Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '12

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
17758
 

Metot Üzerine Konuşma

Metot Üzerine Konuşma
 

MB'deki yazıları elimden geldiğince okur, zaman zaman yorum yazarım. Son zamanlarda MB'deki olumsuz değişim ben ve benim gibi bir çok ilk katılımcıyı rahatsız etti, kimi ya ayrıldı ya da pek yazmıyor. Geçenlerde okuduğum bir yazıda ise Descartes'ın ünlü "Düşünüyorum, öyleyse varım" sözünün felsefe okuduğunu iddia eden bir genç tarafından İslama bağlandığını görünce, bu yazıyı yayımlamaya karar verdim. Bu toplumun belki de en büyük sorunu kitaplardan, ya da ünlü düşünürlerin bir sözünü alıp, altyapısını araştırmadan, içini doldurmadan yerli yersiz kullanmalarıdır. Etik kavramı da bunlardan biridir -ki bu konuda gereksiz konuşan, saçma sapan düşünce dalgalanmalarını doğru ve etik diye buralarda yutturmaya çalışan insanların varlıklarının verdiği rahatsızlıkların tahammül boyutlarını aştığı bir çoğumuzca kabul edilmektedir. Şimdi Descartes'ın "Metot Üzerine Konuşma" adlı eserine kulak verelim.

 

Bölüm 1: Bu bölüm Descartes’ın bilimin farklı yönlerini ele aldığı bir bölümdür. Ona göre tüm insanların sağduyusu vardır –gerçeği/hakikati masaldan ayırmaya yarayan şey. Bu nedenle, insanları doğru düşüncenin yoluna itmesini engelleyen şey onların yeteneksizlikleri değil, başarısızlıklarıdır. Bir yöntem kullanarak her insan başarılı olabilir ve Descartes kendini yöntem kullanan bir düşünür olarak kabul ettiği için başarılı bir düşünür olduğunu ileri sürmektedir. Descartes her ne kadar iyi bir eğitim gördüğünü söylese de, aynı zamanda da kitaplardan öğrenmenin aslında onun zihnini bulanıklaştırdığını düşünmektedir. Bu bölümde onun özellikle üzerinde durduğu ve anlatmak istediği şey şudur: Her insanın doğal bir ışığı vardır. Bu ışık eğitimle karartılmaktadır. Dünyayı çalışmak ve öğrenmek kadar insanın kendini tanıması ve çalışması da çok önemlidir.

Bölüm 2: Kitabının bu kısmında ise Descartes aradığı kuralları ortaya koymaktadır. Ona göre önemli olan insanın kendisini çalışmasıdır. Çünkü bir kişiye ait olan çalışma tek bir plan üzerinden ilerler. Descartes’ın aradığı ve bulduğunu düşündüğü kurallar şunlardır:

  1. Doğruluğunu apaçık olarak bilmediğin hiçbir şeyi doğru kabul etmemek
  2. Her sorunu o sorunun en basit parçalarına bölmek
  3. Düşüncelerini bir sırayla yürütmek ve en basit parçadan en güç olanına doğru ilerlemek
  4. Her zaman için, bir sorunu çözerken eksiksiz sayım ve kontroller yapmak

Bölüm 3: Descartes kurallardan yola çıkarak ahlak kurallarını belirler:

  1. İçinde yaşadığın ülkenin kural ve geleneklerine bağlı kalmak, dinine sıkıca sarılmak ve asla uç bir fikri savunmamak
  2. Görüşlerinde çeşitli şüpheler bulunsa bile bir kez karar verdikten sonra bu kararlarında asla vazgeçmemek
  3. Dünyayı değil, kendimizi değiştirmeye çalışmak
  4. Tüm işleri gözden geçirmek ve hangisinin en iyi olduğunu seçebilmek

Bölüm 4: Bu bölüm Descartes’ın Tanrı ve ruhun varolduğunu kanıtlamaya giriştiği bölümdür. Düşlerinin kaynağını ve duyuların güvenilmezliğini dikkatlice inceleyen Descartes her şeyi düşünen birisi olarak, düşündüğü her şey yanlış da olsa, kendisinin zorunlu olarak varolduğunu gördü. Düşünüyorum, öyleyse varım. Ayrıca duyuların zaman zaman güvenilmez olduğundan yola çıkarak ruhun bedenden ayrı olduğunu ileri sürer. Kendi şüphelerinden yola çıkarak, kendisinin mükemmel olduğunu, ancak kendi olduğundan daha mükemmel olanın, yani kendi dışında bir olanın varolduğunu düşünür. O da Tanrı’dır. Dünyadaki bütün iyi şeylerin, bütün açık ve seçik düşüncelerin Tanrı’dan kaynaklandığını söyler.

Bölüm 5: Descartes bu bölümde insan anatomisindeki güçlüklerle uğraşır. Descartes’a göre hayvanlar hemen hemen insan organlarına benzer organlara sahip olmakla beraber, konuşma ve akıl yetisinden yoksundurlar. O, bunu insanların rasyonel bir ruha sahip olmasının somut bir kanıtı olarak kabul eder. Ruhun insan bedenine gizemli bir bağla bağlandığını ve ruhun insan vücudunun dışında da bir yaşamı olduğunu savunur. Bu nedenle de, vücut öldüğünde ruh ölmez. Ruhun ölmesi ya da öldürülmesi, yok edilmesi Descartes için olanaklı değildir. Ruh ölümsüzdür.

Son ve altıncı bölümde ise Descartes doğayı araştırma üzerine düşüncelerini aktarmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Descartes'i okumadan ahkam kesenler yanısıra onu tanımak isteyenlere bir sayfada güzel bir aktarım sunmuşsunuz. Çok yararlı. Selam ve saygılar.

Turbest 
 18.05.2012 3:50
Cevap :
Teşekkür ederim, kendimce anlatmaya çalıştım.  18.05.2012 14:33
 

Descartes'in felsefeye yaptığı katkı elbette ki yadsınamaz, Allah ondan da razı olsun. Ancak ne var onun geldiği noktada tartışmaya açık olmalıdır. Örneğin Descartes sizin de belirttiğiniz gibi "doğruluğunu apaçık olarak bilmediğin hiçbir şeyi doğru doğru kabul" etmemenin de ahlak parametrelerinden biri olduğunu ileri sürer. Ancak ne var aynı Descartes ruhun ölmesinin, öldürülmesinin, yok edilmesinin olanaksız olduğunu düşünmekten de geri kalmaz. Peki, Descartes ruhun ölümsüz olduğunu nereden bilebiliyor? Hani Descartes kendi anladığı anlamda düşünebiliyordu? Elbette ki bilemez. Kısacası Descartes'i çok takdir etmeme rağmen onun da sonuç olarak yer yer uydurduğu sonucuna varmam gerekiyor. Ama her şeye rağmen Descartes analizinizi başarılı buluyor ve sizi kutluyorum. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 12.03.2012 15:07
Cevap :
Benim amacım Descartes'ın haklı olduğunu ispat etmekten çok, herkesin sadece bir sözü alıp anlamsız kavramlar yüklemesinin yanlışlığını anlatmakti, yani sadece o ne dediyse onu anlattım, kendi yorumumu katmadan ve bir çok noktada aynı şeyleri düşünüyoruz. Saygılarımla.  13.03.2012 0:17
 

Sayın hocam;bırakın Descartes'i doğru ve/veya doğruya yakın algılamayı Felsefenin Temel Alanları -Varlık,Bilgi,Etik,Estetik- ile bu alanların terimleri birbirine karıştırılıyor...sizlerle benzer kaygılarla bir felsefe kitabı tanıttım sayfamda ''Felsefespri'...problemler ince bir mizah ile sunuluyor,en azından terimleri birbirine karıştırmamak için-konuyu bilenler de keyifle okuyacaklardır- okunmalı tabi ki ciddiye(!) alanlar yazı yazmanın sorumlululuğunu hissedenler tarafından...kolay gelsin...eyvallah...

nedim üstün 
 12.03.2012 10:43
Cevap :
En kısa zamanda yazınızı okuyacağım. Felsefenin şansızlığı da bu noktada başlıyor, bir iki kavramı yanyana getirip, anlaşılması zor bir cümle yazılınca insanlar kendini felsefeci sanıyor. Saygılarımla.  13.03.2012 0:23
 

Son zamanlarda herkes filozof kesildi ülkede ve herkes felsefe yapıyor bilip bilmeden!Al bir felsefi cümle; yaz ne istersen! Sevgiler ve selamlar...

Ay Şen 
 12.03.2012 2:11
Cevap :
Tabii yazılan cümlelerin felsefeyle ilgili olup olmadığı daha da büyük bir sorun. Sevgiler.  12.03.2012 9:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 1134
Toplam mesaj
: 114
Ort. okunma sayısı
: 1839
Kayıt tarihi
: 24.10.06
 
 

Emekli Deniz Öğretmen Subayım. Felsefe ve yabancı dil eğitimi üzerine çalışmaktayım. Yazmak ise b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster