Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
80
 

Mesele

Mesele
 

"Günaydın," dedi kuru bir sesle,kirpiklerinin arasından aynadaki aksine bakarak,bu onun asla kurtulamadığı bir alışkanlığı idi.
 
Soğuk su ile yüzüne hayat vermeye çalıştı,hafifte bir gülümseme kondurdu bu kez yüzüne fakat bu gülümseme az evvel yüzüne attığı sudan daha soğuktu.Bir ölünün yüzüne zorla kondurulmuş bir gülümsemeyi andırıyordu.
 
Resmi adlı çizgiye ayak uydurmaya çalışan kıyafetleri de üzerinde yer alınca hazırdı.
 
Sokağın oldukça dik,gösterişsiz merdivenlerini hızlı adımlarla takip ederken, sonunda gününün en güzel saatlerini kahrettiği hapishanesi yolun sonunda göründü.
 
Beyaz önlüğünü üzerine geçirdi, şimdi sabahkinden daha da cansız görünüyordu.Kurumuş yapraklarını kopardı,çocuk değildi artık surat asmalar da neyin nesiydi!
 
Kollarında zorla ayakta durmaya çalışan bir deste kağıt parçası vardı.Ayakkabılarının topukları uzun ve geniş koridoru arşınlarken aslında duyulmuyordu ne dedikleri lakin dikkatlice kulak verseniz anlardınız ne demek istediklerini."Tak," yani buralar benim."Tak," yani ben geldim."Tak," yani size beni eşlik edeceğim.
 
Cilalı tırnaklara sahip olan el tarafından vuruldu odanın kapısı. Kapı hızlıca açıldı, rutin kontroller yapıldı. İrticalen konuşmanın yanından bile geçemeyecek cümleler sarf edildi, hatta ezbere kayan bir hasbihal bile gerçekleşti. 
 
Bir diğer kapı da aynı şekilde çalındı,bu sefer yaşı alıp başını giden Emin Bey ayağa kalktı,o da hep böyle yapardım.
 
"Benim mültefit hekim kızım gelmiş,"dedi ve önceliği o kaparak ekledi. "Nasılsın kızım?" 
 
Derin bir iç çekişi sıkıntılı bir gülümseme takip etti,"Hayat bir şekilde devam ediyor,geride kalmamaya çalışıyorum.Ya siz?" Gülümsedi Emin Bey,"Şükür bu halimize,fakat daha iyi günlerimiz de olmuştu,"dedi sesinde bariz bir özlemle. Özlem geçmişe idi fakat Emin Bey'in özlemi öyle büyük öyle derindi ki geleceğe de taşıyordu. Kontrol sırasında aldığı cevaplar doğrultusunda ilacın dozunu elleri titreyerek arttırmak zorunda kaldı,mültefit hekim.
 
Tam zamanında odaya varan hemşire onu kurtardı da bu kötü sonu daha sonraya erteleyebildi. Hemşireye kısa bir baş selamı vermeyi unutmadı.
 
Çıkarken Emin Bey konuştu,"Güzel kızım,ben kendime üzülmüyorum.Zaten bir ayağım çukurda. Benim endişelerim benden sonrakilere. Mesela sana, sizlere. Ekmek parası için biz hastaların kurtulmaya gün saydığı bu hapishanede tam zamanlı mahkumsunuz. Ben senin yaşlarındayken, nur yüzlü eşim Melahat ile Galata'yı seyrederdim her fırsatta. Bir rivayet vardır kızım Galata'ya ilk kiminle çıkarsan onunla evlenirsin diye,biz Melehat Hanım ile oradaydık. Mekanı cennet, toprağı bol olsun," dedi gözünden bir damla yaş düşerken, "Şimdilerde toprak olan arkadaşlarımla bir balığa giderdik,tüm gün neşemizi hiçbir şey eksik edemezdi...Sizinkilerde yaşamak mı kızım?"
 
Yaşamak mı ölmek mi,mesele bunda.
 
William Shakespeare

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 119
Kayıt tarihi
: 17.04.16
 
 

Oldukça sıcak bir ağustos günü Istanbul'da gözlerini açmış ve teni burada kavrulmuştur.Yoga yapma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster