Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
753
 

Meydan mukabilinde inleyen fısıldaşmalar

Meydan mukabilinde inleyen fısıldaşmalar
 

Onlar gizemli derin suyun, denizin kadınları...

Ütopik bir kurgu var beynimin içinde. Her nedense onları ekranda her gördüğümde tuhaf bir odaklanma yaşıyorum. Zihinselin düşsele mağlup olduğu, gerçeklerin kırmızı kart görüp oyun dışı kaldığı bir realite bu... Bir nevi modifiye angaje durumu bir zamanların pelesengi "ambiyans" gibi. Onları izlemek Compay Segundo dinlemek gibi insanın ruhuna inanılmaz bir dinginlik ve huzur veriyor. Feminem çizginin dışına çıkabilmiş olmaları, sıradanlıktan da çıktıkları anlamına geliyor. Onları değerli ve takip edilebilir kılan insani değerleri temel alarak, tarafsız bir gözle hakkaniyet ölçütleri içersinde adil çıkarımlar ve yaklaşımlarla objektif kriterlere bağlı kalmalarıyla mümkün olabiliyor. Farklılık ve farkındalık sıradanlığa tur üstüne tur bindirir hale geliyor.

Hayata dair özümsenip yaşanabilecek tüm tatların halen tamamen tüketilmediğini, olumlu sayılabilecek bir takım başarıların parçası olunabileceğini, herhangi bir konuya ilişkin yapılan görüş, dile getirilen düşüncelerin hayata pozitif katılım açısından ne kadar değerli olduğunu anlamak için önemli bir etkileşim. Marsın mağara adamının çaresizlik içersinde kıvrandığı ve derin bir umutsuzluk içinde inim inim inlediği düşünülürse, hala o mağarada kalmanın sebebini anlamanın bir mantığı olmasa gerek. Güneşi hissetmek için mağarayı terk etme zamanı geldi de geçiyor. Hani meşhur bir söz vardır: GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ. Ne de güzel bir söz. Zamanı geldiğinde ıssız çölde memba, günü geldiğinde kutup yıldızınız olur onlar. Bazıları diyebilir ki onlar marjinaller, şöyleler böyleler!!!! vız gelir tırıs geçer... Ne de olsa güneş balçıkla sıvanmaz. Çünkü hayatın tadı ayrıntılarında gizlidir. O tadı alabilmek için öncelikle ayrıntıların farkında olmak, hayata daha farklı bir bakış açısıyla keşfetmek gerekir. Hiç bir şeye "FARKETMEZ" demeyerek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tüm samimiyetimle söyleyeyim, ben kimleri kastettiğinizi anlayamadım. Kadınlar, ekranda görünen kadınlar, sıradışı kadınlar. Angelina Jolie gibi mi? Neyse bu cahili hoşgörüp yanıtlarsınız umarım. Fakat orada bir cümleniz var ki hayli düşündürücü. " Feminen çizginin dışına çıkabilmiş olmaları, sıradanlıktan da çıktıkları anlamına geliyor". Feminenliği başlı başına sıradanlık olarak algıladığınızı gösteriyor ki ben buna hiç katılamıyorum. Feminen olma durumunun, güzel bir sese, resim ya da heykel yeteneğine sahip olmak gibi yaratıcı vergisi bir özellik olduğuna inanıyorum ve bir kadın olarak dahi, gerçekten feminen bir kadının sıradışı olduğunu düşünüyorum. Yazınız genel olarak çok güzel. Çok teşekkürler...

Lale Beşe 
 03.02.2007 16:22
Cevap :
Sorunuzun cevabı yazının içinde her ne kadar bulunuyor olsada! Yazıya esin kaynağı olanlardan birisinin Gazetedeki köşe yazısında bellirtiği "Bir şeyi kadınsılaştırmakla, onu “daha kadından yana” yapmak arasında, dağlar kadar fark vardır." tanımı size bir fikir verebilir sanırım.  20.04.2007 10:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1067
Kayıt tarihi
: 25.07.06
 
 

İzmirli'yim. Felsefe mezunuyum. İlgi alanlarım Felsefe, edebiyat, sosyoloji, tarih, toplum ve kültü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster