Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
524
 

Mevsim Değişir...

Mevsim Değişir...
 

Sabah uyandığında hazırlanabilmek için gece lambanın anahtarını çevirmen gerekiyorsa artık, anlarsın ki mevsim değişiyordur yavaş yavaş...

Uyanılan sabahı ve günün gelişini etkiler, bir önceki gece yastığına başını koyduğunda aklından geçenler. Dün gece de son iki gecedir yaptığım gibi erkenden -henüz kül kedisinin arabası bal kabağına bile dönüşmeden- yastığımla buluşmuştum. Uyumak içinde çok fazla zaman geçirmem gerekmedi. Düşünülecek konu mu yoktu yoksa aynı şeyleri düşünmekten yorgunmu düşmüştü benliğim... Ya da arkadaşlarla gidilen iftardan sonra -ki masada bulunan oruç tutmayan kişi sayısı tutanların nerdeyse dört katıydı! Mideme hiç şüphe etmeden indirdiğim künefe mi bayıltmıştı beni bilmiyorum...

Saatin kaç olduğunu bilmediğim bir anda uyandım, henüz kendi başına yürümeyi dahi başaramayan bir ufaklık tarafından öldürülüyordum çünkü! Aslında rüyalarımı asla anımsamam ve çok kıskanırım 'dizi tadında' devamı gelen rüyalarını anlattıklarında etrafımdakiler. Uyumadan önce Güzel Kız'la telefonda konuşuyorduk ve yıllar önce kendimizi kaptırıp deli gibi zaman harcadığımız The Sim's adlı oyuna yeniden zaman harcamaya başladığını ve sabaha karşı uyuduğunda The Sim's karakteriyle rüyasındaki boğuşmasını gülümseyerek dinlemiştim... Aslında 'rüyanda beni gör' demişti ama bilinçaltım yine istediği gibi çalışıp iftar yemeğinde oynadığım arkadaşımın oğlunu ve Saw serisinden beğenilen(!) kareleri birleştirip bir görsel şölen hazırlamıştı! Sonrasında ne kadar uyudum bilmiyorum ama Steve Miller'ın Wake up'ı eşliğinde uyandım.

Ve mevsimin değişiyor olduğunu fark etmem uzun sürmedi... Gün ışımaya bile başlamamıştı, düzenli bir adam olarak bugünün kreasyon'u hazırdı dün akşamdan, hazırlandım ama çantamı toparlamamışım bu sefer akşamdan. Bilgisayarımı ve ekstralarını yerleştirdim ama biraz önce ofise geldiğimde farkına vardığım 'anahtarlığımı' atlamışım... Kendime söylenip duruyorum o andan buyana evraklarım, telefonum, kahvaltılık Cornflakes'lerim, güne devam edebilmemi sağlayan kahvelerim ve de en önemlisi çalışma hevesim çekmecemde kilitli kaldı işte... Oruçlu olanlardan bahsettiklerim için özür diliyorum...

'Salı sallanır', 'Çarşambaya bir şeyler olur' derler ama Perşembe günü için ne deniyordu acaba? Benim perşembe günüm sallandı gibi gerçi o mu beni ben mi onu salladım! Dün bütün gün yerimden dahi kalkmadan çalışma hevesim bugün yerini derin bir sessizliğe bırakmış gibi... Bahane lazımdı o da anahtarlarım oldu işte. Çekmecenin kilidini kırdırtmak bir telefona bakar ama kırılan hevesimi geri getirmek için bir telefon numarası var mıdır acaba!

Şimdi yedi yıl öncesine ve o yılın 20 Eylülüne döndüğümde. Aman Allahım! Başka bir şey anlatacağım ama o zamanda çalıştığımı anımsadım hayretle. Çocukluk işte öğrenciyken çalışıyor olmak, mezun olduktan sonra işe yarar mantığı ile aslında alt ve üst sınırlarımı öğrenmeme yardımcı olan kurumsal bir firmada müşteri temsilciliği yapmıştım! Şimdi düşününce ne kadar zor bir iş yapmışım aslında! Asıl konuya dönmek lazım (Aslında bu yazıyı uzatmak istiyorum, bitirmemek üzere... Gün bitsin ama cümleler bitmesin).

Yedi yıl önce bugünde kalmıştım, işte o gün ben Amca olmuştum... Ailemize yeni bir soluk gelmişti minicik, kabak kafalı, sevimli bir kız... Şimdilerde kendisi kocaman bir ilkokul ikinci sınıf öğrencisi oldu. Yaz tatilinin uzun bir bölümünü aralıklarla bizimle geçirse de okulların açılması nedeniyle ardında kocaman bir sessizlik bırakarak geçtiğimiz günlerde 'benden kurtuluyorsunuz' diyerek gitmişti. Bugün yanında olup doğum gününü kutlayamayacağım malesef, telefonla yetineceğiz şimdilik. Hiç sevimsiz bir Amca olmasam da (tamamen şahsi fikrim) mesafeli bir amca yeğen ilişkisi sürüyor aramızda. Ama o büyüdükçe paylaşımlarımızın artacağı konusunda umudum sonsuz. Bu arada Amca-Yeğen ilişkimizin mesafeli olduğundan sakın birbirimize soy isimlerimizle hitap ettiğimiz falan düşünülmesin :o) Birbirimizi çok severiz ama azcık amcadan çekiniyoruz olan biten bu.

Bitirmemek üzere uzatmayı istiyor olsam da bu yazıyı, Sevgili yeğenime -Duygu'ya sağlıklı, sevdikleri ile birlikte, mutlu nice yeni yaşlar dileyerek ve bir sonraki sefere laptop’ımı da evde unutarak ofise gelmeyi umarak işlerime geri dönüyorum... Telefonum ve diğerleri olmadan devam edebiliyormuşum çalışmaya içimden gelmese de...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazını okuyunca yeğenlerimi nasıl özlediğimi anımsadım birden. Arada net üzerinden görüşsekte insan canlı kanlı görmek istiyor. Allah sağlıklı ve uzun yıllar göstersin Duygu'ya. Demek ki biraz sert bir amcayız ki çekiniyor kızcağız. ;) Ama bazende çekinmeleri iyi oluyor. Yoksa laf dinletemiyorsun. Sevgiler...

K.Y. 
 24.09.2007 10:43
Cevap :
Bende en son, senin bir yazına yurt dışındayken onu ne kadar özlediğime dair bir yorum yazmıştım. Aslında o kadar sert bir Amca değilim ama kurallarıma kendimce prensiplerime uyabilmesi gerektiğini umuyorum henüz çocuk olduğunu unutup dönem dönem. O süreçte anlatmaya çalıştıklarımı anlamaya çalışırken 'deli' olduğumu düşünüyordur sanırım :) Ayrıca teşekkür ediyoruz iyi dileklerin için, Sevgi bizden...  24.09.2007 12:32
 

Dakikalar farkıyla duygu'nun doğum gününü kutlamak için geç kalmış olsamda yinede geçmiş doğum gününü kutlamak istiyorum...Her konuda birşeyler paylaşabilecek fikir alabilecek amca herkese nasip olmaz..Duygu buyüzden çok şanslı...Kırılan çalışma hevesin olsun volkan'cım yine yakalayabileceğimiz bi heves değilmi sonuçta....Sevgiler

özlem samdan 
 21.09.2007 0:54
Cevap :
Geç olsun güç olmasın Özlemcim, teşekkürler. Kutlamayı bugün yapacaklarmış zaten. Dün ben kutlamaya çalışırken telefonda 'Ama Amca bugün değil yarın benim doğum günüm' demeye çalışıyordu :) İltifatın içinde ayrıca teşekkür ediyorum... Tabi sen tatildeyken yakalarsın arkadaşım o hevesi, gel pazartesi göreceğim ben seni :p Sevgiler...  21.09.2007 10:18
 

Hem teyze hem hala olup, mukemmel bir duygu olan "yeğen sevgisini" tadanlardanım. Doğduğu andan başlayan ve büyüdükçe onunla parelel büyüyen sevgisi başkadır...  birde onların ufacık dünyasında kocaman bir yerin varsa değme keyfine... Duygu'ya hayat güzellikleri sunsun. Sağlıklı bir ömür diliyorum... Sevgilerimle

Hoşsada 
 21.09.2007 0:25
Cevap :
Teşekkürler Sedacım, ne güzel sen iki sıfatıda kapmışsın ben malesef dayı olamayacağım :( Ama amca olmakta yeterince güzel tabii. Gerçi seninde dediğin gibi onların dünyasında kocaman bir yere sahip olabilmek önemli olan. Hepimizin yeğenlerine ve tüm sevdiklerine sağlıklı bir ömür diliyorum bende, Sevgiler...  21.09.2007 9:12
 

Sevdikleriyle ve tabii amcasıyla birlikte, çok mutlu ve uzun bir ömür dilerim.
Ah o yeğenler, ne çok sevilirler.
Ben de teyzeyim Duygu'dan bir iki yaş büyük bir kız yeğenim var. Bebekken O da kabak kafalıydı. Çok çabuk büyüyorlar öyle değil mi?
Selamlar...

Özlem Akaydın 
 20.09.2007 19:42
Cevap :
Teşekkürler Özlem Hanım, Yeğenler sevilmez mi hele o Amcasının bitanecik yeğeni :) Henüz görünürde bir ikincisi yok, kendisinin bu konuda pek bir talebide yok ama zaman ne gösterir annesi babası ne düşünür bilinmez! Bende kabak kafalıymışım hatta hala bana 'kabak' diye seslenen bir eniştem var :) Siz kendi çocuğunuzu da kucaklamışsınız, eminim o daha da farklı bir sevgidir. Umuyorum bir gün onuda yaşarım... Size de sevdiklerinizle birlikte sağlıklı bir ömür diliyorum, teşekkürler. Sevgiler, Selamlar...  20.09.2007 20:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 37
Ort. okunma sayısı
: 1401
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

27 yıl geçmiş ilk günden bu yana... Okullar okunmuş, MBA'ler yapılmış, Amerikalara gidilmiş, hayat h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster