Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '07

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
483
 

Mevsimsiz kar

Mevsimsiz kar
 

Afrika da her sabah bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması
gerektiğini, yoksa öleceğini bilir.

Afrika da her sabah bir aslan uyanır. En yavaş ceylandan daha hızlı koşması
gerektiğini bilir, yoksa aç kalacağını bilir.

Aslan ve ceylan olmamızın önemi yok. Yeterki güneş doğduğunda koşuyor
olmamız gerektiğini bilin... Der Kızılderi sözleri.

Mevsimsiz kar yağıyor artık üzerimize. Kah farkındayız kah değiliz. Gözlerim mazideki şenliklere daldığında neler düşüyor ellerime, su gibi akıp gidiyor. Tutmak imkansız, harcadığımız zaman, sevgi, dostluk, arkadaşlık, aşk gibi...

Eskiden mevsimler de güzeldi. Zamanları belliydi. Kışın sobamızdan çıkan ateş sesi
üstünde pişirdiğimiz kestane kokusu, bazen mandalina kabuklarını üstüne atıp kokusundan faydalanmamız. Oysa şimdi daha masaraflı, daha ılık evlerimiz nerede o eski sıcaklık. Cebimize hem yük biniyor hem de gönlümüz soğuyor. Teknolojik kolaylıklar belki şu an yaşadığımız ama anlamadığım tadımız nerede ?

Büyük ailelerdik. Dedelerimizin, ninelerimizin sesi ile kursağımızdan geçen lokmaların tadı, sarılıp öpüşmelerimiz, saygımız ve sevgimiz... Şimdi ise mesafelerimiz var görmek isteyipte yollara düştüğümüz, ya da yarınlara ertelediğimiz, bayramları beklediğimiz günler.

Sahiplenmelerimiz vardı. Kadın erkenden kalkar eşinin kahvaltısınız hazırlar, öperek yolcu ederdi. Şimdiyse erkekleri mutfakta görmek zor değil. Ortak yaşam kuralları ve eşitlik olmasın demiyorum sadece istediğim yüzlerde sevgiden oluşan tebessüm eksikliği. Birbirine bakan eşlerin bir arada olmasından dolayı
duyduğu mutluluk. Kadınım ve erkeğim sözlerinin değeri.

Dışarı çıkıldığında kadının edebi, giyim kuşamı ile zerafeti oluşturmaları vardı. Kendini ve etrafını gözlerden sakınması. Erkeğin bayanları süzmesi, sevdiklerinin kıskançlıkları tatlı tartışmalardı. Sanki yer değiştiriyorlar artık kadın süzüyor erkek bakıyor. Kadın soyuyor erkek bakıyor. Biraz daha erkeksileşti sanki kadınlarımız da.
Ayaklar yorgana göre uzatılırdı kendini bilenler sayesinde. Şimdiyse yarışların içerisinde gibiyiz, alım güçleri azaldıkça masraflarda artmalar ve kartzade olmakta kuyruklarımız var artık. Evinin rızkını kesip şans oyunlarından medet umanlar, çocuklarına örnek olmakta deşifrelik yaratan büyükler, kendini sevdirmesini ve saydırmasını yitiren insanlık.

Geleceğimizin aydınlık yüzleri eskiden çelik çomak oynardı, naylon arabalar bile onları mutlu ederdi. Bilgisayar dünyasına adım atılması illaki gelişim açısından çok güzel. Ama nedense işe yaramaz tarafları seçiliyor. Cafeler oyun oynayan, kendini, hayal dünyasında kandıranlarla doldu. Televizyonda oynayan şiddet içerikli diziler, çizgi filmler, özendirici Mc Donalds yemekleri bizi bizden ne kadar uzaklaştırıyor. Minik beyinler kaset gibi çekiyor ve geleceğin mafya vari tiplerini oluşturuyor. İnsanlar üstündense milyarlar kazanılıyor. Huzurumuzu, mutluluklarımızı para vererek satıyoruz.

Eskiden savaşlarımızın adı vardı, şimdi ise ne için savaşılıyor bilinmezliklerde. Önce Allah'a sonra Devletimize emanetti askerlerimiz. Hangi cengabe içerisindeyiz, hangi oyunlar, hangi partinin cebi dolacak bu seçimde, kime eğildik yine, bizim de aklımız, bileğimiz, cesaretimiz var oysa. Kullanmak yerine kullanılmak niye. İçime kurt düşmeden güvenmek istiyorum.

Değişmeyen başbakan olanın cumhurbaşkanı olma hayalleri. Ya bizim hayallerimiz ? Ana baba ve çocuklar küçük aile ise toplum en büyük aile. Ailesini nasıl koruyor, kolluyorsa devlet baba da öyle korumalı. Çocukları aç olan ana baba azap içindedir, merak ediyorum seçeneksiz seçtiklerimiz dünyanın en huzurlu insanları mı? Çayımı içiyorum... Tavuk yiyorum demekle işler çözümlenmiyor. Senin doktorun başka bizim doktorlarımız başka paralarımızın duruşu bile başka.

Yazdıklarım içimdeki ülkem, dünya üstüne ise dokunmaya korkuyorum. Canlar, etler kokuyor. İnsanlar kayıplara uğradığının farkına varamadıkça... Yeşil kağıtlar gülümsüyor.

Eskiden de dolaplar dönüyordu ama insanlarda sevgi, saygı, yüzlerinde tebessümleri vardı. Kim çaldı bunları, ne ile değiştirildiler ki çığrından çıkıyor herşey. Ar damarımız kayıp, inançlarımız eksik, insanlar artık meta!

Su misalinden geçti mevsimsiz kar. Üşüdüm!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MERHABALAR...Sevgili Tülay (Tly) hanım :-)) "Mevsimsiz kar"yazınız ve Kızılderili ata sözü gerçekten çok önemli...! Aslan ve Ceylan + Ceylan ve Aslan...Aslanın Aç kalma ve Ceylanın yaşam şartları... Dünya'mız gerçekten çok çok değişiyor. Ben şöyle 50-yıl önceleri hatırlayıp, arkama baktığımda bu köprünün altından ne sular geçip kayboldular. Teknolji ilerledikçe, insan duyguları malesef geriliyor. Dediğiniz gibi İNSAN=EMTA (Mal) olmuş gözü ile bakılıyor.! Maddi yaşamlar, manevi yaşamları menfaat çerçevesinde yok edip, siliyor çok yazık ki :-(( İşte böyle :-)) Sevgiler,selamlar ve saygılar size :-))

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 20.12.2012 10:23
Cevap :
Akşam eski yazılarımı şiirlerimi okuyordum yıl 2007 :) az önce de yanıtlayamadığım yorumlarıma bakarken birden yorumunuzu ve hükümsüzdür yazımı gördüm şaşırdım ne zaman ekledim hay allah dedim akşam eklemeler yapıp taslaklara kayıt etmiştim:))) denk gelmiş. Değiştim mi acaba dedim bende değiştim değiştimmm bencilleştim, güvenmek destek köstek eskisi gibi gam yapmıyor.Çünkü güvenilmemesi gerektiğini öğrendim daha güzel böyle yaşamak aaa sustum :)) tşk. ederim selam ve saygılarımla efm.:)  20.12.2012 15:56
 

Her alanda yozlaşmalar var maalesef. Bozulmadık bir şey kalmadı ki, neye güvenebileceğimizi şaşırsık. Selam ve sevgilerle dost.

S Zobu 
 11.08.2012 19:40
Cevap :
Allahımıza dostum:) o bize doğru yolu her daim gösterir :)  13.08.2012 18:34
 

Modern hayatlara yöneleceğimize klasik mutlulukları özlüyoruz.Varlığın getireceği zevk,eğlence yerine kaybolmuş tebessümlerlerle avunuyoruz.Geçmişin bu kadar güzel olduğuna emin misiniz? O güzellikler için ödenen bedeli biliyor musunuz? Siz sobanızın üzerinde kestane pişirirken dışarıda uzaklarda bir yerde sokaklarda aç bir çocuk ,ben soğuktan üşüyordum.

Kerim Korkut 
 24.05.2012 6:27
Cevap :
Uzun zamandır yazmıyordum yazmaktan öte bilgisayar ve internet ortamına zaman ve olanaksızlıktan dolayı gelemiyordum.Öncelikle sizin vasıtanız ile mesajlarına yanıt veremediğim arkadaşlardan çok özür dilerim ve kendilerine çok teşekkür ederim. Kerim Bey yorumunuz için tşk. ederim.Geçmiş bu kadar güzel miydi ? İşin özü geçmişte yaşarken belkide gözüm yarı kapalıydı.Kimbilir belki de ben kapalı halini özledim.Üşüyordum demişsiniz ya üzüldüm bir an içim gitti üşümek hep bizden yana kah soğuktan kah farklı sebeplerden isterdim ki kimse üşümesin keşke birşeyler yapabilseydim ama maalesef aciz kalıyorum.Bak bir sebep daha üşümem için ben bugünler de hep üşüyorum :)   25.05.2012 11:29
 

Yazınızda fazlaca geçmiş romantizmi hissettim. Klasik bir "biz büyüdük kirlendi dünya" felsefesi mevcut. Ancak tarihe derinliğine bakınca bunun pekte öyle olmadığını görmek mümkün bence. Bizim geçmişi daha bir sevgi dünyası, daha bir mutluluk rüyası olarak görmemizin sebebi ise çocukken sahip olduğumuz doğal pembe gözlükler. Ama emin olabilirsiniz ki, siz çocukken aynı sıralarda bir başka büyük "bizim gençliğimizde herşey bir başka güzel, insanlar daha bir güleryüzlüydü" demiştir. Galiba hayat her zaman diliminde fazlaca kirliydi ve büyüyüpte bu kirden nasiblendikçe geçmişe daha bir bağlanır oluyor insan. Ellerinize sağlık, saygılarımla

Bibliyofil 
 29.10.2007 17:21
Cevap :
Tşk. ederim yorumunuz için ve bazı konuları anlamamı sağladığınız için ve cevaplamakta geciktim özür dilerim..selam ve sevgiler.  26.05.2012 12:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 2573
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 693
Kayıt tarihi
: 20.10.07
 
 

9 Eylül Üniversitesi Maliye bölümü mezunuyum. Şiir dünyam, bir tane kitap çıkaracağım dedim ve  b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster