Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1147
 

Mevlâna deryasından damlalar- Eserleri

Mevlâna deryasından damlalar- Eserleri
 

Semazenin yaka oyuntusuna dikkat! resim:Google


MEN BENDE-İ KUR'ANEM EGER CAN DAREM
MEN HÂK-İ REH-İ MUHAMMED MUHTAREM
EGER NAKL KUNED CÜZ İN KES EZ GÜFTAREM
BİZAREM EZ U VEZ AN SUHEN BİZAREM

Bu canım var oldukça ben Kur'ana tutsağım
Muhammed Mustafa’nın yolundaki toprağım
Benden başkaca bir söz nakledenler olursa
Hem onu söyleyenden hem o sözden uzağım

Mevlâna Celaleddin-i Rumî

Aşk Sultanı Mevlâna’nın 737. Şeb’i Arus Töreni’nde, gözüm ekran ile bilgisayar arasında dolanarak yazarken; o deryadan birkaç damla içip ruhuma yolculuk yapmaya, ışığıyla aydınlanmaya çalışıyorum.

Konya… Bağrında yatan Aşk Sultanı ile ne çok kıskanılıyorsun… Ahmet Özhan’ın o mistik ortamı katmerleyen sesi, Vuslatı adım adım izlerken, beni asırlar öncesi bir yolculuğa çıkarıyor…

*

30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğan gönül dostunun yaşamının evrelerini daha önce yazdım.

http://blog.milliyet.com.tr/Ask_Sultani_Mevlan%c3%a2_1/Blog/?BlogNo=218937 -1

http://blog.milliyet.com.tr/Ask_Sultani_Mevlan%c3%a2_2/Blog/?BlogNo=219337 -2

*

Mevlâna’nın hayatının en önemli olayı 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaşmasıdır. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden ortadan kayboldu. Bulunduktan kısa bir süre sonra öldürüldü. Bu olay Mevlâna’nın içine kapanmasına yol açtı. Şems'in ölümünden sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar, ama Mevlâna hiçbir zaman eski coşkusuna dönemedi. Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım!" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu.

Mevlâna'nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayılınca, cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.

Mevlâna, ölümü vuslat(kavuşma) olarak kabul ediyordu. O, öldüğü zaman sevgiliye, yani Allah'a kavuşacağına inanıyordu. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün gecesi/gelin gecesi anlamına gelen "Şeb’i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından yas tutup, ağlamamalarını vasiyet ediyordu.

"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!

Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"

*

MEVLÂNA’NIN ESERLERİ

1-Mesnevi

Mesnevi klasik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım türüne Mesnevi adı verilmiştir. Uzun sürecek konular veya hikayeler şiir yoluyla anlatılmak istendiğinde, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevi türü tercih edilirdi.

Mesnevi her ne kadar klasik doğu şiirinin bir türü ise de, "Mesnevi" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevi'si" gelmektedir.

Mevlâna Mesnevi'yi Hüsameddin Çelebi'nin isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre, Mevlâna, Mesnevi beyitlerini Meram'da gezerken, oturuken, yürürken, hatta semâ ederken söylermiş. Çelebi Hüsameddin de yazarmış.

Mesnevi'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlâna Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunulan en eski Mesnevi nüshasına göre beyit sayısı 25618 dir. Vezni: Fâ i lâ tün - fâ i lâ tün - fâ i lün 'dür.

Mevlâna 6 ciltlik Mesnevi'sinde tasavvufi fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.

Mesnevi'den

Mevlâna Mesnevi'yi "Mesnevi'miz, Birlik dükkanıdır; birden baska ne belirirse puttur." beytiyle övmektedir. Birlik Dükkanı… Her varlık o dükkanda yoğrulup yapılmakta, orda sergilenmekte, satılmakta; orada yıpranıp yine orada potaya girmekte, yenilenmektedir.

Sebepler sonuçları meydana getirmekte; sonuçlar, gene sebepler haline gelip başka sonuçlar belirmekte. Bu dükkanın bir ucu, dükkanı yapanin kudret elinde; öbür ucu, sonsuzluğa dek gitmekte ve gene o kudret eliyle sonu ön olmakta; her an yaratılmakta. Bu dükkanın alıcısı, satıcısının kendisi."

Gönül ehlinin ilimleri, kendilerini taşır. Ten ehlinin ilimleriyse kendilerine yüktür. Gönle uran, adamı gönül ehli yapan ilim; insana fayda verir. Yalnız tene tesir eden, insanın malı olmayan ilim yükten ibarettir.

Dosta dostun zahmeti ağır gelir mi? Zahmet: içtir, ruhtur. Dostluksa onun derisine benzer.

Dünya sevgisi, dünya geçimiyle savaşma yüzünden sana o ebedi azabı ehemmiyetsiz gösterir. Ölümü bile ehemmiyetsiz bir hale getirirse bunda şaşılacak ne var ki?

"Ey müslüman, edep nedir?" diye sorarsan bil ki edep, ancak her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül etmektedir.

2-Dîvân-ı Kebir

Divân şairlerinin şiirlerini topladıkları deftere denir. "Divân-ı Kebir "Büyük Defter" veya "Büyük Divân" manasına gelir.

Mevlâna'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Divân-ı Kebir'in dili Farsça olmakla beraber, içinde Arapça, Türkçe ve Rumca şiire de yer verilmiştir.

Divân-ı Kebir 21 küçük divân (Bahir) ile rubâî divânının bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Divân-ı Kebir'in beyit sayısı 40.000'i aşmaktadır.

Mevlâna Divân-ı Kebir'deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu divâna Divân-ı Şems de denmektedir. Divânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

3-Mektûbât

Mevlâna'nın başta Selçuklu hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerine nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen dini ve ilmi konularda açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur.

Mevlâna bu mektuplarında, edebi mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, ben deniz"gibi kelimelere hiç yer vermemiştir.

Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa, onu kullanmıştır.

4-Fîhi Mâ Fih

Fîhi Mâ Fih "Ne varsa içindedir" manasına gelmektedir. Bu eser Mevlâna'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetleri içermektedir. Bunların oğlu Sultan Veled tarafından bir kitapta toplandığı sanılmaktadır. Eser 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da değinilmiştir. Bu nedenle bu eser tarihi açıdan da büyük bir önem taşımaktadır.

Eserde cennet ve cehennem, dünya ve ahiret mürşid ve mürid, aşk ve sema gibi konular işlenmiştir.

5-Mecâlis-i Seb'a (Yedi Meclis)

Mecâlis-i Seb'a adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna'nın yedi meclisinin, yedi vaazının toplanmasından meydana gelmiştir. Mevlâna'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Eserin düzenlenmesi yapıldıktan sonra, Mevlâna'nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği hadisleri şu konulara ayırmıştır:

1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı
2. Suçtan kurtuluş, akıl yolu ile gafletten uyanış
3. İnanç'daki kudret
4. Tövbe edip doğru yolu bulanların Allah'ın sevgili kulu olacakları
5. Bilginin değeri
6. Gaflete dalış
7. Aklın önemi


Bu yedi mecliste, asıl şerh edilen hadiselerle beraber 41 hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her hadis toplumsaldır. Mevlâna, yedi meclisinde her bölüme "hamd-ü sena" ve "münacat" ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufi görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevi'nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.

*

II.Milenyum başlarında doğan Mevlâna, III.milenyumda da gönül ehli olanların yüreğine doğmakta, eserleriyle yollarını aydınlatmaktadır. Çığırından çıkan insanlığa o engin hoşgörüsüyle seslenmektedir.Her ne kadar bu dörtlüğün ondan yüzyıl önce yaşamış Ebû Said Ebu’l-Hayr’a ait olduğu iddia edilse de; biz ondan öğrendik, adıyla sevdik…

“Gel! Gel, ne olursan ol, yine gel.

Kâfir, putperest, Mecusî olsan da yine gel!

Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir.

Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!”

*

Bâz â bâz â her ân çi hestî bâz â

Ger kâfir u gebr u but-perestî bâz â

În dergeh-i mâ dergeh-i nevmîdî nîst

Sad bâr eger tevbe sikestî bâz â

*

Yazı biterken, evrenin sırrını anlatan Semâ başladı. Semazenler eşliğinde ben de o huzuru yakalamak için koltuğumda dönmeye başladım…

Işığı yolunuzu aydınlatsın...

*Kaynakça:

-Mevlâna : Mesnevi, Çev: Veled izbudak, VI Cilt, 6. baskı, Devlet Kitapları,

İstanbul-1974

-Mehmet Önder : Mevlâna, 1001 temel Eser, 700.Ölüm Yıldönümüne Armağan,

İstanbul

-http://www.mevlanavakfi.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar... AYTEN hanım (hocanım) ... Çok güzel bir konuyu ele almışsınız bu blog yazınızda...(Hz.MEVLANA) Hemen bir kaç tane aklıma gelen özlü sözleri (Müsaadenizle) 1* Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. 2* Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının. 3* Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır. 4* Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol.. V.S....V.S......v.s.....v.s..... uzar gider..... :-)) Saygılarımı sunarım efendim.. NK-ADA/TR

Necip Köni - Adana / TR 
 06.03.2011 12:25
Cevap :
Merhaba Necip Bey. Mevlana deryaından damlaları nedense Şeb-i Arus töreni yaklaşınca kaşıklarız. Karşımızdaki bir umman, her damlası bir derya... Bu aralar İran, dönemin Edebiyat dili Farsça ile yazdığı için kendilerinden sayıyorlar. Oysa lâkabı Rumî onun nereli olduğunu kanıtlar. Ortaçağ'da Anadolu'nun adı Müslümanlar arasında Rum diyarı idi. Değerli katkınız için teşekkür eder, esenlik yüklü başarılar dilerim.  07.03.2011 0:59
 

Işığı yolumuzu aydınlatsın. (Amin) Onu yad etmeye gayret ettim : blog.milliyet.com.tr/Bir_ruya_gordum____olum_ve_Rumi_ve_Ben__/Blog/?BlogNo=279892

Behram Su 
 15.01.2011 17:15
Cevap :
O ışık insanların yüreğine ağıl ağıl aksın ve hoşgörüyle sıvasın. Yazınızı ilk fırsatta okuyacağım. Teşekkür eder, esenlikler dilerim.  16.01.2011 15:02
 

Gönüller Sultanı Hazreti Mevlana'nın aramızdan ayrılışının 737.yılında bir güzel ve öğretici bir yazıyla Mieliyet Blog'ta sergilemenize çok sevindim. Okunmaya değer bir yazıdır.Bu yazı öyle çala kalemle yazılmamıştır.Bend e Hz.Mevlana'nın şu güzel sözleriyle katkıda bulunmak isterim izin verirseniz: "Sevgide güneş gibi ol, dostuluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazude ölü gibi ol. Her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol..."Yeni yılda sizlere sağlık ve başarılar diliyorum.Ayrıca aldığınız öldül için de bir daha tebrik ediyorum.

Abdülkadir Güler 
 02.01.2011 14:42
Cevap :
Teşekkür ederim Abdülkadir Bey. Mevlâna Deryasında damlalar o kadar çok ki, tüm blog yazarları ele alsa tükenmez. Katkınız ve kutlamanız için teşekkür eder, saygılar sunarım. Mutlu yıllar...  02.01.2011 14:58
 

Rahmetli dedem, babaannem Konyalı. Mevlana'nın ise yüreğimde yeri bambaşka. Elinize, yüreğinize sağlık ablacığım.Sevgiyle kalın.Mutlu yıllar.

papatya altı yüz elli 
 30.12.2010 9:47
Cevap :
Sende bir damarı olduğunu anlamıştım zaten... Yüreğindeki hümanist sevgi ve empati gücün kanıtı... Mutlu Yıllar Papatya... Harika dilek slaytı için sağol...  31.12.2010 14:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 214
Toplam yorum
: 1200
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 5064
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster