Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '09

 
Kategori
ÖSYS
Okunma Sayısı
4835
 

Meslek seçerken nelere dikkat etmeliyiz?

Meslek seçerken nelere dikkat etmeliyiz?
 

özel ders akademisi


Bir mesleği seçmeden önce kendimizi iyi tanımamız gerekiyor. İlgi, kabiliyet ve beklentilerimizi netleştirmeliyiz. Sevmediğimiz bir alanı sırf parası iyi diye tercih etmek bizi mutlu etmeyecektir.

Hayatımızın en önemli kararlarından biri meslek seçimimizdir. Seçtiğimiz meslek hayatımız boyunca bizimle beraberdir. Onu nereye gidersek gidelim hep yanımızda taşırız. Doktor olduğunuzda bu sadece hastanede yaptığınız bir meslek değildir artık. Gittiğiniz her yerde “doktor bey/hanım gelmiş!” diye ağırlanırsınız. Gittiğiniz yerlerin birçoğunda “Ya benim de şuramda çok fena bir ağrım var bir bakabilir misiniz?” gibilerinden sorularla mesleğiniz hayatınızın her yerine girer. Bir bilgisayarcı olduysanız mutlaka gittiğiniz yerlerde formatlanması gereken veya arızası olan bir bilgisayardan size şikayetler gelir ve onu düzeltmenizi talep ederler yakınlarınız. Tabii bu şikayet edilecek bir durum değil. Çünkü insanların siz neyi iyi biliyorsanız o konuda sizden yardım talep etmeleri kadar doğal bir şey de yoktur.

Bu örnekler daha da arttırılabilir. Burada anlatmak istenilen seçilen mesleğin hayatınızın her noktasını etkileyecek olmasıdır. İşte bundan dolayıdır ki seçeceğiniz meslek hayatınızın en önemli kararlarından biridir. Meslek seçimi bu kadar önemli iken gençlerin çoğu bu seçimi ya popülerliğe göre ya da tercih esnasında bir anlık kararına göre yapıyor olması sonuçları itibarı ile çok sakıncalı bir durumdur.

Hangi mesleği seçmem gerekir?

Bu sorunun cevabını vermeden önce kendimizi tanımakla işe başlamamız gerekir. Kendimizi kişisel özelliklerimiz ve beklentilerimiz konusunda iyi tanımlamamız bu konuda atılacak ilk adımdır. İkinci adımda ise seçmeyi düşündüğümüz mesleklerin artısıyla eksisiyle iyi tanımlanması gerekir. Bu iki adım sağlıklı bir şekilde yapıldıktan sonra geriye, her ikisinin kesişim noktalarını belirlemek ve kendi isteğinizi de işin içine katarak tercihleri ona göre yapmak kalıyor. Yani kendi ilgi ve yeteneklerinize uygun aynı zamanda çalışma şekli ve koşulları sizin istediğiniz gibi olan meslek sizin için ideal olan meslektir.

Bu aşamalarda en fazla yapılan hata popülaritenin etkisi altında kalmak şeklinde karşımıza çıkıyor. Yukarıda belirttiğimiz aşamalar gerçekleştirilirken kişiler popülaritenin etkisinden kurtulamayabiliyorlar. Belirtilen aşamaların sağlıklı ilerleyebilmesi için tercih konusunda aşağıda belirtilen adımlar izlenmelidir.

1. İlgilerim hangi doğrultuda? Neleri yapmaktan hoşlanıyorum?

Kişi, ilgi duyduğu ve hoşlandığı şeyleri severek yapar. Bireyin ilgi duymadığı bir faaliyete sırf çok para kazandırıyor veya çok popüler bir meslek diye yönelmesi hem mesleki doyumunu, hem de başarısını olumsuz etkileyecektir.

Örneğin sosyal yönü ve insani ilişkileri çok güçlü olan bir kişi sözel tercihler yaparak başarılı bir öğretmen, psikolog, avukat olabilecekken sırf popülariteden dolayı saatlerce masa başında çalışmayı gerektiren bilgisayar mühendisliğini tercih ederse bu mesleki olarak mutsuzluğu da beraberinde getirebilir. Birçok öğrenci bilgisayar oyunlarından veya bilgisayar başında vakit geçirmekten hoşlandıkları için bilgisayar mühendisliğini tercih edebiliyor. Bölümü kazandıklarında ise ne kadar farklı şeylerle uğraştıklarını görünce hayal kırıklığına uğrayabiliyorlar. Yani bilgisayar başında zaman geçirmeyi sevmekten dolayı bu bölüm tercih edilmez. Bilgisayar mühendisliğini tercih etmek için bilgisayar yazılımlarına ilgi duymak, onun yapısı ve işleyişi ile ilgili her şeye çok ciddi ilgi duymak gerekir.

Bu konuda bir örnek daha verelim. Bir öğrencim tıp fakültesi okumak istediğini söyledi. Tıp okuyup ondan sonra da uzmanlığını çocuk üzerine yapıp çocuk doktoru olmak istediğini söyledi. Ben de kendisine hemen sordum.

“Neden çocuk doktoru olmak istiyorsun?” diye.

Cevap çok ilginçti.

“Hocam ben çocukları çok seviyorum. Onlarla beraber zaman geçirmek bana çok keyif veriyor.” dedi.

Ben de kendisine,

“Çocuklarla zaman geçirmeyi seviyorsan neden sınıf öğretmeni veya anaokulu öğretmenliği düşünmüyorsun?” dediğimde şaşırdı ve ‘ne alakası var şimdi’ der gibi bana baktı. Ben de devam ettim:

“Şaşırmana gerek yok. Ben sana ‘neden çocuk doktoru olmak istiyorsun?’ diye sordum ve sen bana çocukları sevdiğim için diyorsun. Çocukları sevdiğin için doktor olunmaz. Tıp mesleğini ve doktorluğu sevdiğin için doktor olunur. Daha sonra da çocukları sevdiğin için ihtisasını çocuk üzerine yaparsın. Ama unutma ki çocuk doktoru olduğunda cıvıl cıvıl çocuklarla değil her türlü hastalıklarla ve onları iyileştirme ile uğraşacaksın. Anladığım kadarı ile senin şu andaki çocuk sevgin bu cıvıl cıvıl koşan çocuklar. Bundan dolayı ben sana öğretmenlik bu sebepten daha iyi bir tercih olur dedim. Yok eğer sevgin önce doktorluğa ve insanlığa yardıma ve daha sonra çocuklara ise o zaman doğru tercih senin için tıp olacaktır.”

İlgi alanlarımızı doğru belirlemeli ve bu konuya bilgilenerek bakabilmemiz gerekir. Gerçekçi algılamalar isabetli tercihi beraberinde getirir. İlgi duyduğumuz alanlardaki meslekleri araştırmalı ve o mesleği yapanlardan bilgi edinmeliyiz. Kişilerin iyi yapabildiği şeylerden hoşlanma eğilimleri vardır. İlgi duyduğumuz alanlar, çoğunlukla yetenekli olduğumuz alanlardır. Burada önemli olan konu kişinin ilgilerini olduğu gibi yeteneklerini de iyi tanımlamasıdır.

2. Yeteneklerim ne yönde? Neleri iyi yapabilirim?

Yetenek, kişinin belli konulara olan kabiliyeti, onu yapabilme gücüdür. Yetenek meslekteki başarıyı etkileyen en önemli etkenlerden biridir. Seçtiği mesleğin gerektirdiği azami yetenek düzeyine sahip olmayan bireyin o meslekte başarılı olması oldukça zordur. Örneğin, el becerisi çok zayıf olan birisinin diş hekimi veya cerrah olmak istemesi veya konuşma konusunda problemleri olan birisinin avukat olmak istemesi onun başarısız bir mesleki hayat geçirmesine sebep olacaktır.

Sahip olduğu yeteneklerinin kapasitesinin altında bir yetenek düzeyi gerektiren mesleğe yönelen bireyin meslekte doyum sağlaması da mümkün olmayacaktır. Örneğin, bilgisayar becerisi çok yüksek olan birisinin bir bankada gişe memuru olması onu mesleki olarak tatmin edemez.

Bundan dolayı kendi ilgilerimizi tanımamız gerektiği gibi yeteneklerimizin sınırlarını da ölçmemiz gerekir.

Okulun en iyi öğrencileri arasında olan bir öğrenciyi çevresi hep doktor ve mühendislik mesleklerine yönlendiriyordu. Öğrenci belli bir zaman bu telkinlerin etkisinde kaldı. Ama sonra sözel derslerinin sayısal derslere oranla (Sözele daha az, sayısala daha çok çalıştığı halde) daha iyi olduğunu farketti. Öğrenci sözel-eşit ağırlık alanında sınava girmeye karar vererek daha somut bir hedefe kilitlendi.

Yeteneklerimizi tanımlarken önce sayısal-sözel olarak tanımlanmalıyız. Daha sonra da mesela sayısal ama hangi alanlar bana daha uygun diye genelden özele doğru gidilmelidir. Yeteneklerimizi tanımak istiyorsak çevreden sık sık geri bildirimler almalıyız. Çevremizdeki insanlar bizleri daha objektif algılarlar. Öğretmenlerinizden, sözüne güvendiğiniz yakınlarınızdan ve arkadaşlarınızdan kendinizle ilgili geri bildirimler alın. Bu kendinizi daha iyi tanımlamak için çok işe yarayacaktır.

3. Ne istiyorum? Meslekî beklentilerim neler?

Yetenek ve ilgilerin tanımlanmasının ardından bireyin meslekteki beklentilerini tanımlaması gerekir. Bireyin meslekte nelere önem verdiğini, mesleki faaliyetin sonunda elde etmek istediği olanakların neler olduğu önemli bir konudur. Kazanç düzeyi, yaratıcılığı kullanma, liderlik, yeteneğini kullanma, işbirliği, ün sahibi olma, sosyal statü, düzenli yaşam ve değişiklik gibi konuların hangisinin onun için önemli olduğunu kişi tanımlamalıdır.

Mesleki beklenti, ilgi ve yeteneklerle uyuşursa başarılı bir mesleki yaşam sizi bekliyor demektir. Ama burada tekrar belirtmeden geçemeyeceğim önemli bir hususu belirtmek isterim. Mesleki beklentiler popülaritenin ve maddi kazancın gölgesinde oluşturulursa hata yapma olasılığınız çok artar. Mesleki beklentilerinizi bu iki düşmanın gölgesinden kurtarın.

Türkiye’de mesleklerin durumu

Türkiye’de mesleklerin durumuna şöyle bir göz atacak olursak şunları söyleyebiliriz. Bazı meslekler diğerlerine göre daha çok kazandıran meslek grubu olarak algılanırlar (endüstri, bilgisayar ve elektronik mühendislikleri ve tıp fakülteleri gibi) ama şu gerçek unutulmamalıdır; hangi meslek olursa olsun o meslekte çok iyi olursanız hem statü bakımından hem de mesleki kazanç bakımından çok kazançlı görünen mesleklerden daha fazlasını kazanabilir ve mesleki olarak kendinizi çok daha iyi hissedebilirsiniz.

Önemli olan yaptığınız işi iyi yapmaktır. Üniversite mezunu işsizlere baktığınızda ya mezun fazlası veren ziraat mühendisliği gibi bir bölümden mezun olduğunu ya da işletme-iktisat gibi kendisini geliştirmenin çok önemli olduğu bir mesleği tercih edip okuduğunu ama okurken kendisini mesleki açıdan ve yabancı dil açısından geliştirmediği görülür.

Her mesleğin bir gereği vardır ve onu yerine getirirseniz işsiz kalmazsınız. Biraz önce bahsettiğimiz gibi eğer siz işletme okuyacaksanız, bu alan rekabetin yoğun olduğu ve çok fazla mezun veren bir alan olduğu için mezun olduğunuzda en iyilerden biri olmalısınız. Aksi halde işsiz kalabilirsiniz. Eğitim fakültelerinde okuyanların işsiz kalmaları çok daha azdır. Çünkü Türkiye genç ve gelişen bir nüfusa sahip olduğundan öğretmen açığı her zaman olacaktır.

İyi bir iş için gerekenler nelerdir?

Özellikle mühendislik fakültesi okuyacak olanların da dikkat etmesi gereken şeyler vardır. Mühendis olup iyi bir iş bulabilmek için;

İyi bir üniversiteden mezun olmak

İyi derecede İngilizce bilmek

Mesleği ile ilgili bilgisayar bilgisine oldukça hakim olmak gerekir.

Ve bütün bunların yanı sıra tecrübe birikimi de olması gerekir. Genellikle mühendislerin iş bulabilmesi için yukarıdaki üç şart yeterli olur ancak birçok işyeri aynı zamanda 5 yıl, 7 yıl gibi tecrübe şartı koyabiliyor. Bu da mühendislerin ilk mezun olduklarında hemen iş bulabilmesini biraz zorlaştırabiliyor.

Çin dili, İspanyol dili gibi bölümler de alternatif bölümler olarak yükselen bir trende sahip. Çünkü dünya ekonomisinin önemli bir bölümü bugün Çin üzerinden dönüyor ve siz Çin diline hakim olursanız dünyanın beşte biri ile anlaşabilecek duruma gelirsiniz. Aynı durum İspanyolca için de geçerli. Dünyada birçok ülkenin resmi dili İspanyolcadır. Alternatif olarak düşünüldüğünde bu bölümler trendi yükselen ve ticari anlamda başkalarının girmediği yollara girmenize yardımcı olabilir.

Fen-edebiyat fakülteleri kanımca Türkiye’de kıymeti tam anlaşılamamış bölümlerin başında geliyor. Gelişmiş ülkelerde bilim adamı yetiştirdiği için çok önem verilen bu fakülteler, ülkemizde sanıyorum bilim adamı olma hayali olan genç sayısının azlığından ve/veya bu fakültelerin öneminin tam anlaşılmamasından olması gereken yerde değildirler. Bilim üretmek isteyen ve dünyaya açılmak isteyen idealist öğrencilerin tercih edecekleri en isabetli yerlerden biri fen edebiyat fakülteleridir.

(Bize ulasmak icin http://www.ozeldersakademisi.com)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1332
Kayıt tarihi
: 11.09.09
 
 

İstanbul Üniversitesi Matematik bölümü mezunuyum. Özel bir dershanede Matematik öğretmenligi yapıyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster