Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '11

 
Kategori
Haftasonu
Okunma Sayısı
812
 

Mescit ile Kilise aynı çatı altında

Mescit ile Kilise aynı çatı altında
 

Şehidimiz Albay Halil İbrahim Karaoğlanoğlu, Allah rahmet eylesin. Resim internetten alıntı


Bu Pazar gününü Tire’de geçirdik.  

Eşim önce işyerine uğradı(Hafta sonu nöbeti) daha sonra çok değerli arkadaşlarımızla birlikte Tire’yi keşfetmeye koyulduk. Dostlarımız bu ilginç bereketli toprakların yerlisi… Ataları, dedeleri, kendileri Tire’de doğmuşlar.  

 

20. Temmuz 1974 Yılında Kıbrıs/Pladin’de şehit düşen 50. Piyade Alay Komutanı Halil İbrahim Karaoğlanoğlu’nun yeğenleri; Hüseyin Bey ve eşi Aysun Hanım.  

 

Bizi birbirimize kenetleyen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.  

Temmuz 2010 Yılında, birlikte İstanbul/ Ortakent’te “Esma Sultan Yalısında” Bir etkinliğe katılmıştık.  

 

Ertesi gün İzmir’e dönüş yolunda; atlattığımız tehlike bizleri, birbirimize yakınlaştırdı.  

Uçağımızın kanatları; dağların doruklarını adeta okşamıştı.  

Çakılmaktan kıl payı kurtulduk.  

Menderes Havalimanına ayak basar basmaz; o kısacık korkulu anı atlatmanın verdiği sevinçle dudaklarımdan dökülen ilk sözcükler…  

“Üç gün sonra ilk yavrunuz dünya evine girecek, Allah’a şükürler olsun bağışladı”  

Yaşanmışlıklar insanları birbirine gerçekten kenetliyor.  

 

İster birbirlerine benzesinler; isterse çok farklı dünyaları olsun…  

O görünmez çatının altında yâd edecekleri bir şeyler oldukça…  

Çoğalıyorlar…  

 

Ocak ayının: Ilıman bir Pazar günü, dostlarımız sayesinde tarihe yaptığımız küçük yolculukta 1441 Yılında inşa edilmiş ve 2. Eylül 2005 Yılında yeniden ibadete açılan Yavukluoğlu Camii ve Külliyesi dışında beni çok etkileyen iki katlı; üst tarafı yeşile boyanmış; alt katı kocaman taşlarla örülü…  

Yamacın tepesinde; şarıl, şarıl sular akan dere yatağının yanında, çınar ağaçlarının arasında, sade mi sade, küçücük bir mescit oldu.  

 

Hüseyin Bey anlatırken ben de kafamda yüzyıllar öncesini canlandırdım.  

 

“Alev Hanım eskiden burada Rumlar alt katta; Müslümanlar da üst katta ibadet ederlermiş, anlayacağınız bir çatı altında iki farklı ibadethane; iki ayrı kutsal dinin mensupları dualar ediyorlar düşünebiliyor musunuz?”  

 

Hayran oldum duyduklarıma…  

Hayal dünyamdan geri döndüğümde kendimi bir an boşlukta hissettim.  

 

Hangi alanda olursa olsun; var olan tahammülsüzlükler sardı sarmaladı ruhumu…  

 

Teknolojide dev adımlar atan insanoğlunun; sosyal ilişkilerinde nasıl bu denli gerileyebildiğini; hangi virüs sayesinde kötürüm olduğunu düşünürken…  

Ocak ayının ılıman Pazar gününde; yapraksız çınar ağaçlarının altında tahta masaların etrafında plastik sandalyelerde yerimizi aldık.  

Cam bardaklarda gelen sıcacık tarçınlı salep içimi ısıttı.  

Teşekkürler Hüseyin Bey, teşekkürler Aysun Hanım; teşekkürler Ecem; iyi ki varsınız sevgili Karaoğlanoğlu Ailesi, iyi ki varsınız.  

 

17 Ocak 2011 Pazartesi  

Alev Meisel/İzmir  

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Halil İbrahim Karaoğlanoğlu İzmir'e yerleştiğim yıl dillerden düşmeyen bir yiğitti. Akrabalarıyla tanıştığın ortam sanki onlan bağlantılı, şükür iyi atlatmışsınız, ama gerçek dostlar kazanmışsınız. İçten dostluğa günümüzde ender rastlanıyor artık. Mescit ise acı acı düşündürdü... Aramızı bozanlar rahat yüzü görmüyor zaten... Gerçek dostlarım arasında olduğun için mutluyum. Selam ve sevgilerimi iletir, esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 21.01.2011 22:40
Cevap :
Ben de çok mutluyum. Raslantılar(Pek inanmıyorum Yüce sistemin isteği üzerine) insanları birbirine bağlıyor. (Hadi bakalım şimdi öğren, eksiklerini tamamla; kitaplardan edindiğin bilgiler - zaman ve mekan yüzünden ulaşamadıkların tarafından sana iletilir.) eline yüreğine dokunabildiklerimiz de bizlere çok şey öğretebilirler. Yapmamız, yapmamamız gereken her türlü davranışları da onların bize aktardıklarından öğrenebiliriz. Dostluğun temelinde bilgi alış verişi vardır; bir fincan acı kahvenin eşliğinde...Çıkar ilişkileri sokağı çıkmaz sokak olduğundan; çoğunluk mutsuz ve tek başına...Kullar kulların bilgisine muhtaçlar, gerisi hep boş şeyler. Ara bozanlar bellerini bir türlü doğrultamıyorlar. Teşekkürler saygılar selamlar. Karaoğlanoğlu ailesi gerçekten mutevazı değerli dostlar; sizlerin de olduğu gibi...Geçtiğimiz yıl biricik gencecik kızlarını evlendirdiler. Tıpkı sizin gibi çok heyecanlandılar. Hayırlısı olsun.  23.01.2011 20:05
 

Dost olabilmek, dost bulabilmek ne güzel... İnsanlar da zaman zaman dost oluyor, dinler de , tarikatlar da..Sonra birden ne oluyorsa... Savaşlar geliyor... Sonra bitiyor... Niye böyle...?

Erdal Ceyhan 
 17.01.2011 3:04
Cevap :
Niye böyle? Merhaba Erdal Bey, kısa ve öz bir soru...Bana kalırsa, barışın getirisi olmadığına, geçer akçe olmadığına inanlar var. Kıskançlık ve açgözlülük var. Güç denen çok yüzlü kavrama müptela olanlar var. Eğitim öğrenim cılız bir düzeyde; sizin bir yorumunuzda değindiğiniz gibi...Cehalet canavarlar doğuruyor. Bunların hepsi el ele verdiğinde kan dökülüyor ve bizde buna savaş diyoruz. Esasında insanın kendi kendini yoketme sanatı...Mükemmel bir şekilde icra ediyoruz. Anlamlı yorumunuz mutlu etti. Elinize sağlık. Balıkesir'e selamlar saygılar.  17.01.2011 13:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 828
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster