Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
293
 

Metroda ki ihtiyar...

Aslında Aleviler ve RTE'nin alevilere hoş görünmek amacıyla, Reha Çamuroğlu'na düzenlettiği ve fiyaskoyla sonuçlanan iftar yemeği olmalıydı yazımın konusu. Alevileri yazacaktım bu gün. Fakat konunun aceleye getirilmemesi ve esaslı bir araştırma sonucu yazılması gerekir düşüncesi ile vazgeçtim. Bu konuda daha kapsamlı bir yazı yazmak kararı ile erteledim şimdilik.

Bilirsiniz RTÜK bazı TV kanallarına ceza verir, "Hatalı ve cezayı gerektiren" bir programı yayın saatinde yasaklar, o saatte o programı seyretmek için kanalı zapladığınızda, hiç te ilgisi olmayan bir Belgesel bulursunuz.

Bu gün de benim sayfam öyle oldu herhalde.
Yazılarımın devamlıları, "Siyaset" kategorisinde bir yazı bekliyorlardı belki de..
Üzgünüm..

Yaklaşık otuzbeş yıldır gazetelerdeki bulmacaları çözerim. İki üç yıldır SUDOKU'dan başka bulmaca çözmez oldum.

SUDOKU'yu bilirsiniz. Dokuzar gözlü dokuz karenin içine birden dokuza kadar olan rakamları yukardan aşağı, sağdan sola yerleştirmek esastır bu bulmaca da. Her satırda aynı rakamdan iki tane olmayacak. Kolay gibi görünür ama zordur. Promlemsiz bir kafa gerektirir çözmek için. Hastalık gibi bir şeydir (ya da bana öyle geliyor) . Çok kolay, kolay, zor ve çok zor gibi kategorileri vardır. Elinize aldığınız da bırakamazsınız. Hele "çok zor"unu seçmişseniz bir iki saatiniz gitti.

Özellikle Pazar günleri eşim bu konuda çok dertlidir. "Ya internet tesin ya da SUDOKU'da bari pazar günleri yüzünü görelim" diye sitem eder.

Sitem eder etmesine de, ben yinede çay getirmesinden, rahatsız etmeme ye çalışmasından saygı duyduğunu anlarım bu iflah olmaz SUDOKU merakıma..

Hatta bir kaç kere; Metroda bir ihtiyarın, aynı benim hareketlerim ve titizliğime benzer şeyler yaparak özenle çıkarıp katladığı gazetesindeki SUDOKU'yu çözdüğünü ve oturup belli etmeden o ihtiyarı seyrettiğini anlatmıştı.

Geçenler de eşimi almaya gittim işyerine. Eve dönerken metroya bindik, oturduğumuz koltukların tam karşısında ki koltuklar boştu. Bir durak sonra binenler oldu, karşımızdaki koltuklarda da oturanlar vardı şimdi..

Eşim,
"Cevdet bak, sana bahsettiğim ihtiyar bu. Allahını seversen dikkatli bak aynı senin hareketlerinle şimdi SUDOKU'sunu çıkarıp çözecek" dedi.

60-65 yaşlarında, elleri nasırlı, ayaklarında kireçle karışık çamurlu yazlık spor ayakkabıları vardı. Belli ki bir inşaatta çalışıyordu. (Öyle zannetmiştim, yanılıyor olabilirim) Elinde bir poşet, yüzünde oluşmuş büyük benler, yorgun olduğu her halinden belli, başında "Ecevit Kasketi" dediğimiz bir şapka, saygınlık uyandıran asil görünüşlü bir ihtiyar.

Hoş bir tesadüf olmuştu. Belli etmeden meraklı gözlerle seyretmeye başladım ihtiyarı.
Eski ama temiz olan paltosunun cebinden çıkardığı gazetenin içinden ayırdığı bir sayfayı özenle katladı, ayak ayak üstüne attı, iç cebinden çıkardığı gözlüğünü taktı, diğer cebinden çıkardığı kalemle dizinin üstüne koyduğu gazetedeki SUDOKU'yu çözmeye başladı.

Hafif kalkar gibi yaptım, daha iyi görebileyim "Çok kolay mı, kolaymı, zormu" anlayabileyim diye.
Biraz daha gayretle güç bela gördüm..
Evet "zor" yazıyordu SUDOKU'nun üstünde.
Çözemez dedim kendi kendime,
Gidene kadar çözemez..

Eşimle sessizce oturup seyrettik, yazdığı her rakam da Bravo diyordum içimden..
Hareketlendi birden, Ulus'a yaklaşmıştık, anlaşılan inecekti. Gözlüğünü çıkardı, kalemi ve özenle tekrar katladığı gazeteyi cebine koydu. Ev de devam edecekti belli ki..

Hareketlerinde bir incelik, bir kültür, bir etkileyicilik vardı gibi geldi bana. Daha bir sevimli görünüyor du şimdi. Tam önümüzde durdu, üst tutacaktan tuttu, metronun durmasını bekliyordu inmek için.

Poşeti tutan eline dokundum.
"Nasıl ?.. Çözdünmü ?.." dedim..

Hemen anladı SUDOKU'yu sorduğumu,
Utangaç bir ifade ile gülümseyerek,
"Eee ne yaparsın dert çok olunca.. Meşgale işte.." dedi.

Metro durdu kapılar açıldı ve indi ihtiyar. Kalabalığa karıştı...
Keşke sormasaydım, verdiği cevap bizi üzmüştü..

İki gün bahsettik eşimle bu ihtiyardan, "Derdi ne olabilir ki ?.." diye...

Eşim arada bir görürmüş elinde SUDOKU'su ile o ihtiyarı..
Benimde nadiren bindiğim Metro'da gözüm hep arar..

Saygılar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İmrendim, metroda görüğünüz o adama. Hayatına ah vah etmektense yorgunluğunu su doku çözerek atmaya çalışıyor. Ona rastlamanız ne kadar güzel olmuş. Eşinizin çevresiyle ve siznle alakadar biri olduğunu hisettim. Daim olun.. esenlik dilerim..

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 10.02.2008 13:00
Cevap :
Sayenizde o ihtiyarı bir daha hatırladık eşimle... İlginize teşekkür ederim.. Sevgiler.. Saygılar..  10.02.2008 16:23
 

Memleketimden insan manzaraları değil mi? Çok hüzünlü geldi anlatınız ama gerçek bu. Kimbilir ne dertleri vardır. Sudoku demek ki onu hayat ipine tutunmasını, katlanmasını sağlıyor. selam ve sevgiler.

Ezgi Umut 
 20.01.2008 17:24
Cevap :
Çevremi,zde böyle binlerce insan var..Kimini görüyoruz, kimi bizi görmüyor.. Teşekkürler katkın için.. Sevgiler.. Saygılar..  20.01.2008 19:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 243
Toplam yorum
: 688
Toplam mesaj
: 103
Ort. okunma sayısı
: 730
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

1957 Kars doğumluyum. Emekliyim. Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümü ön lisans mezunuyum. Yazı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster