Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
2836
 

Mersin gezisi

Mersin gezisi
 

Kız Kalesi - Mersin


 2013 yılı yaz döneminin tadına varamadığımızdan mı dır bilinmez Kasım ayı için Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan Mersin, Hatay ve Adana illerini kapsayan bir gezi planı oluşturduk.

08 Kasım Cuma günü saat 09.30’da Adana Şakirpaşa Havalimanı’ndayız. Hava oldukça güzel, 26 derece ve biz bu havayı görünce ne kadar doğru bir gezi rotası belirlediğimizin mutluluğuna varıyoruz. Adana gibi büyük bir şehire havalimanı biraz küçük kalmış ama güzel yanı şehir merkezinde olduğu için turistler için bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Ancak duyduğum kadarı ile Tarsus tarafına yeni bir havalimanı inşa edilmeye başlanılmış. Mersin dedik ama hala Adana’dan bahsediyoruz, sebebi ise bilen bilir Mersin de havalimanı olmadığı için ilk varış noktamız mecburen Adana Havalimanı.

Kiraladığımız aracı hızlıca teslim alıp soluğu Adana Havalimanı’na 1 km uzaklıkta olan Birbiçer Ciğer Salonu’nda alıyoruz. Adana’da klasik olan kahvaltıda ciğer şiş olayını biz de deniyoruz. Alışık olmamamıza rağmen ciğer şiş üzerine sumak ve salçalı ekmek ile ayran oldukça lezzetli idi. Fiyatlar da oldukça makul. 5 kişi 3 ciğer, 2 çöp şiş ve içecekler için 65 TL ödedik. Mekanın tek sorunu sinekler ama Adana’da ki lokantalara Adana yazısında değineceğiz, hijyenik şartlar kuralı pek bu civarlara uğramamış gibi gözüküyor.

Kahvaltı sonrası saat 10.30 gibi biz ilk durağımız Tarsus’a gitmek için Adana otobanına bağlanıp 40 km/ 50 dk. sonra Tarsusa giriyoruz.

2 milyona yakın nüfuslu Mersin’in 300 bini Tarsus’ta ikamet etmekte. Sırasıyla Tarsus Şelalesi, Ulu Camii, Kırık Kaşık Bedesteni, St. Paul Kuyusu ve Kilisesi, , Nusrat Mayın Gemisi ve Ashabi Kehf Yedi Uyurlar Mağarası’nı ziyaret ettik.

Gezdiğimiz yerlerden kısaca bahsetmek gerekirse, şehir merkezine girmeden önce ilk Tarsus Şelalesini görmek istedik. Zaten yol üzerinde tabelaları görmek mümkün. Ancak 2 çay bahçesi etrafında küçük bir gölet haricinde pek birşey gördüğümüzü söyleyemem. Şelale ziyaretini kısa tutup merkezdeki Ulu Camii ve Kırık Kaşık Bedesteni’ni ziyaret ediyoruz. Camii ve Bedesten tarihi değerleri olan yapıtlar ve Tarsus merkezini simgeliyorlar. Bu sebeple görülmeye değer.  St. Paul Kuyusu ve Kilisesi Hristiyan alemi için Hac yeri ilan edilmiş olmasından dolayı büyük bir önemi var. Ancak görselde etkileceğiniz birşey bulunmamakta. St. Paul Kuyusunun bulunduğu sokaktan ileriye doğru yürüdüğünüzde tarihi Tarsus evlerini görmeniz mümkün. Şehir merkezindeki görülecek yerleri tamamlayıp biz şehir dışına doğru önce Nusrat Mayın gemisini görmeye gidiyoruz. Nusrat Mayın gemisi önündeki yazının tamamını okumadan oradan ayrılmayın. Jilet yapılacak tarihi gemiyi Mersin Belediyesi alıp turizme kazandırmış. Bence kutlamak gerek. Tarsustaki son durağımız Ashabi Kehf ve yedi uyurlar mağarası şehir merkezine 8 km uzaklıkta ve Tarsus mesire yerlerinin bulunduğu bir alanda yeralıyor. 150 metrelik bir kısmı gezilebilen mağara ve yanındaki Camii görülebilecek yerlerin arasındadır.

Tarsus’ da ziyaret edilecek yerleri tamamladıktan sonra rotamız 110 km uzaklıktaki balık cenneti Narlıkuyu mevkiindeki Cennet-Cehennem ve Astım mağaraları. İlk olarak Astım mağarasını ziyaret edelim dedik ancak mağaranın işletmesini alan şahıs mağara üzerine bir restoran inşa etmiş ve “jeneratör bakımı yapılıyor, 10 dk. Bekleyin” deyince  bizde önce bir şaşırdık ancak beklemeye karar verdik. Beklerken “gözleme yiyin, çay için, deveye binin” gibi pazarlama taktiklerine kulak asmadık ancak süre uzadıkça bizim de zamanımız daraldığı için mağarayı görmeden ayrıldık. Ülkemizin doğal güzellikleri özelleştirilince böyle şeylere maruz kalıyorsunuz. Astım, Cennet-Cehennem mağaraları birbirlerine yürüme mesafesinde ancak saat 16.00 olduğu için bizim vaktimiz sınırlı ve Cennet mağarasına giriş yapıp 400 merdiveni inmeye başlıyoruz. Gerçekten görülmesi gereken, harika bir o kadar da ilginç bir yer  olan Cennet mağarası (veya obruğu da deniliyor) için 400 merdiven inip çıkmaya değer diyebilirim. Daha sonra yine hemen bitişiğindeki Cehennem obruğunu görüyoruz. Cehennem obruğunu görmek için bir zahmete katlanmanıza gerek yok. Bir balkon yapılmış ve balkondan boşluğa bakabiliyorsunuz tabii bakabilirseniz!. Ben balkonun tam dibine kadar yanaşmaya cesaret edip bakamadım ancak bizim yeğen Birol rahatlıkla bakıp fotoğraflar çekebiliyordu. Cennet ve Cehennem isimlerini neden veya neye göre koymuşlar bilmiyorum ama isimleri yer değiştirse daha mı anlamlı olurdu acaba ?  Bu arada buranın işletmesi Kültür Bakanlığı’nda, yani üzerine halen bir restoran inşa edilmemiş ki çok şükür görebildik...

Mağaraları gördükten sonra bizim rotamız Kız Kalesi ancak Narlıkuyu mevkiinde balıkseverler bir balık ziyafeti çekebilirler. Güzel balık restoranları var.

Kız Kalesi, Mersin’in en meşhur simgesi. Gerçekten güzel bir manzara hakim. Kumsal tarafından gün batımı öncesi harika fotoğraflar çekiyoruz. Bu arada yorucu mağara ziyareti sonrası ayaklarımızı kale manzarasına bakıp Akdenizin ılık sularında serinletiyoruz. Bu esnada bir sivrisinek taarruzu da başlamış bulunmakta. Neyse ki fazla kalmayacağız. Zaten sezon burada çoktan kapanmış, etraftaki dükkan ve lokantalar oldukça bakımsız. Turizm potansiyeli olan bölge Antalya’ya nazaran oldukça geride kalmış.

Havanın da kararması ile birlikte gece konaklayacağımız Mersin şehir merkezine yöneliyoruz. Şehir merkezine varır varmaz ilk durağımız meşhur Tantunici Göksel. Arabayı parkettiğimizi gören Göksel çalışanları masayı bol yeşillik ve mezelerle donatıyorlar. Bir tantuni yiyip çıkacaktık İstanbul’daki gibi diye düşünüyoruz ama yanılıyoruz. Mersin’de adet böyleymiş. Diğer bir adet de dürüm şeklinde yemekmiş. Biz bir parti dürüm halinde yiyiyoruz ama bizim gibileri bu kesmiyor. İkinci Tantunileri ekmek arası istiyoruz ve ancak doyduğumuzu anlıyoruz. Bence dürüm yerine ekmek arası tantuni daha lezzetli. Çünkü tantuni bildiğiniz üzere yağlı ve ekmek o yağı emdiği için yumuşacık oluyor dolayısıyla daha lezzetli, hafif ve doyurucu oluyor. Dürüm halinde aşırı yağlı ve yenilmesi de zahmetli gibi geldi bana ancak her ikisi de tercih edilebilir. Göksel Tantuni’de çaylarımızı da içip Künefeci Emin Usta’ya gidiyoruz. Bu seyahatta en güzel künefeyi Emin Usta’da yedik. Üzerine konulan dondurma ve bol fıstık ile kusursuzdu. Mersine yolu düşen burada bir künefe yemeli. Mersin şehir merkezinin  sahil şeridi harika. 2013 Yaz Olimpiyatları sonrası sahil şeridindeki parklar bakımlı, yürüyüş için uygun. Ayrıca çok güzel kafe ve restoranlar var. Biz yürüyüş sonrası sahilde bulunan lunaparka girip biraz eğleniyoruz. Sonrasında merak ettiğimiz Kushimoto sokağına gidiyoruz. Kushimoto sokağı yine güzel kafe ve barların bulunduğu şirin bir sokak. Peki neden adı Kushimoto ? Merak edenler için, 1890 yılında Japonya’da Kushimoto açıklarında batan Ertuğrul fırkateynimizin yardımına ilk Kushimoto halkı koşmuş ve şimdilerde Mersin ve Kushimoto kardeş şehirler. Bu sebeple Mersin’de bir Kushimoto sokağı varken, Kushimoto’da da bir Mersin sokağı mevcut. Tabii ben oradakini görmediğim için daha fazlasını anlatamayacağım.!

09 Kasım Cumartesi sabahına Mersin’de uyanıyoruz. Konakladığımız yerdeki kahvaltı sonrası gündüz gözü ile yine şehir merkezini kısa bir turlayıp hediyelik Cezeryelerimizi tavsiyeler her ne kadar Dondurmacı Halilden alınması yönünde olsa da yol üzerindeki Cezeryeci Kadir’den alıp ülkemizin güneyindeki son il, Suriye’ye komşu Hatay’ın yolunu tutuyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4155
Kayıt tarihi
: 07.01.12
 
 

Küçüklüğümde yaramaz bir çocukmuşum, delirdiğim zamanlar kimse zaptedemezmiş beni. En büyük örneğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster