Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
482
 

Merlin Merlin

Merlin Merlin
 

Ya aslında bir insan ne kadar güzel olursa olsun istek ve ihtiyaçlarımıza cevap veremez. Tanıştığımız, birlikte olduğumuz kişilerden beklentilerimiz bu nedenle hep yarım kalır. Klepatra’nın da, Saba Melikesinin de, Marlin Monro’nun ve Antonio Banderas’ın da sevgilileri mutlaka hayal kırıklığı yaşamışlardır.

Kadın ya da erkek tanıştığımız kimselerin bize her şeyi vermesini bekleriz. Güzel olsun, güler yüzlü olsun, akıllı ve duygulu olsun. Aslında bu olsunlar uzar gider. Partnerinde her şeyin hatta çok şeyin bulunmasını istemek hiç akıllı bir davranış değildir. Ama bu arada bazı özelliklerin bulunmadığı insan da eksik insan olarak nitelenmelidir. Allah yaratmış ne eksiği, demeyin. Yok öyle bir şey. Allah tam yaratır da belki kişi bize eksik olarak yansıtır.

Nasıl ki rengi, kokusu veya tadı olmayan ya da olsa bile hoşunuza gitmeyen elmayı yemek istemezseniz insanı insan yapan özellikler bulunmayan kişiyle de birlikte olmak istemezsiniz. O halde insanı insan yapan özellikler nelerdir?

Ayrıca burada herkeslerin içine düştüğü büyük bir yanılgı da vardır. İnsan olabilmek için bir sürü özellik, güzellik, yetenek ve meziyetlerin olması gerektiği sanılır.

Başkalarını olduğu gibi bir de kendi kendini hor görenler var. Objektif değerlendirme yapamıyorsun ki. Dörtlü pişti karesi gibi. Kendini beğenenler, beğenmeyenler; başkalarını beğenenler, beğenmeyenler. Hiç kimseyi beğenmeyenler, herkesi beğenenler. Hayran olanlar, hayran olunanlar.

Kendini beğenmek abartılmadıkça çok sağlıklı bir davranış. Tersine beğenmemek hastalık belirtisi. Başkalarını beğenmek çok doğal zaten. Çoğumuz dilimiz bir karış dışarıda dolaşıyoruz. Aksine çevresindekileri beğenmemek sağlıklı bir ruh hali değil. Hiç kimseyi beğenmeyenler ise klinik vaka. Bence herkesi beğenenler de pek sağlam değil. Hayran olanlar sanatkâr ruhlu harika insanlar. Hayran olunanlar da elbette özel kimseler. Bana niye kimse hayran değil, değil mi?

Vasat veya normal kavramlarını ben hayatın içinde düşünmüyorum. Çünkü vasatta ve normalde kalite yoktur. Bu nedenle insanları değerlendirirken belli bir standardın altını olumsuz olarak kabul edeceğiz.

Valla hiç kimse kusura bakmasın; insan önce şeklen insana benzemelidir. Bunun için eli, kulağı, kaşı, gözü olması yetmez. Bunlar inekte de var. İnsanın bir şekli vardır. Bozuk yaşamınızla ya da elde olmayan nedenlerle (hastalık, kaza)görünüşünüz, haliniz insandan başka bir şeye benzemişse büyük çaba harcayıp bunu düzeltmelisiniz.”İnsanım işte. Kendimi ispat etme mecburiyetim yok. Kadınım saçım var, erkeğim kıçım var.”derseniz bu savunma geçerli sayılmaz.

Düzeltilemez yaratılış hatalarıyla dünyaya geldiğinizi düşünüyorsanız göklere dilekçe yazın. Mum yakın, bez bağlayın, aksakallıya adaklar adayın ama güzel olmadan meydane çıkmayın. O halde bir insanda önce yaratanın ona verdiği kadar bir güzellik olmalıdır. Ve bu güzellik bozulmamış olmalıdır. Kendinizi elinizde olmayan nedenler dışında çirkinleştirirseniz insanlıktan çıkarsınız. Burada anlatılan güzellik atlas libasla, ipek kumaşla sağlanan güzellik değildir. İnsan saçlarını eliyle bile tarayabilir.

Sizleri her şekilde beğenip kabul ettiğini söyleyen insanlar sahtekârdırlar. Hem böyle derler hem de manavda karpuz seçer gibi seçerler sizi. Benim gibi şeklen insana benzemeyenler belki de bu satırları okurken ağızlarını köpürterek küfürler yağdırıyorlardır. Üzgünüm ama Korkut doğru söylüyor. Söylenenler kafama yattı ve metreyi, gönyeyi kapıp bedenimde ölçümlere başladım bile.

Burada özellikle üzerinde durmak istiyorum. Şeklen insana benzemek önemli fakat insan gibi davranmak sanıldığı gibi çok önemli değildir. Bizim akıllı-ahmaklar yaratılış kanunlarını tersine çevirmişlerdir. İnsan gibi davranmak diye bir kavram olamaz. Çünkü bunun bir kriteri, ölçüsü yoktur. Yaşadığı yer, yetişme durumu, çevresi, sahip olduğu bilgi ve kültür, inancı, töresi, milli duyguları, sahip olduğu mevki ve maddi değerler kişinin insan gibi davranma şeklini belirler. Aynı konuda birbirinden farklı belki on çeşit davranış olabilir ve bunların hepsi de insan gibi davranıştır. Bu nedenle insanların davranışlarına belli bir standart konulamaz.

Davranışlarla ilgili kesin bir kural yoktur. Şöyle yapacağınıza böyle yapabilirsiniz. Düşünceler de kesin değildir. Hiçkimse yüzde yüz ben haklıyım diyemez. Bu nedenle davranışlar bir insanda mutlaka olması gereken özellikler değildir. Saygıyı, sevgiyi, oturup kalkmayı bilmiyor diye insan insanlıktan çıkmaz. Bunlar belki size değer katabilir. Yani yeni giydiğiniz bir elbise gibidir. Düşünceler, davranışlar dünyanın değişmez doğruları değil, bir pazarlama ürünüdür. Aslolan temel özelliklerdir. Bir kişide sevgi saygı olmayabilir ama örneğin kendini koruma özelliği, bilinci mutlaka olmalıdır.

Bedeni kişiliğiniz yani vücudunuz, cinsiyetiniz sizin malınızdır. Onun üzerinde sağlığı bozucu olmamak şartıyla istediğiniz gibi tasarruf edebilirsiniz. Bu anlamda vücut organlarında yapılan değişiklikler, estetik her türlü müdahale hem hakkınız hem de sizi farklı kılan kişilik davranışınızdır. Hiçbir şekilde korku, tereddüt, utanma, çekinme yaşamamalısınız. Keza tam cinsiyet değişimi, karşı cinse özenmek ve öyle davranmak gibi radikal hareketleri vücudunuz uygunsa ve maddi imkânlarınız da elveriyorsa rahatlıkla yapabilirsiniz. Vücudu her bakımdan ağırlıklı olarak kadını andıran birinin erkek gibi davranması mümkün değildir. Bu konulardaki dinsel, töresel, cevre ve diğer sosyal baskı ve tepkiler çağın dışında kalmış insanlara ait olup zaten onlara ne kadar direnirsek o kadar insan olacağımız unutulmamalıdır.

Kişide sahiplenme duygusu olmalıdır. Eşiniz ve çocuklarınız sizin malınız değildir. Onları sahiplenemezsiniz. Eşinizle aranızda bir anlaşma vardır ve bu anlaşmaya göre onunla sadece birlikte yaşıyorsunuz. Şu anda çocuklarınıza davranışınız yanlış olup sistemin hatasıdır. Anne baba çocuklarının sahibi değildir. Sadece onların dünyaya gelmesine aracılık etmişlerdir. Her doğan çocuk bağımsız bir varlıktır. Çocuklara bakmak ve büyütmek tek başına anne babanın görevi değildir. Çocuklar ülkenin çocuklarıdır ve onların yetiştirilmesinde devletin birimleri olması gerekir.

Ama kişi malını, parasını ve haklarını sahiplenmek ve korumak zorundadır. Siz sadece canınızın, malınızın ve haklarınızın sahibisiniz. Bunların dışında hiç kimseye ve hiçbir şeye sahiplik edip karışamazsınız. Yaşadığınız ülkenin doğal varlığı(toprak ve diğer doğal kaynaklar) nüfusa bölündüğünde size düşen hisse de sizin malınızdır. Bugün verilmemiş olabilir ama Korkut alıp size verecektir. Bu vatan herkesinse herkes ülkeden kendine düşen payı almalıdır değil mi? Yoksa cebinizdeki TC kimliğini iade edin.

Kişinin sahibi olduğu ” özel değerlerin (cinselliği, aşkı vs) kullanılması yetkisi ve tercihi tamamen kişinin kendisine aittir. Kişi özeliyle ilgili bu konuda nikâhlı eşine bile izin vermeyebilir. Zaten yeniçağ kanunlarında evli de olsalar eşlerin bugün olduğu gibi birbirlerine karşı cinsel anlamda mecburiyet altında bulunmaları durumu yoktur. Çünkü cinsellik ve aşk isteğe bağlı bir eylemdir. Eşlerden ikisi de birbirlerini isterlerse ancak beraber olabileceklerdir. Yani kadın yeni düzende, bugün olduğu gibi kocam istedi diye onun yanına gitmek zorunda değildir. Tek taraflı bu istek dayatma olup suçtur.

Şu andaki ülkemizdeki aile sistemi arızi bir durumdur. Şimdi aileni sen koruyorsun. Tek başına çalışıyor evin geçimini sağlıyorsun. Buna dayanarak eşini ve çocuklarını sahipleniyorsun; emrin altına alıyorsun. Yeni düzende seni de aileni de devlet koruyacak. Eşin de çalışacak. Bir koca karısını ve çocuklarını koruyamaz. Koca tek başına çalışıp ev geçindiremez. Aile ile ilgili görevler sen, eşin ve devlet arasında dağıtılacak. Eşini sahiplendiği ve bu nedenle baskı altında tuttuğu tespit edilen kimselerin evliliği birim tarafından resen sona erdirilecek. Keza aynı durumda çocuklar ailenin elinden alınacak. Hiç kimse hiç kimseyi ben onun kocasıyım, sahibiyim, koruyorum diye baskı altına alamaz.

Kişi sadece kendini korumakla mükelleftir. Bunu ülke güvenliği ve sağlık birimleriyle birlikte yapar. Burada kastedilen koruma dış tehlike değildir. İnsanların karşılaştıkları hayatı tehdit eden durumlar vardır. Evi yıkılacak olan bir kimse bunu göremeyip kendisi bir tedbir almıyor, gücü yetmiyorsa yetkiliye haber vermeyip altında kalıp ölüyorsa bu kişinin insanlık özelliklerine sahip olduğu söylenemez. Burada hata, yanılma, ihmal gibi şeylere sığınılmasını ben kabul etmiyorum. Göz göre göre yapılan şey hata değildir. Yapamama ayrıdır; yapmadığın zaman insanlığını kaybedersin. Dünyaya gelmek kolay ama insan olmak zordur. Örneğin benim 54 yaşıma kadar elime çivi bile batmamışsa bende kendini koruma bilinci, özelliği var demektir.

Şeklen insana benzeme, malına mülküne sahip çıkma ve kendini koruma özelliklerinden sonra ihtiyaçlarını bilme ve yerine getirme bilinci insan olabilmenin ana şartlarından biridir. Kendi gücüyle kendi ihtiyaçlarını sağlayacak durumdayken başkasından yardım alan kimse insan değildir. Kişinin bugün olduğu gibi eşine ve çocuklarına bakması arızi bir durumdur. Aslolan kişinin sadece kendine bakabilmesidir. Aile şeklinde yaşanıyorsa eş de çalışacak, çocukların bakımında ise devletin birimleri de devreye girecektir. Olması gereken budur.

İhtiyaçlar sadece yeme içme ve giymeden ibaret değildir. Cinsel ihtiyaçlar, mutluluk, sosyal yaşam, eğlence vs de çok önemlidir. Kişinin imkânı ve gücü varken kendini bunlardan mahrum etmesi onu insanlıktan çıkarır. Çünkü böyle biri açlık içinde olup potansiyel suçludur.

İyi insan yoktur. İnsanlar iyilik ve kötülükten oluşmuştur. Her insanın içinde bir şeytan vardır. Herkes her an her şeyi yapabilir. Doğruluk ilkeleri bir yere kadardır. Bazen bunları kimse takmaz. Allahın ayetleri bile kişiyi kötülük yapmaktan alıkoyamaz. İşte burada kişinin ölmeye, öldürmeye, kavgaya, savaşa hangi nedenle olursa olsun katılmama bilinci taşıması gerekir. Bu bilinci taşımayan kimselerin insanlığı tartışılır. Adam öldürmek hata değildir. Böyle hata olmaz. Adam öldürenler kesinlikle insan değildirler.

İnsan temiz olmak zorundadır. Bu, meziyet değil görevdir. Pis bir insanla aynı dünyada yaşamak zorunda değilim. Bu da çok önemli bir insan olma özelliğidir.

Bir insanda olması gerekli en önemli özelliklerden birisi de özgürlük düşüncesidir. Köle zihniyetli insanları keşke geldikleri yere geri gönderebilsek.

Bunların dışında şaklabanların uydurduğu yüzlerce özellik, kişilik vasıfları vardır. Saygı, sevgi, sadakat, erdem, hoşgörü, kariyer, zenginlik, sözünde durma, vefakârlık, sabır, fazilet, onur, gurur, itikat, eşini kıskanma, tutumluluk, terbiye, bağlılık, yalan söylememe, şefkat, espri, karizm, vatan sevgisi, birlik ve beraberlik duygusu, görgü kuralları, asalet vs tüm bunlar uydurma kişilik vasıflarıdır. Hiçbirinin sizde olması gerekli değildir.

Örneğin sabırlı olmam gerekiyormuş. Ben sabırlı değilim ne olacak? Esprili olmalıymışsın. Nasrettin Hoca’nın torunu muyum ben? Esprili olsam seninle niye işim olsun? Cem yılmaz olurum. Adam koltuk başı 250 malı götürdü. Sevgiye gelince, sen benim için Güllü oğlu şöbiyetsin; hoşuma gidersen severim. Valla saygı hiç bana göre değil. Belimde fıtık var eğilip doğrulamam. Sadakat zaten köpek davranışı. İki lokma ekmek ver, kuçu kuçu. Hoşgörü mü? Onu icat edenin anasını avradını!… Adam donumuzu aldı gitti ya! Kariyer. Doğru; sen kazanırsın karı yer. Çöpçüyle başbakanı eşit yapayım da göreceğiz kariyeri. onbin maaş, sümen altı rüşvet, çaycıyı azarla, kapıcıyı döv… Kariyermiş! Erdem. Böyle bir marka şeker vardı. Bence o daha iyi. Erdem erdem diyorsunuz ama ben elli yıldır bu ülkede bir tane erdemli kimse görmedim.

Sözünde durmama. Koskoca dünya bile yerinde durmuyor ben sözümde duracağım. Hadi be! İnsanları böyle kasmayın ya! Çok önemli hayati konularda verdiğiniz sözü mutlaka tutun. Bunun dışında sallayın gitsin. Vefakârlık, dostluk. Bunlar saçma sapan kavramlar. Dünyada yedi milyar insan yaşıyor; ben ömür boyu bir kişiye bağlanıp kalacağım. Selamını alırım. Selamımı veririm. Güler yüz gösteririm. Üç gün merhaba, sonra bana elveda. Anam mısın, babam mısın? Niye sana ömür boyu bağlı kalayım?

Sabır. İsteyen bana kızsın. Sabır tavsiye edenler salaktır. Üç günde gelmeyeni beklemem giderim. Üç günde ölmeyeni beklemem; gömerim. Fazilet. Düşünün ben anlamını bilmiyorum, koskoca bir partiye isim olarak konmuş. Türkiye’de otuz milyon kişiye sorun bu kelimenin anlamını bilmiyordur. Onur. Kişide olmalı diyorum ama o hale getirildi ki kim onurlu bilemiyoruz. Gay olan biri onurlu mudur? Neden, babanızı mı astı, ananızı mı kesti? Ya kim onurludur? İmam hazretleri. Bu kavramlardan nefret ediyorum!

İtikat. Herkes inançlı olmak zorunda değil. Bu nedenle temel bir kişilik özelliği sayılmaz. Tutumluluk. Sakla samanı Ali ağanın inekleri yesin. Kara gün için kenarda üç beş kuruşun olsun. Ev almak için para biriktir. Bunun dışında tutumluysan acırım sana. Malını paranı itler köpekler yer. Terbiye. Terbiyeli çocuk. Ne o öyle süt dökmüş kedi gibi. Yüz tane kızım olsa birini vermem. Terbiyeli işkembe çorbası hahahaha! Bağlılık. Kime bağlı olursanız olun böyle durumda boğazınızda bir zincir olduğunu unutmayın. Bir insan bir insanı vanilyalı pastadan daha fazla sevmemeli. Sakat ilişkiler bunlar. Zamana inat sevgi, ilişki, dostluk olmaz. Aşk, hayat bir andır, o da bu andır.

Yalan söylememe. Sizden bunu isteyen kimseye hiçbir şey söylemeyin. Çünkü hak etmiyor. Hayati konularda yalan söylenmez. Kim söylerse ağzını yırtarım. Ama beni eğlendirmek için konuşan arkadaşıma söylediği yalanın gerçek olarak algılanması için yardımcı olurum. Yalansız hayat olmaz. Yalan söylemeyen insanların yanında çok sıkılırım çok! Şefkat. Sar beni anacığım yumuşak kollarınla. İnsanlar çocuktur ve hepsinin şefkate ihtiyacı vardır. Lakin birinin dizlerine başını koysan parmağına halkayı takmak zorundasın. Hani başımızı koyacağımız dizi kiralasak ayıp olmaz değil mi? Vatan sevgisi. Hani Türkiye’de özgürlük yok, bir zamanlar gençler “Keşke Danimarka’da doğsaydım” falan diyorlardı. Özgürlüğün olduğuna inanılan bir ülkede yaşasaydım vatanımı severdim. Karnım da doymuyor. Soframda hep bir tabak çorba. Vatanı sevmem için yeterli neden yok.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

karşımızdakinde değil de bizde bitiyor iş... yani ben karşımdaki kim ya da ne olursa olsun fazla birşey beklemem, bekleyememmm karakterim böyle. Çünkü hayatta hep eşinden, arkadaşından çok şey beklemiş insanlarda, hayal kırıklığının insanın yüzünde yarattığı çizgileri gördüm. Aslında meselenin özü şudur ki " olması gereken şeylerin adını iyilik yapmak koymuşlar" felsefeli bir dünyada yaşarken ne kadar çok beklenti eşittir o kadar çöküntü. Fakat hayaller için aynı şeyi söyleyemem. Olması gereken tabi ki hayatındaki insanlardan birşeyler beklemek fakat dünya eskiden bu yana çok çizgi değiştirmiş dengesi yok artık. Sözün özü hayat işte yaşa gitsin... Yazınız güzeldi tebrikler ayrıca teşekkürler.

Ayças 
 22.01.2011 14:00
Cevap :
Evet dediğinigibi olması gerekenin adını iyilik yapmak koymuşlar.Çok güzel yorum yapmışsınız,teşekkür ederim.  24.01.2011 19:44
 

tıpkı dediğiniz gibi...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 22.11.2010 7:53
Cevap :
Merlin benim en saçma düzensiz ve özensiz ama buna rağmen en güzel konulu yazım.Keşke birkaç satır daha yorum yazsaydınız.Gözümü doyurmak için. Yeteneklerim sınırlı olduğundan bu kadar güzel bir konuyu kotaramadım.Keşke yazarken yardımınızı rica etseydim.Burası blog sitesi ama ben blog sözünü sevmiyorum.Basit gibi geliyor bana.  22.11.2010 20:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1347
Toplam yorum
: 4236
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 664
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster