor? diyorlar ki: Biz piyasa ekonomisinden yanayız, AB süreci devam edecek. Bazen söylenenlerden fazla söylenmeyenleri anlamak daha büyük marifettir, tabi anlayana. Aslında çok açık ve seçik demektedirler ki. Biz hiçbir şekilde yatırım yapmayacağız hatta var olana tüm kaynaklarımızı özellikle yabancılara satacağız. Bizim için önemli olan, kısa sürede para gelmesidir, piyasayı da güçlü yabancı şirketlere bırakacağız.

İşsizlere iş bulma konusuna gelince zaten böyle bir şey beklemeyin, yıllardır, belediyelerimizle, çeşitli vakıflarımızla, zaten karnınızı doyuruyoruz çalışmanıza da hiçbir şekilde ihtiyaç yok demektedirler

Sevdikleri parti iktidara gelince işsizlere iş, fiyatların ucuzlaması, ülkenin kalkınması gibi sadece kendilerine vaat edilenlere kanarak beklenti içine giren seçmenlere birkaç sözüm var.

Bir ülkenin kalkınması için, üretim yapması, sanayileşmesi, tarımının gelişmiş olması gereklidir. Tüm bunları yapabilmek için de, ülkenin dışarıya kan kaybının önlenip, içeride sermaye birikiminin sağlanmasını gerektirir.

İçeride birikimin olabilmesi için de, en önemli koşul AB ve ABD ile olan bağımlılık ilişkilerinin sona erdirilmesi, Ülkemizin Tam Bağımsız olması gerekir.


11-06-2007

Nusret KEBAPÇI


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 207
Toplam yorum
: 111
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 389
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Ben Ankara'da yaşayan kendi halinde okur yazar  bir öğretmenim...     ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster