Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
5331
 

Metafizik, ontoloji ve teoloji

Bunlar felsefenin temel - makro kategorilerindendir. Bir zamanlar bunlar çakışıktı. Sonra birbirlerinden uzaklara savruldular. Bunu da, hem felsefe - içi, hem de felsefe- dışı nedenler yarattı.

Daha da ironiği, teoloji dışındakilerin her ikisi de, Aristo’nun Metafizik’inden destek aldığı için, hem İslam, hem de Hristiyanlık’ta öyle (aynı çevirilerden yararlanan ama ayrı ayrı din adamlarınca birbirinden uzaklara savrulmuş) idi.

Aristo’nun teolojisi, çok tanrılı dinlerin tanımı gereği mutlak olamazdı, çünkü o zamanlar bile tanrıların sayısı, adı, vd habire değişiyordu. (Şerh: Mutlak bir çok tanrılı din sistematiği kurmak mümkündür ama ilginçtir ki insan türü bununla pek uğraşmamış, o nedenle ileride göreceğimiz gibi, bu sorun günümüz çoktanrılılığı sayılabilecek, pan-teizme ve kozmo-teizme kalmış.)

Tek tanrılı dinlerde teoloji konusunu dışarıda bırakırsak (ki mutlak kere mutlak, tıpkı matematikteki sonsuzların birbirinden büyüklüğü ikilemi gibi, hem felsefede, hem de dinde akıl yürütme sorunu yaratmıştır):

Aristo’da metafizik, ikilemsel biçimde, fizik sonrasında, yani varlık sonrasında, yani varlıkbilim dışında aransa gerekti. Oysa o Platon’dan etkilenmiş (veya onun ardılı) olarak, var olandaki içkin ideal olanı, tözü metafizik saydı. Böylelikle de, Uzakdoğu asya Metafiziği kendiliğinden aşkın olmuş oldu ki pratikte de öyledir. (Bu durum, insan kategorisinde ‘telepati-uzaycılık’ ikilisi olarak tezahür edebilir ama şimdiden böyle tasarlandı bile, Asimov’un Robot ve Vakıf dizileri bunu açımlar.)

Felsefedeki bugünkü durumuyla ontoloji, fenomenoloji ve epistemoloji bile, sırasıyla varlık, görüngüsü ve bilgisi konusunu kapsar. (Bu dizinin Antik Yunan felsefesiyle kategorik bağı biraz gevşek kalıyor gibi, özellikle de epistemolojinin informatik ve kognitif somutluğu (tutarlıkığı yerine, geçerliliği) düşünülünce.)

Bugünkü anlamıyla teoloji ise, mutlaklığı tekeline almış olarak en ontik ve en metafizik olanı kapsama iddiasındadır. Bunu da, bunun tersinden başlayan bir akıl yürütmeyle yapmaktadır. (Bir tür tümevarım yoluyla tümdengelim denebilir: Akl-ı cüzinin kavrayamayacağı akl-ı mutlak tanımı olarak tanrı gibi. Meta-hermenötik veya meta-kelam da denebilir.)

Eğer, mutlaklığı kaldırır, yerine göreliği koyarsak, metafizik herhangi bir yerandaki varlık tanımlarına eklenen birer öteleme vektörü olarak tanımlanabilir ve pekala bunlar birbirine karşıt yönlerde olabilirler.

Bunların makro olarak yerzamanlar içindeki yolculukları, bize düşünce evriminin haritasını da verir. (Hem Aristo’nun tek başına, hem de Aristo-Lao Tzu ikilisi olarak.)

Örnekseme: Kişinin ontikliği genetik doğuşu olabilir. Bu durumda metafizik vektörler, o genetik özelliklere eklenen görünür farklılaştırmalardır. Örneğin kısa boylu bir ırk olan şerpalardan birinin ikiz çocuğunun birini iyi besleyip, birini olağan besledin mi, arada boy ve kilo farkı oluşmakta. Bu durumda çevre, genetiğin metafiziği olmakta.

Doğal ve raslantısal mutasyonlar da, içkin oldukları için, benzer sonucu vermişlerse, ontik ve metafizik olurlar. (Bu açıdan genetik bilimi, hem de determinizme, hem de fiziğe en uzak bilim dalı olmakta. Diğer bir deyişle: Doğrusal olmayan zamanlarda ve mekanlarda, neden-sonuç ve bütün-parça ilintileri, en iyi genetik dalında incelenebilir ve irdelenebilir.)

Günümüzde giderek tek tanrılı dinler etki alanlarını yitiriyor. Bu durumda teoloji, pekala 2.500 yıl öncesinin durumuna geri dönebilir.

Ancak, metafizik ve ontoloji, felsefe alanı olarak olsun, bilim alanı olarak olsun, sanat alanı olarak olsun, hala işlevsel düşünce kategorileri durumundalar. (Zaten bu metnin yazılma nedenlerinden biri bu: Eski bir düşünce aracını, örneğin bir oku baliset (Tatar yayı) durumuna dönüştürmek gibi, yepyeni ve farklı bir kullanıma uygun duruma dönüştürmek.)

Öyle ki tek tanrılı dinlerden ata dinleri olan animizmlere geri dönüşlerde, bu 3 alan için novum-epsilon örnekler yaratılabilir, belki yaratılmıştır ama henüz belirgin olarak kayda geçmemiştir. Ancak kesin ki ortaya çıkmaması imkansız.

Şimdi ve burada globalizm var.

Dolasıyıyla, Aristo geleneğine karşı Lao Tzu ontolojisi ve metafiziği de var, hatta her ikisinin sentezi de var.

Bu durumda ne olur?

Yeni bileşimler denenir.

Neo-pan-kozmo-teizmler (Capra, Evrene Ait Olmak ve Kaufmann, Evrende Evimizdeyiz) bir örnek.

Bu büyük ve küçük döngüsellikler, bize kendi açık yolumuzda yürüme olanağı veriyor, tabii onlara takılıp kalmadan.

Negasyon ile tabii ki.

Şimdi ve buradanın temel metafiziği meta-hümanizm. Ontolojisi ise hümanizm (İnsanın Kaybolmuş (Paradigması) Doğası, Edgar Morin).

Metahümanizmin mikro ve almaşık vektörleri, trans-, post-.

Hümanizmin mikro vektörleri yok, çünkü hiçbir hümanist iedoloji tüm insanlığı insan saymadı, yani hümanizmin kendisi mikro bir kategori.

İnsanın varlığı için ‘akıl, zeka, zihin’ pradigmaları geçersiz artık ama yeni paradigma da ortada henüz yok.

Dikkati çekmek isterim: Tözü olmayan bir varlıktan öteleme almaktan sözediyorum. Aynı zamanda kendine özdeş olmayan bir kategoriden sözediyorum. Aynı zamanda bunların statik dengesinden değil, kaotik dinamiklerinden ve dengesizliklerinden sözediyorum.

Zaten özgün çıkış olarak bu kavramlar bu yetilere sahip değil ve o yüzden tarih-dışı kaldılar.

Bu durumda somut olarak elimizdekiler: Düşünce nakli, yazılım ölümsüzlük (zihni yazılımlaştırma), beden ölümsüzlük (klonlama ve beden nakli), uzaycılık.

Hepsi de, insan türüne birer veya daha çokar öteleme getirmiş durumda.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2217
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 497
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster