Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1037
 

Mevsimler, memleketin ve umudun / Babacığıma hasret mektupları -3

Mevsimler, memleketin ve umudun / Babacığıma hasret mektupları -3
 

Sevgili Babacığım,

Nerelerdesin kimbilir şimdi? Ah, babacığım bir bilsen, doğup büyüdüğün, ekmek parası kazandığın, evlatlarını yetiştirdiğin, çilelerini çektiğin, dumanlı havasını soluduğun, Hak'kın rahmetine kavuşup toprağına karıştığın, şu melankolik insanlarla dolu memleketinde neler oluyor. Hani sen diyordun "Oğlum, şu son beş yıldır memleket artık yaşanmaz hale geldi" diye. Ne kadar haklıymışsın. İnsan kendi memleketini ve insanlarını tanıyamıyor gerçekten. Ne oldu bizlere, babacığım? Karı kocanın birbirine, ana-babanın evladına, evladın ana-babasına bile güvenemediği, para-pul uğruna sattığı ve hatta birbirinin canını gözünü bile kırpmadan aldığı, namus, şeref, sadakat, mertlik, dürüstlük, şevkat, merhamet, sevgi ve dostluk gibi üstün insani ve kültürel değerlerin yokolmaya başladığı, "para"nın Tanrı, "ekonomi"nin bir din haline dönüştüğü, toplumun zenginlere ve güç sahiplerine taptığı, vatanın karış karış satıldığı, tarihi, kültürel ve milli değerlerin unutulduğu, ulu önder Atatürk ve onunla cepheden cepheye koşan ve yaşamlarını feda eden kahraman memleket evlatlarının büyük bir ihanet senaryosuyla unutturulmağa çalışıldığı, doğruyu dürüstçe söyleyenlerin ve yazanların sessizliğe gömülmek istendiği, uygar dünya düzeni yerine, kıroluğa, magandalığa, cahilliğe ve yobazlığa prim verilen bir yer olmuş bir ömür boyu yaşadığın güzelim memleketin...

Orada şimdi insanlar ağlıyor, ağıtlar yakılıyor başına bir değil on kahpe mermisi sıkılan ve bayrağa sarılı tabutlar içinde yatan gencecik evlatları, kocaları, babaları için. Öfkeden mi desem, yoksa yürek yarasından mı bu çığlıklar? Yılların kanayan ve hiç iyileşmek bilmeyen yarasındaki acı olsa gerek... Şehit kanları, bayrak kırmızısı olmuş, memleket evlatları yollarda seller gibi... Başka bir yerde, dünyanın bilmem neresinde daha doğmadığı bir tarihte, olduğu varsayılan, hala kanıtlanmamış bir soykırımın hesabını vermek zorunda bırakılıyor bu memleketin çocukları, babacığım. Dünya ve memleket, gerçeklere kulaklarını tıkamış, yalanlarla dolu bir trajediyi belgesel niyetine izliyor. Şu çok sevdiğin memleketinin çocukları, atalarının yüzyıllardır bağımsızlığı uğruna savaştığı ve kendilerine özenle emanet ettiği memleketlerinin, artık kafası başka konulara takılmış siyasetçilerinin çaresiz bakışları arasında, elden gittiğine tanık oluyorlar. Bağrından neferler birer birer düşerken vatan toprağına, gerçekler birer birer tarihin gizli kalmış yırtık sayfalarında unutulmaya mahkum ediliyor, babacığım... Yalandan nefret ederdin, ama yazık ki dünya yalan dünyası, işte.

Güneşin doğmasını bekliyorlar orada, bir umut babacığım. Bir gün karanlıklardan çıkacak o çok sevdiğin memleketin... Memleketinde insanlar daha insan, daha aydın, daha vatansever, daha ahlaklı ve daha onurlu olacak bir gün. Senin gibi memleket çocuklarının mumla arandığı bir zamandayız... O makamlar, ayrıcalıklar, sonradan görme mutlulukları, şaşa ve ihtişam kimseye kalmayacak... Mevsimler geçecek, bahar gelecek birgün. Sonbaharın sararan yaprakları birer birer düşerken toprağına, sen Cennet mekanından şöyle aşağılara bir başını çevir bak buralara; bulutların yerini, bir gökkuşağına bıraktığını göreceksin. Güneş yüzümüze vuruyor babacığım.

Gülümseyebilirsin...

Sevgilerimle,
Oğlun.

Alp İçöz, M.A.
Eğitimci Yazar

Copyright© ALP ICOZ-2007

JOURNALTA
The Journal of Turkish Americans

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 108
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 1743
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

"İnsan, aslinda gönül gözüyle görmeli dünyayı. Herşey, o iç dünyanin merkez olduğu kişiliğine şek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster