Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
262
 

Mesut insanlar bloghanesi!

Mesut insanlar bloghanesi!
 

iblog.com.tr


  Acaba?

-yla başlayan çok okurumuz olacaktır. Yani burada yazan çizen, boy gösteren her delikanlı mutlu ve mesut mudur?

Valla kapı dışarı çıkmazsan, gazete dergi filan okumazsan; televizyon seyretmezsen. Burnunu da blogdan dışarı çıkarmazsan senden mutlu kimse yok kardeşim. İşte burada piri faniler içinde al gülüm ver gülüm fikir teatisi edip duruyoruz. Kim karışır?

Kendimiz söyleyip kendimiz anlıyoruz.

Tabii bu arada… Vur abalıya… ( Abalı da kimdi yahu! diyecek olanlar da vardır şimdi..onlara ne demeli!) Evet.Vur abalıya. Zaten sizi kim anlar, kim dinler.

Siz istediğiniz kadar küfredin; böyle şey olmaz, deyin… İtiraz edin.. Elinizi, kolunuzu , filan sallayın… Sizi kim sallar ki… Hey, siz artık defterden düşmek üzeresiniz. “Mesut İnsanlar Bloghanesi”nin mutlu insanları veya diğer bir deyimle  “Misafir vatandaşlar” daha uygun bir terim daha vardı ama onu bulamadım (Bulamadığım o kadar çok şey var ki.. Neyse!)

Geçen gün, bir yazımda Şener Şen yerine Ali  Şen demişim… Gülmekten ölürsünüz. Ben kendime biraz acıdım. Yahu bu kadar da uydurma olur mu , dedim kendi kendime… Ondan sonra da Oğlum Dai.. yavaş yavaş ayvayı yiyorsun, kendine dikkat et.. dedim, Ama işte o kadar… Aslında testlerde filan sağlamım da… bir de bana sor (nerdeyse hanımın adını unutacam veya ötekilerle karıştıracağım..Haydaa!) bu kadar da olmaz demeyin. Oluyor oluyor… Bi sabit.

Kimisi de bu Hoca iyice şaşırdı  “Mutlu” ile  “Mesut”u aynı cümlede yan yana kullanıyor, bir de dilci milci geçiniyor diyecekler.. Yok yav, o kadar da değil… Her şeyden 100 gram idare edip gidiyoruz işte. Kim ki her şeyi Allahına kadar bilirim, der .. fena halda yanılır.  Mutlu ile mesut bir arada olamaz mı… kıyamet mi kopar. Ben yaptım oldu. (Siz yapmayın olur mu?)

Peki , bu kadim Bloghanenin mesut sakinleri kimlerden ibarettir acaba?

Yani kuşkusuz ki, çoğu “ununu elemiş, eleklerini asmış..” cinsinden piri faniler. Çoğu da hayata karışı hala dirençleri var ki, ben de varım, daha ölmedim, cinsinden savletlerle her lüzumsuz gidişe karşı duran leventlere özeniyorlar. Nerede bir kargaşa var, yalın kılıç bizim leventler ön sıralarda…

Diğer yanda , ağebeylerine özenen, fakat nasıl iki satırı bir araya getireceğim de yazacağım diye bin bir sıkıntı çeken, yeni dönem zıpçıktıları da aramızda epey sayıda mevcut… Arada sırada kafayı bozup, ihtiyarlar ,”Siz buralarda ne halt ediyorsunuz, çıkıh gidin, yerinizi de biz saygın gençlere bırakın deseler de… Felsefesizlikten ne yapacaklarını bilemez halde , mefluç durumda statik yerlerinde çakılı kalırlar. Yürü yürümezler. Kalk kalkmazlar, Koş.. Hiç koşmazlar… İçleri güçleri yakınma… Doğadan, çevrelerinden, insanlardan… Hemen hemen her şeyden… Sağolsunlar da eleştirsinler. Onlar da bir gün adam olacaklar.

Arada sırada kafayı üşütüp, araya yalın kılıç dalıp..”Var mı bana yan bakan…!”naraları da olmuyor değil ama genellikle bizim Blog sakındir… Yani… “Sakin İnsanlar Bloghanesi” de diyebilirsiniz. Niye olmasın?

Ama pek de sakın değildirler ha… Öyle şeyler oluyor ki. Belki de üst katta oturanlar en keskin sirkeli  ve alangirli laflari ilk kez bizim sakinlerden yiyorlar. Ama anlamıyorlar. Veya anlamamazlıktan geliyorlar.

Adamlar ne yapsın, tutuklamaya gelseler 70-80 yaşlarında, ellerinde bastonlu bir takım insanları toplayıp içeri mi tıkacaklar… Utanırlar be… belki de onun için semtimize uğramıyorlar. Biz de burada , yedi sülalelerine Elham okuyuruz… Anlamıyorlar tabii… Veya anlamamazlıktan geliyorlar. Yoksa isterlerse, “Doğru söyleyeni” istedikleri gibi dokuz köyden kovmasını biliyorlar. Bu ne hikmettir. Ya hey!

Ben menunum ve de mesut… Şu sıcak kış köşesinde, ver yansın ediyorum da… Bu kafayı üşütmüş, diyerek , aldırış eden yok… Hadi söyleyin, hanginize aldırış ediyorlar be emekliler takımı! Hanginizin kapısını “Sen fazla doğru söylüyorsun, gel içeri bıyaklı..” diye toplamaya geldiler…

Yok yok rahatınız iyi. Bazıları da iyi bir maaş olıyormuş (bana ne, öyle diyorlar..!)  Dah ne istersiniz… Ekmek elden , su gölden… Yazın çizin, veriştirin! Ondan sonra da: Uhuvvet, hurriyet, musavat , adalet..isteriz diye yazılar yazın… Bekleyin bulursunuz!

Bana bakın onu ancak, Gezi’ciler buldular. Zamanı gelince yine ortaya çıkaracaklar. Taksım meydanının dümdüz edilmesinin nedeni o… Tanklar kolayca  manevra yapsın diye…

Aman çenem düştü de neler söylüyorum! Olur o kadar. Ne yaparsın. Bunların yaşlıların gevezelikleri…

Ne demişler: “Gençler bilse, ihtiyarlar yapabilse..”

Bu arada aklıma takıldı edebiyat öğretmenlerine sorayım. Ben bir kelime uydurdum : “Bloghane..” ama kuşkularım var. “Bloghane” mi, demeli yoksa “Blokhane” mi ? Kelimenin nereden neşet ettiğini elbet bilirsiniz… Örneğin, İranlılar “fabrika”ya “k?rhane” derler ; bizim Osmanlıca’ya yada Türkçe’ye  farklı bir anlamla girmiştir o kelime... Ben de Bloghane’de bir hata yapmak istemem. Estafurullah…

İnşallah , baha gelir de, Yılmaz ağabeyin şu gerçek İstanbul toplantısı gerçekleşir ve bütün Bloghane bireyleri bir araya gelir, şiirlerini okurlar. Bence bu “Şiiri Tanımlamaktan” daha kolaydır. Çünkü öyle her babayiğit kolay kolay şiiri tanımlayamaz. Oysa her Anadolu delikanlısının cebinde bir iki koşma, bir iki mani filan vardır… Okusunlar dinleyelim… Kıyamet mi kopar. Şöyle denize karşı. Samatya mı olur, efendim Kumkapı meyhaneleri mi?

Hadi kalın sağlıcakla. Bahara varmaya daha (52) gün var. Biraz daha sabredin. Sabırla koruk üzüm olur be…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herkes "kendince" bir amaçla yazıyor işte. Yazmak da zaten iyi, güzel ve yararlı, hattâ değerli bir uğraş.. e daha ne, ötesi teferruat yani. Birbiriyle aynı veya yakın amaçlarda, fikirlerde, karakterde olanlar da kendi aralarında dostça, arkadaşça, insanca bir diyalog, bir iletişim kuruyorlar, bir "biz" oluşturuyorlar... Onun için armudun sapıydı, üzümün çöpüydü, "kişiler bazında" kılı kırk yarmanın da hiç bir anlamı yoktur işte, öyle değil mi? Yazıya istediğini söyle ama "kişilik haklarına" ilişme! Dilediğinle görüşürsün dilemediğinle görüşmezsin, dilediğini okursun, dilemediğini-sevmediğini okumazsın. İcabında da, gerek duyarsan, değer de bulursan eleştirirsin, birtakım yanlışlara dikkat çeker doğrusunu söylersin filan, ama bu kadar işte, bu iş böyle. Selamlar, saygılar hocam... Bu arada, hayırlı kandiller, herkesin kandili mübarek olsun...

Filiz Alev 
 12.01.2014 21:10
Cevap :
Sağolasın Filiz hanım. Ben de sizin Kandil'inizi kutlarım (galiba biraz geç oldu...Neyse) Tabii, memlekette özgürlük var. Bıraksınlar da yazalım ... Teşekkürler, iyi günler efendim.  13.01.2014 13:09
 

Her telden bir yazı, kim ne ararsa kendine dair bir şeyler bulur bu yazıda. Değerli Erdal hocam, maksat hobi olsun, öyle veya böyle doldurulacak ömrün km. taşları. Selam ve saygılarımla...

Yurdagül Alkan 
 08.01.2014 23:39
Cevap :
Evet. Belli bir iddia veya tezle yazmadım. Sadece zamanın geçiciliğini biraz göstermek istedim , bir de ahbaplık , dostluğun kıymetini... Bunu bilenler zaten bilir. Bilmeyenlere de kolay kolay öğretmek mümkün değildir. İşte, leyleğin ömrü, lak lakla... Ne yaparsın. Yurdagül Hanım, Teşekkür ederim, iyi günler dilerim.  09.01.2014 12:27
 

Boğaza karşı şiirlerinizi dinlemek çok keyifli olacaktır Hocam. İnşallah bahar aylarında böyle bir toplantı gerçekleştiririz. Selamlar.

yılmaz çetingöz 
 08.01.2014 22:51
Cevap :
Sağolun Yılmaz Bey. Şiir adı altında, biraz bir şeyler çızıktırıyoruz da, okumaya gelince...Nanay.! O ayrı bir sanat.. Saygılarımla mutlu günler efendim.  09.01.2014 12:29
 

Üstat, he satırı aynen geçerli, sanki kendimi değil de (kendi kendimi) yazmışsınız gibi geldi bana. Daha ne çok anlatılacak söz var da... Ama!.. Hele bir bahar gelsin, şöyle gözümüz gölümüz açılsın. Sevgi, selamlar.

Şahin ÖZŞAHİN 
 08.01.2014 19:58
Cevap :
Sen İstanbul'da baharı getirmişsindir arkadaşım. İstanbul bana göre her zaman baharı yaşar. (Yoksa, yanlış mıyım? Bilmiyorum...) Saygılar, iyi eğlenceler...  09.01.2014 0:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 786
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster