Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
743
 

Meryem yaşasaydı!

Meryem yaşasaydı!
 

Baskılar...


Doğubayazıt’ın Tendürek Dağı eteklerindeki Somkaya Köyü'nde yaşayan Meryem, 7 Ocak sabahı farklı bir heyecan için uyanmıştı...

Artık bu iızdırap bitmeliydi.

Seviyordu ya, hem de çok...

Ama delikanlı bunu bilmiyordu ki? Peki ya... nasıl anlatsaydı derdini, nasıl ?

Günlerce uykusuz geçen gecelerin sonunda bir karara varmış ve sevdiğini kar beyazı bir kağıda fısıldamıştı...

Gece boyunca o kağıt avucunun içinde iken uyuya kaldı...

Saçını taramak için aynaya baktı... Yüreğindeki sevgi, gözlerinin ışıl ışıl parlamasından belli oluyordu. Gülümsedi...

Evden çıkarken önlüğünün cebindeki buruşmuş kağıdı son bir defa daha kontrol etti.

Hani ya düşünmemişti ki, nasıl vermeliydi kağıdı sevdiği çocuğa..

Sıranın ortasına gizlice mi koysa idi?

Gözgöze gelmeyi bekleyip usulca uzatsa mıydı?

Ya cesaret edemez de kağıt cebinde eve geri dönerse?

Offf...offff

Cebine koyduğu kağıt parçası sayesinde kendine herzamankinden daha fazla güvenerek okula gitti.

Meryem, dördüncü derste “‘Seni Seviyorum’ yazılı notu bir arkadaşına verirken sınıf öğretmeni tarafından farkedilmişti.

Bu olaydan etkilenen Meryem, beşinci ve altıncı derslere girmeyerek eve döndü. İddiaya göre ‘sınıfta dedikodu çıkmaması için’, not, Meryem'in okula çağırdığı koruculuk yapan babasına teslim edilmişti.

O gece evde neler konuşulduğunu ve ne kararlar alındığını kim bilebilir ki...

Ertesi gün okula gitmeyen Meryem, evde annesiyle bulunduğu sırada misafir odasına girdi ve ( gene iddiaya göre ) köy korucusu olan babasına ait otomatik Kalaşnikof tüfeği alıp başına dayayarak tetiğe dokundu.

Birbiri ardına çıkan üç kurşun, Meryem’in alnından girerek başını parçaladı.

Meryem yaşasaydı, 1 Nisan’da 12 yaşına girecekti. Ama çok utandı, o kadar çok korktu ki intihar sanki tek seçeneğiydi...

Olay yerine gelen jandarma ve Cumhuriyet Savcısı, Meryem’in ölüm olayı ile ilgili soruşturma başlattı. Meryem'in cenazesi otopsinin ardından 9 Ocak günü köy mezarlığında toprağa verildi.

4'ü kız 8 çocuk babası korucu’nun ‘Necla’ adındaki kızının da, 1997 yılında kendisini asarak yaşamına son verdiği gazete manşetlerine geçti.

............

2003’te 83

2004te 164

2005’te 317

2006’da 663

2007’de 1011

2008’de 806

2009’da 1317

Onlar sayı oldular. İstatistik oldular ama öncesinde onların birer isimleri vardı...

Meryem, Birgül, Evrim, Zehra, Kadriye, Çiğdem, Şemse, Medine...

Şemse Allak (Mardin - 2002): Evlilik dışı ilişkiye girdiği gerekçesiyle taşlanarak öldürüldü.

Pınar Kaçmaz (Diyarbakır - 2002): Evden kaçıp mankenlik ajansına başvurduğu için babası ve ağabeyi tarafından öldürüldü.

Çiğdem İnce (İzmir - 2003): Evlilik dışı hamile kaldığı için ağabeyince öldürüldü.

Kadriye Demirel (Diyarbakır - 2003): Tecavüze uğrayıp hamile kaldıktan sonra ağabeyi tarafından öldürüldü.

Zehra Karagöz (Şanlıurfa - 2003): Başka erkeklerle beraber olduğu söylentileri üzerine kocası tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürüldü

Güldünya Tören (İstanbul - 2004): Evlilik dışı ilişkisinden anne olan Tören silahla yaralandı, 25 Şubat 2004’te hastanede öldürüldü.

Evrim Sarıçiçekler (İstanbul - 2005): Ailesinin karşı çıktığı kişiyle evlendiği için ailesinin görevlendirdiği bir kişi tarafından öldürüldü.

Birgül Işık (Elazığ - 2005): TV programında şiddet gördüğünü söyleyince oğlu tarafından öldürüldü.

Medine A. ( Adıyaman 2009) En hunharca öldürülen oydu...

Töre bilindiği gibi; insanların yaşayışlarını düzenleyen davranış kurallarıdır.Bu toplumsal alışkanlıklar toplumun ekonomik etkinliği, inançları, doğa koşulları vb. gibi çeşitli etkilerle oluşurlar.

Türkiye’de işlenen töre cinayetleriyle ilgili sorunun temelinde aşiret düzeninin yattığı ve cinayetlerin kökeninin “ata mirası” olduğu yıllardır konuşulmakta.

Peki açılım tartışmasının yaşandığı günümüzde, bu sosyal değişimin tüm alt detaylarının konuşulduğunu hatırlayanımız var mıdır?

Hani şu sosyo – ekonomik denilen anlamadığımız terimlerden duyanınız var mıdır?

Doğu kökenli vatandaşlarımızın bu gelenekleri terketmesine yönelik nasıl bir eğitim politikası uygulanacakdı?

Konuşulmuş ve karara bağlanmış mıdır?

İşte Açtık !

Deyince malesef açılmıyor... Böyle Olmuyor!

Yarın gözyaşlarımız, başka bir isme bürünerek göz pınarlarımızdan taşdığında, bir yerlerde bir ışık daha sönecek.

Birer sayıya dönüşmeden önce onların adları;

Binaz, Çimen, Dilan, Feyroz, Roşna, Servinaz, Ayşe, Şahnem, Devran ....olacak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kağıtta "senden nefret ediyorum" yazsa idi öğretmen ses çıkarmazdı. Bu memlekette sevmek suç, özellikle kızlar için; ölüm nedeni. Intihar etmese biri vururdu zaten. Cinayeti tetikleyen ise bir öğretmen! Yazıklar olsun öyle zihniyetle eğitim verdiğini sanan sevgisiz yaratığa... Paylaşım içimizi dökmemize neden olduğunuz için teşekkür ederim.

Saime Eren 
 20.01.2010 14:11
Cevap :
Sevmek kadar güzel bir duygu yok. Size katılıyorum. Geçenlerde bir belgeselde,leopar maymunu avlıyor. kendi inine götürürken ölmüş olan maymun (hamile) bebeğini bırakıveriyor. Leopar anne maymunu (zaten ölmüş) bırakıp bebek maymun ile ilgilenmeye,korumaya ve beslemeye başlıyor. Doğanın kendisinde zaten "sevgi" var. Bu düşünceleri paylaştırma fırsatı yaratığınız için bende size teşekkür ederim.  20.01.2010 16:15
 

bu memlekette ne mahalle baskısı var, ne de töre! yandaş medya yazarlarına bakarsanız dünya İstanbulun bir iki semtinden ibaret ve Türkiyemiz "artık" güllük gülistanlık...

Neftan 
 20.01.2010 2:01
 

O yörede yaşadığı halde, o yörenin töresini bildiği halde, içinde sadece "sevgi" sözcüğü geçen kağıdı nasıl çocuğun babasına verir? Bu nasıl bir insanlıktır ya! Bu neçe bir öğretmenliktir, bu nasıl rehberliktir? .........

Emine Supçin 
 19.01.2010 19:46
Cevap :
Selamlar, Malesef cahillik okumakla da giderilmiyor.Öğretmen dediğiniz lider olmalıdır. Doğru yolu göstermelidir.Gerçekten ahlaki bir hata yapmışlar...  19.01.2010 20:53
 

İlk gün Milliyet'in int. sayfasında yer almıştı bu haber. Sonra ne olduysa ortadan kayboluverdi. Öğretmeni o kağıdı arkadaşına verirken yakalıyor Meryem'i. Sonra, babasını çağırıp ona veriyor. Baba, bir korucu! Ve zavallı Meryem o akşam kendi boyundaki silahı kafasına dayayıp 3 el ateş ediyor. Tek el de değil! Evet, kalaşnikof tüfeği ile 3 el ateş ediyor, hem de kafasına(!) (YERSEN).. Öğretmen inkar ediyor; notu babasına vermedim diyor. (YERSEN).. Baba, '' Söyleseydi onu evlendirirdim.'' diyor (YERSEN).. Olay yalnız ''töre sığlığı'' ile açıklanacak bir olay değildir. 12 yaşındaki çocuğun arkadaşına yazdığı mektubu yakalayan öğretmenin yapacağı şey, o çocuğa yaptığı şeyin yanlışlığını anlatıp sonra da konuyu herkesten gizlemektir. O mektubu babaya vermek değildir. Bu ülkede insanların namus konusundaki şartlanmalarını 5 yaşındaki çocuk bile bilirken bir öğretmenin bunu yapmasının hesabı sorulacağına, şimdi suçu töreye atıp vicdanlarına mastürbasyon çekenler de o öğretmen kadar suçludur

hazandagüzeldir 
 19.01.2010 19:25
Cevap :
selamlar, Töreyi hiçbirimiz savunamayız. Öğretmen kesinlikle bu olayda sorumludur. Ancak, her yıl Töre nedeniyle artan ölümlerin önüne geçmek için devlet adına yapılması gereken bir çok ayrıntı var.  20.01.2010 13:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 2289
Kayıt tarihi
: 10.12.09
 
 

Üniversite yıllarında başladığım fotoğraf sanatını iş hayatına atıldığım dönemde geliştirdim. Bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster