Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '13

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
632
 

Meslek Lisesi kimin meselesi?

Meslek seçimi bir insanın hayatındaki en önemli kararlardan biridir. Bir kişi mesleğini seçmekle birlikte hayatının yönünü ve şeklini de seçmiş olur. Buna rağmen ülkemizde meslek seçimi profesyonelce yapılamamaktadır.

Meslek seçimi tamamen şansa dayalı olarak ve aynı zamanda bilinçsizce yapılmaktadır. Eş-dost aracılığı ile veya üniversite sınavında elde ettikleri puana göre bir meslek seçimi yapan gençler ileride çok büyük pişmanlıklar yaşayabilmektedirler. Bir kişinin eğilimlerini ve kabiliyetlerini bilmeden ona meslek edindirmek ona yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. Kişiye uygun meslek seçilemediği için de insan israfı konusunda ülkemiz Nobel Ödül’üne aday gösterilebilir. 

Gelişmiş ülkelerde meslek liselerine giden öğrenci tüm okullara oranı % 70’lardayken bu rakam bizde sadece % 30 civarında seyretmektedir. Nitelikli ara eleman yetiştirmek ve ülkemizin gelişmesi açısından bu rakamın nitelikli olarak yükseltmemiz gerekmektedir. Türkiye'de ve Dünya’da işsizlik sorununun çözümü ancak meslek liselerinin çoğalmasıyla çözülebilir. Ülkemizde meslek liselilerin haftalık ders yükünün ağır olması, meslek derslerinin fazla olması, staj çalışmaları ve katsayı sorunu gibi sorunların olması nitelikli öğrencilerin bu okullara eğilimini azaltmaktadır. 

Ülkelerin sanayisinin gelişmesinde bilgi beceri ve iş tecrübesine sahip yüksek verimli üretimi oluşturabilecek kalifiye insan gücünün yetiştirilmesinde mesleki ve teknik eğitim liselerinin önemi büyüktür. Fakat ülkemizde bugün meslek liseleri son on yılda - zaten yetersiz olan- eski gözdeliğini ve saygınlığını yitirmeye başladı.

Meslek liselerinin eski dinamikliğini yitirmesinde gelişen teknolojinin okullara yansıtılamaması ve eğitimi verilen bölümlerin güncellenmemesi başlıca etkenlerdir. . Aynı zamanda ülkemizdeki istihdam sıkıntısı ve mesleki standartların netleşmemesi yüzünden, mesleki ve teknik okulların diplomaları değerli değildir. Sürekli değişen eğitim politikaları ve buna bağlı olarak değişen eğitim sistemleri ve öğrenci kabulündeki ilkesizlikler gayretli öğrencilerin bu liselere ilgisini azaltmaktadır. 

Eğitim ile iş piyasası arasında bir paralellik olmaması bu liselerin gözdeliğini zedelemektedir. Bu durum meslek liselerinde okutulan müfredatın güncellenmemesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısı ile eğitim sisteminin yetiştirdiği “işgücü arzı” ile mevcut piyasasının” talep ettiği işgücü” arasında uyumsuzluk oluşmaktadır.

Meslek Lisesine giden bir çocuk şu şekilde düşünebilmelidir : “ Eğer ben bu okula gidersem mezun olduğumda çok güzel bir mesleğe sahip olabilirim ve piyasada hemen iş bulabilirim.” Bir taraftan bakıyorsunuz üreticiler nitelikli eleman ihtiyacı duyarken; diğer taraftan bakıyorsunuz diplomalı işsizlerin sayısı günden güne artıyor.

Bugün üretim sürecine baktığımızda “diplomalı işsiz”ler ile “diplomasız uzman”ların da piyasada istihdam edilmesi bir dengesizliği sembolize ediyor. Bir tarafta eğitim almış ama istihdam bekleyen insanlar varken diğer tarafta diploması olmadığı halde istihdam süreci içerisinde yer edinmiş birçok kişinin olması bir çelişki değil mi? Sorunu biraz incelersek şu durum ortaya çıkıyor: İstihdam ihtiyacından fazla veya piyasanın istemediği bölümden mezun öğrenciler “diplomalı işsiz” durumuna düşmektedir. O zaman bu noktada bazı sorular aklımıza geliyor.

Mesela: okullardaki bölümler hangi kriterlere göre açılıyor? Yani bu bölümler açılırken neler göz önünde tutuluyor, neler belirleyici oluyor? Buradaki çelişkiyi nasıl düzeltmemiz gerekiyor? İstihdam konusunda işsizlik kadar işçisizlik de tehlikeli bir problemdir. Eğer yeteri kadar nitelikli ara elaman yoksa arz talep dengesi bozulur, üretim maliyetleri artar, üretim kalitesi düşer, iş gücü ve kaynaklar verimsizleşir ve sonuçta ekonomi ciddi zarar görür… Sonuç olarak işçisizlik de en az işsizlik kadar tehlikelidir. 

“Devlet mezun eder, gerisine karışmaz.” Mantığı ülkemize çok zararlar verdi bugüne kadar. Şunu bilmeliyiz ki devlet vatandaşı kadar aydındır, güçlüdür, eğitimlidir ve niteliklidir. Sosyal devlet geleceğini şansa bırakmadan planlamak zorundadır. Bu noktada bireyin zararından çok devletin zararları daha büyüktür. Çünkü birey bir şekilde kendi hayatını idame ettirir. Çok lüks yaşamasa da kısıtlı imkânlarla yaşayabilir yani gününü kurtarabilir. 

Meslek liselerine bölüm açılırken yerel yönetimlerden ve bölgedeki sektörlerin temsilcilerinin görüşleri alınmalıdır. Piyasanın ve bölgenin ihtiyaçları göz önünde bulundurmadan bölüm açmak işi şansa bırakmak demektir. Bölgede faaliyet gösteren sektörlerin işçi ihtiyacına göre, meslek liselerinde gerek kontenjanları artırarak veya kısarak gerekse yeni bölümler açarak arz- talep dengesi korunabilir. Böylelikle hem üreticinin ihtiyacı olan nitelikli ara eleman ihtiyacına cevap verilecek, hem de “diplomalı işsizler” ordusu giderek azaltılacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı bu noktada yerel yönetim ve sektör temsilcileri ile bu çalışmayı beraber işletirken aynı zamanda bölgenin önde gelen sanayici, iş adamı, sivil toplum kuruluşları ticaret ve esnaf odaları ile olan sürekli diyalog halinde olmalıdır. Bu kuruluşlarla belli aralıklarla yapılacak toplantılarla bölgenin ihtiyaçları belirlenerek ona göre bir bölüm ve kontenjan ayarlaması yapılabilecektir.

Mesela ihtiyaca göre Karadeniz Bölgesi’nde tarım bölümlerin kontenjanı artırılırken, Doğu Anadolu’da hayvancılık, Akdeniz’de Turizm ile ilgili bölümlere öncelik verilerek ihtiyaca göre ayarlamalar yapılmalıdır. 

Meslek liseleri bölge sektörleri ile organik bütünlük kurması sadece istihdam açısından önemli değildir. Aynı zamanda her sektör kendi bünyesinde elemanlarını yetiştirmek için ayırdıkları eğitim bütçelerini meslek okullarındaki öğrencilere burs verebilir.

Doğal olarak her sektör istediği elemanın okullarda eğitilmesine katkı sağlamış olacaktır. Mesleki ve teknik liseler ve meslek yüksek okulları sistem bütünlüğü içinde birbirlerine daha uyumlu hale getirilmelidir. Böylece hem çok kaliteli ara eleman yetişecek, hem de istihdam sorunu kalmayacaktır.

Mesut KAYMAKÇI

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 270
Kayıt tarihi
: 02.01.13
 
 

Mesut Kaymakçı Kimdir? Üniversite hazırlık dershanelerinde Türkçe öğretmeni olarak çalışt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster