Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '13

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1769
 

Metin İnceleme - 3

Metin İnceleme - 3
 

Gündoğdu Sanımer, Bener Cordan'la Trabzon Lisesi üzerine söyleşi, Mayıs 1987


İÇERİKSEL PARAGRAFLARLA  İLGİLİ UYGULAMA

Bu bölge, özelliğini kendine komşu olan ılık denizden alır, fakat denizin etkisi yüzey şekillerine ve yükseltiye göre değişir. Akdeniz iklimi kıyı ovalarından içeriye sokulduğu halde dağlık yerlerde ancak dar bir şerit üzerinde kendini belli eder ve yükseklere doğru önemli değişiklere uğrar. Akdeniz bölgesinde dağlık alanlarla kıyı ovaları arasında bitki şekilleri ve insanların yaşayışı bakımından büyük farklar seçilir.”                

(Besim DARKOT, Türkiye Coğrafyası)

Yazar, Akdeniz bölgesini tanıtıyor, bölgeyle ilgili bilgi veriyor. Bunu günlük konuşma dilinin sınırları içinde veriyor. Günlük konuşma dilinin söz kalıplarına özen gösteriyor. Kimi terimlere –kıyı ovaları, yüzey şekilleri- başvurmuş. Sözcükler herkesçe bilinen anlamlarıyla kullanılmış. Anlamsal çok değerlilik yok. Paragraf öğretici metin özelliği gösteriyor.

Bu paragrafı içerik olarak açıklamalı paragraf olarak adlandırılabiliriz.

“Toros dağlarının etekleri ta Akdeniz’den başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdeniz’in üstünde daima, top top ak bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz, killi topraklardır. Killi toprak et gibidir. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çukurova’nın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, sazlarla kaplı  koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlardır bunlar.”       

(Yaşar KEMAL, İnce Memet)

 Bir önceki örnek paragrafla konuca ortak olan bu paragraf da Akdeniz bölgesinden söz ediyor. Ancak ikisi arasında amaç ve iletişim açılarından ayrılıklar var.Önceki paragrafta bilgilendirme amaçlanmış. Bu nedenle sözcükler günlük konuşma dilinin sınırları içinde verilmiş. Bu örnek de ise, sözcükler, sözcük öbekleri okurun görme, işitme, dokunma, koklama duyularını devindiriyor. Bu kullanım izlenime dayanan bir algılayış süreci içine sokuyor okuru. Sözcüklerde çok yönlülük görülüyor. Bu da değişik algılanabilirlikler ortaya koyuyor.

Yazınsal metin öğretmeyi değil yaşatmayı, duyumsatmayı amaçlar.Bu paragraf içerik olarak betimleme paragrafı olarak adlandırabiliriz.

“ ‘Ah’ dedi Fare, Dünya her gün daralıyor. Önce öyle genişti ki, korku veriyordu bana, yürüdüm daha, uzakta, sağda solda duvarlar görünce mutluluk duydum hani, ama bu uzun duvarlar öyle hızlı yaklaştı ki birbirine, işte son odadayım şimdi artık, köşede de, içine yürüyeceğim kapan duruyor! ‘Yürüdüğün yönü değiştir, olsun bitsin.’ dedi  Kedi, yedi onu."          

(Franz KAFKA, Kedi ile Fare)

Örnek paragrafta kedi-fare arasında geçen bir olay görülse de bunun arkasında yer alan bir düşüncenin bulunduğunu söyleyebiliriz. Bu olayı insanları, onların arasındaki ilişkiler açısından düşünürsek daha iyi anlamış oluruz.

“Bu metin, görüldüğü gibi, geleneksel türün yararlandığı belirli metin dışı göndergeden, iletinin hemen uygulanabileceği bir anlam nesnesinden yoksundur. Böyle olması amaçlanmıştır. Gerçek yaşam bağlamında belli bir göndergesi olmadığı için de kesinlikle kurmacadır.Anlamlandırılması, metnin temelindeki kavramların bulunmasını, sonra o örgünün insan yaşamının değişik yönlerine, değişik açılardan yansıtılmasını gerektirir. Buradaki temel iletişim örgüsünü biçimlendiren etkenler, insanın varoluş çıkmazı, Kafka’nın bu çıkmazı yirminci yüzyıl insanının alınyazısı olarak kavrayıp dile getirmesidir. Bu örgünün metne yansıyan temel kavramları, doğrudan doğruya söylenmemiş, daralma, korku, duvar, köşe, kapan, kedi gibi göstergelerle sezdirilmiştir. İnsan yaşamıyla etkinliğinin sınırlanmışlığı, insanın evrensel tutsaklığı, bu sınırlanmışlıkla tutsaklıktan kurtulma çabasının çelişik niteliği, metinde sunulan kedi-fare öyküsünün derinindeki soyut anlamlar düzeyinden okurun çıkaracağı bir bağlantıdır. Bu metindeki anlamın, gerek yüzeysel, gerekse derin boyutlarıyla gerçek insan yaşamının doğrudan doğruya kendisine değil de, öyküde çizilene benzer ilişkilere uygulanması, tüketilmeyecek bir süreçtir"                 

(Akşit GÖKTÜRK, Sözün Ötesi)

Akşit Göktürk, Franz Kafka’nın metninin ne içerdiğini bize sunuyor. Metinde sözcüklerin, sözcük örgülerinin, sembollerin arkasında nelerin söylenmek istendiğini Akşit Göktürk’ün yorum-çözümleme değerlendirmesinden öğreniyoruz. Franz Kafka’nın kurmaca metni yazınsal metinlerden öykü türü olduğunu değerlendirme yazısında buluyoruz.

“Her şeyin başı sevgidir elbet. Akıl, bilim, ahlak, sanat sevginin yaratmak, kurmak, yaşatmak için bulduğu yollar değildir de nedir?.. İnsanların kardeşçe yaşamalarını gerçekten özleyenlerin ilk yapacakları iş, sevgilere, dostluklara pusu kuranların yüzlerindeki maskeyi çıkarmak olmalıdır bence."                               

(Sabahattin EYÜBOĞLU, Denemeler)

“İki kişinin dostluk kurmasının nedenleri sayısızdır.İçinden çıkılmaz bunun. Yakın dostlarımı gözümün önüne  getiriyorum. Niçin dost oldum onlarla? Neydi beni onlarla yakınlık kurmama iteleyen nedenler? Var, ufak tefek şeyler var tabii; ama en önemlisi, yaşama, eş bir anlam vermemiz. Bizim eski şairimiz de bunu anlatmıyor mu? ‘Dünyayı seninle sevmişim ey dost.’ Tek bir mısrada dostluğun taşıdığı engin anlam ne güzel belirtilmiş!”       

(Oktay AKBAL, Önce Şiir Vardı)

“Nedir, kendinize ille de bir dost bulmak isterseniz onu kitaplar arasında aramalısınız.Her  şeyden, herkesten vefasızlık gelir kitaplardan gelmez... Fransız romancılarından Marcel Proust şöyle der :

- Benim dostluklarla yitirilecek vaktim yoktur.”

 (Salah BİRSEL, Fırıldak Sarısı)                                                                            

Yukarıda sıralanan her üç metinde ortaklıklar ve ayrılıklar bulunmaktadır. Her üç metin  düşünce  ağırlıklı, ayrıca konuca üçü de “dostluk” üzerinde durmaktadırlar. Ancak, Sabahattin Eyüboğlu, Oktay Akbal görüş açıları bakımından konuya olumlu yaklaşmalarına karşın, Salah Birsel olumsuz bakmaktadır dostluğa.

NOT: Yukarıdaki yazarların alıntı yapılan kitaplarını okudunuz mu? Türkçemizi anlama, anlatma doğrultuda geliştermek okumak, çözümlemek yöntemlerinden geçmektedir.Alman yazarı Geothe, "Seksen yıldır okuyorum tam da öğrendiğim söyelenemez." diyor. Okumayı önemsemiş bir bilge yazar böyle diyorsa sistemli olarak okumak gerektiğini anlıyoruz.

Sevgili okurlar,

Size kitap okuma konusunda şunu önerebilirim:

- Önce yazınsal kitapları okumalıyız.Öykü, roman, şiir

- Deneme türünü önemsemeliyiz. Salah Birsel'in denemelerini öneririm.

- Felsefe  okumak bastığımız yeri tanımamızı, dünyayı, evreni daha iyi algılamamızı sağlayacaktır.  

Bu sıralama ilköğretim yıllarından başlayarak sürmeli.Liseyi bitiren dünya ve Türk klasiklerini de bitirmeli.Üniversite yılları felsefe, düşün ağırlıklı kitapları okuyacağımız dönemdir. Yaşamımızın bu döneminden sonra dilediğimiz bir alanda, türde seçim yapabiliriz.

Tümünüze verimli okumalar dilerim.

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 703
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster