Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '17

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
165
 

Mevlana Ekseninde Yaşam Koçluğu: Nur Artıran Örneği

Mevlana Ekseninde Yaşam Koçluğu:  Nur Artıran Örneği
 

Koçluk, insanların doğru soruları sorarak, cevapları kendilerinin bulmasına yardımcı olan bir meslektir. 29 Haziran 2013 tarihinde ülkemizde meslek olarak tanınmıştır. Ancak, koçluk herkesin günlük hayatında yapabileceği seçenekler sunabilme yeteneğidir. Günlük hayatımızda farkında olmadan birçok kişiye koçluk yapabiliyoruz.

Mevlana da, Türk insanının yetiştirdiği önemli ilim insanlarından olmakla beraber; koçluk özelliklerini de en güzel şekilde göstermektedir. Nur Artıran da Mevlana’nın öğretilerini ışık tutarak koçluk örneği sergilemektedir.

Makalemizde, Nur Artıran’ın üç kitabı; Aşk Bir Davaya Benzer, Herkes Seni Terk Etse Aşk Terk Etmez ve Nun Kapısı incelenerek Mevlana ekseninde koçluğun temel ilkeleri  üzerinde durulacaktır.

Koçluk ve Temel İlkeleri

Koçluk, bir meslek olarak 2013 yılında kendini göstermiştir. Doğru soruları sorarak kişinin doğru cevaplara ulaşmasını sağlamaktır.

1. Her insan değişkendir, kendi kendini değiştirir.

2. Her insan doğası gereği anlam arayan ve anlam yaratandır.

3. Her insanın onlarla anlamlı bir hayat yarattığı eşsiz güçlü yönleri ve yetileri vardır.

4. Çalışırken ve yaşamımızı sürdürürken daha fazla anlam arayışında kilit nokta olan düşünme ve sorgulama, farkındalık için gereklidir.

5. İnsan birçok farklı yönden oluşan ayrılmaz bir bütündür: zihin, beden ve ruh; düşünce, duygu ve hayal gücü gibi. Etkili ve anlamı çalışma ve yaşam bu farklı unsurlar arasında ahenk ve sinerji olmasını gerektirir. İnsan olarak, daima seçme özgürlüğümüz ve sorumluluğumuz vardır.

6. Gerçekliğe öznel bakış açımız- inançlarımız, varsayımlarımız, zihinsel modellerimiz, kendimize, başkalarına ve içinde faaliyet gösterdiğimiz dünyaya dair  hikayelerimiz seçimlerimizi ve eylemlerimizi etkiler.

Koçluğun Temel İlkeleri Ekseninde Mevlana ve Nur Artıran

1. Her insan değişkendir, kendi kendini değiştirir.

Nur Artıran, Aşk Bir Davaya Benzer adlı kitabında “Evrende Her Şey Canlı” yazısında bu konuya açıklık getirmektedir.  “Dağların taşların bile, görür gözleri, işitir kulakları vardır.” der Mevlana. Yeri geldiğinde Allah’ın orduları olur Onun emrini yerine getirir.

Nur Artıran aynı yazısında , Mevlevilikte öpmek kavramına değinir. Arif Nihat Asya’nın makalesinden alıntı yapar. “El öpmek, kitap öpmek; giyecekleri, eşyayı, bir hediyeyi öpmek; yer öpmek, kapı eşiğini öpmek, dokundukları her şeyi öpmek...”

Bu düşünceye göre, kainatta cansız olan bir tek canlı bile yoktur.  Toprak bile canlıdır. “Allah, seni bir avuç toprak iken nasıl insan yaptı?” Gördüğümüz cansızların hepsi aslında canlıdır. Bize cansız görünür. Bu konuda Mesnevi’den Hannane direğini örnek verir.  Hannane direği, Peygamber Efendimiz,  ilk mescitte bir hurma direğine dayanarak hutbede bulunurdu. İnsanlar daha rahat işitsinler diye bir minber yapıldı. Kuru direkten iniltiye benzer bir ses duyuldu. Efendimizden ayrı düştüğü için inleyen bu direği Peygamberimiz okşadı. Bu direğe “inleyen direk” manasında “Hannane” dendi.

Aynı zamanda tüm yeryüzü de kıyamet gününde yaptıklarımıza şahitlik edecektir. Yeryüzü görmeseydi, bilmeseydi tanıklık edemezdi.  Aynı zamanda Rahman Suresinin 6. ayetini örnek gösterir:  “Çimen, yıldız ve ağaçlar da Allah’a secde ediyorlar.” Artıran, bu konuya Akasya ağaçları ile ilgili deneyi örnek göstermektedir.

Ahzab Suresi 72. ayeti, “Biz emaneti göklere ve yere, dağlara sunduk da onlar onu yüklenmekten kaçındılar. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi.”, söyleyerek yeryüzünün de canlı olduğunu belirtmektedir.  Mesnevi’de yaprakların neşe sesleri, zikirleri, tespihlerini duymak için can kulağı gerektiğini belirtir. En mübarek kulak olarak da Hz. Muhammed (S.A.V.)’in kulağını belirtir. Kur’an’da “kulağın ta kendisi” şeklinde buyrulmuştur. Her şey canlıdır ve “Benim gibi ol.” demektedir.

2. Her insan doğası gereği anlam arayan ve anlam yaratandır.

Nur Artıran Aşk Seni Terk Etmez kitabında, Kuran’da birçok ayette “akıl erdiren, düşünen, bilen insanlar için birçok ibretler vardır.” geçmektedir. Fikir insanı olmak, Kur’an-ı Kerim’in bize öğütlediği bir şeydir.  Kuran, bize “Hiç akletmeyecek misiniz?”  diye sorar. Düşünce, insana Allah tarafından bir hediyedir. Cüz’i irade, insana lütfedilmiştir. “Tefekkürde hayret diri olur, her şeyden ibret alınır.” Hayret makamı, her şeyi ibret gözüyle incelemek ve ondan manaya yani Allah’a ulaşmaktır. “Bir saat tefekkür, bin sene ibadetten evladır” der Peygamber Efendimiz (S. A. V). Hz. Mevlana, Mesnev-i Şerif’te “İman, bir şeye dikkatle bakmak; onun manasını, özünü hakikatini anlamaya çalışmaktır.” Seyr-i suluk, “Surette kalmak sırlı olanı keşfe çıkmaktır, hikmeti araştırmaktır.  Kitaplardan araştırmak değil, mesele ne ise onu derinliğince tefekkür etmektir.” Yaşam koçluğu da insanların doğruları ulaşmasını sağlamaktır. Mevlana, ”Uyuyacaksan bari git, Hakk aşıklarının yanında uyu, belki bir gün belki biri seni uyandırır.”

3. Her insanın onlarla anlamlı bir hayat yarattığı eşsiz güçlü yönleri ve yetileri vardır.

Her insanın hem meleki hem de nefsi özellikler taşımaktadır. İnsan, bazen ala-yı illine çıkarken, bazen esfel-i  safiline düşebilir. İnsan güçlü yönlerini ve zayıf yönlerini keşfederek doğru yola ulaşmaya çalışır. “Nefsini bilen, kendini bilir.” hadis-i şerif bunu bilir. Hz. Mevlana, “İşte nefs, bir ejderha gibidir. Görülmemiş büyüklükte bir ejderha.” Nefsin terbiyesi ibadetle olur. “Mürşidin yani öğretmenin varlığı kaçınılmaz ihtiyaç.”

4. Çalışırken ve yaşamımızı sürdürürken daha fazla anlam arayışında kilit nokta olan düşünme ve sorgulama, farkındalık için gereklidir.

Akıl ve nefs, insana bahşedilen iki şey… İnsandan aklı seçmesi istenir. Ayetlerde “Hiç akletmeyecek misiniz?” “Yüce Yaratıcı, aklın haddini bilmesinden dolayı ona “selim” adını taktı. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” diyerek aklı “bilen” saydı. Bilgisinden dolayı da kutsal Akıl, beka aleminde fenaya selim olarak geldi.

5. İnsan birçok farklı yönden oluşan ayrılmaz bir bütündür: zihin, beden ve ruh; düşünce, duygu ve hayal gücü gibi. Etkili ve anlamı çalışma ve yaşam bu farklı unsurlar arasında ahenk ve sinerji olmasını gerektirir. İnsan olarak, daima seçme özgürlüğümüz ve sorumluluğumuz vardır.

Hz. Ali Efendimiz de “İnsanı şeref ve izzet sahibi yapan üç şey vardır: ‘Akıl, din ve ilim” demiştir. İnsan bir bütün olarak kabul edilmelidir.  İnsan tüm özellikleriyle bir bütündür. İnsan tüm özellikleriyle bir bütündür. İnsana cüz’i irade verilmiş ki, seçme hakkı verilmiştir.

6. Gerçekliğe öznel bakış açımız- inançlarımız, varsayımlarımız, zihinsel modellerimiz, kendimize, başkalarına ve içinde faaliyet gösterdiğimiz dünyaya dair  hikayelerimiz seçimlerimizi ve eylemlerimizi etkiler.

“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” sözü bunu en iyi açıklar. İnsan, seçimleri yaşam öyküsüne göre seçer. Ya olduğu gibi olacaktır. Ya göründüğü olacaktır. Melamiler kendilerini kötü gösterirler. Ancak, Hak katında değerlidir. Ancak, Mevlana ruh ve görünüşün uyumlu olması gerektiğini söyler. İnsan, inandığı gibi davranmalıdır. Yoksa davrandığı gibi olacaktır.

Sonuç olarak, NLP ilkeleri ve Mevlana’nın Mesnevi de insana manevi yönden koçluk yapmaktadır. “Akla kapı aç, iradeyi eden bırakma.” düsturunu en iyi şekilde yansıtmalıdır. Koçluk envanteri olarak en iyi kaynaklardan biridir.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 193
Kayıt tarihi
: 21.11.17
 
 

26 Mayıs 1990'da İstanbul'da doğdu. Lisans öğrenimini Fatih Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı'n..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster