Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
466
 

Mesut insanlar fotoğrafhanesi

Mesut insanlar fotoğrafhanesi
 

Günümüzün sorunlarından biri de mutlu olmak, mutluluğunu korumak, ömür boyu mutlu kalmak üzerinedir. Bunun üzerine yığınla kitap yazılmış, adeta öğrenilmesi gereken, formülleri olan bir şeymiş gibi insanlara mutlu olma yolları öğretilmeye çalışılmıştır. Mutluluğun bir formülü olsaydı eğer, her gün gülümseyen, huzurlu yüzünü gördüğüm kâğıt toplayan yaşlı amca, bunu bir yerden öğrenmiş olmalıydı. Ya da tek varlığı eski bir mangal olan evsiz adam, şarkı söyleyerek kızarttığı balıklardan mı öğrenmişti iç huzurunu?

Mutluluğun beklenilmeyeceğini, parayla, malla, şöhretle, makamla elde edilemeyeceğini bize sessiz sedasız gösteren insanlar vardır. Bu kadar hırsla çalışmaya, emeğe, eğitime ve kazanılanlara rağmen hala içinizdeki o büyük boşluk sizi yutuyorsa, etrafınızdaki abartılan insanların göstermece mutluluklarını kıskanıyorsanız gerçek anlamda mutluluğun ne olduğunu bilmiyorsunuz demektir.

Ne zaman başkalarının mutluluğunda kendi mutsuzluğunu gören insanları düşünsem, aklıma Ziya Osman Saba'nın bir hikâyesi olan “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” gelir. Kahramanı Beyoğlu’na gezmeye çıkmış, yaşı geçkince bir adamdır. İstiklal caddesinde etrafı seyrederek ilerlerken, gördüğü her şeyin insanı mutlu etmek için satıldığını düşünür. Pastane; içeri girip tatlılardan yiyenleri mutlu etmek içindir, vitrinlerde satılan rengârenk kıyafetler, ev eşyaları, çeşit çeşit yiyecekler… Bir kadın için elbise almak ister fakat hediye edecek kimsesi yoktur. İçinde kendini mutlu hissetmesine rağmen bir şey eksiktir. Tam fotoğrafçının önünden geçerken durur ve vitrindeki fotoğrafları seyretmeye başlar. Herkes mutludur ve gülümsemektedir. Buradan içeri mutsuz, yaşlı ve bedbaht biri hiç girmemiş gibidir. Genç sevgililerin sarmaş dolaş fotoğrafları, evlilik fotoğrafları, çocuklarıyla birlikte mutlu aile tabloları, nişan fotoğrafları, mezuniyet anısı… Herkes son derece mutlu ve ölümsüz. Kahramanımız, daha önce mutlu bir anını hiç dondurmamış olmanın verdiği üzüntüyle içeri girer. Onun da mutlu bir fotoğrafı olsun ister lakin fotoğrafçı tüm uğraşlarına rağmen istediği o saadet dolu yüzü yakalayamayınca, fotoğrafını çekmekten vazgeçer.

Günümüzün sanal ortamı gibidir aslında Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi. Her anımızı gülümseyerek dondurup, cümle âleme ilan ediyoruz artık mutlu olduğumuzu, gezdiğimiz gördüğümüz yerleri ve aile saadetimizi. Eskiden tül perde ardından izlenen insanlar, şimdi bilgisayar ekranından izleniyor. Dedikodular ikindi çaylarında, bilgisayar başında yapılıyor. Başkalarının hayatını gözleyerek yaşayanlar kendi iç dünyalarına sağırlaşıyor zamanla. Başkalarının sesi, içlerinde o kadar yükseliyor ki kendi derinliklerinden gelen çığlığı duyamadan, başkalarının sesinde, farkına varamadan boğuluyorlar. İnsanların birbiriyle rekabet ettiği, beğenilme yarışına girdiği, amacını kaybetmiş bir ortamda, başkalarının fotoğraflarda ne kadar mutlu olduğunu gördükçe içten içe büyüyen kıskançlıkla mutsuz olduğumuzu ve hayatı kaçırdığımızı düşünüyoruz.

Oysa kolaydır fotoğraflara gülmek ve mecburidir çoğu zaman gülümsemek. Kimse mutsuz bir anının, gözyaşının fotoğrafını çektirmek istemez. Mutluluğun şiirini yazmak ne kadar zor bir ihtimalse, acının pozunu vermek de o kadar zordur. Ve belki de çok nadir bulduğumuzdan mutlu anları, farklı ortamları, hayatın monotonluğuna inat, çoğu zaman gülümseyerek bir anısı kalsın isteriz. Güzel günler bir bir tükendikten sonra, “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi”ndeki gibi sonradan başkalarının mesut yüzlerine bakıp içindeki ukdeyle mutlu bir fotoğraf çektirmeye kalkışırken, olmuyor efendim sözünü duymaktan daha iyidir belki de harika bir fotoğraf oldu cümlesi…

Asıl sorunun gülümseyemediğimiz hayat olduğunu öğrendiğimizde Yaradan’ı ve yaratılmışı sevmenin yolunda buluyoruz huzuru.

Kusursuz, mükemmel, harika bir hayat kurgulanabilir sadece, masallarda prenseslere, prenslere, krallara atfedilir mutluluk dolu bir yaşam. Herkesin denendiği farklı yollar, değişik sıkıntılar vardır. Değil mi ki bir imtihan içindeyiz, değil mi ki kolay değil sonsuza uzanmak,  o halde hiçbirimiz için kolay değil hayat. Var ile Yok’un dengesinde,  madde ile maneviyatın içinde hepimiz bir parça tedirgin, biraz vahşi biraz masumuz…

                                                                                                                                      FATMA KOŞUBAŞI

          

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 120
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 823
Kayıt tarihi
: 18.01.08
 
 

Eğitimci, yazar... Denizin Üvey Kızı ve Hayalbaz şiir kitaplarının şairi... Bilgisayar öğretm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster