Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '17

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
217
 

Mezarcı... Bitmeyen Film Yapmışlar!

Mezarcı... Bitmeyen Film Yapmışlar!
 

“Mezarcı” filmi için evet bir emek var diyebilirim ama söz konusu sinema olunca, insan dişe dokunur bir şeyler bekliyor, hiç değilse bir derinlik arıyor.


11 Ağustos Cuma günü itibariyle, iki Türk filmi vizyona girdi; biri başrolünü Gökhan Alkan ve Özge Gürel'in paylaştığı "Organik Aşk Hikayeleri", diğeri de "Mezarcı."

Aslında niyetim önce Organik Aşk Hikayeleri'ne  gitmekti.

Lakin film, İstanbul Avrupa yakasında çok az sayıda salonda oynuyor ve daha da fenası Mecidiyeköy Profilo dışında hepsi Bakırköy, Avcılar ve Beylikdüzü bölgesinde.

Yani aslında insanlara, Organik Aşk Hikayeleri filmini izlemeyin diyorlar.

O yüzden de benim rota mecburen "Mezarcı" filmine döndü.

Filmin yazanı ve yöneteni, Talip Karamahmutoğlu.

Tek bir başrol var, o da Emre Altuğ.

Hemen uzatmadan söyleyeyim; "Mezarcı", "keşke o filme gitmeseydim" listeme ilk beşten giriş yaptı, net bilgi.

Evet bir emek var, bir çaba var ama söz konusu sinema olunca, insan dişe dokunur bir şeyler bekliyor.

Hiç değilse bir derinlik arıyor.

Hadi konu derinliğini geçtim, bir tane başrolün olduğu filmde, karakter derinliğine ihtiyaç duyuyor.

Ama derinlik namına Mezarcı filminde hiçbir şey yok.

türk sineması

Dikkat!

Bu noktadan sonra yazımda spoiler vardır, filme gitmemiş olanlar, gitmeye niyetli olanlar, aman diyorum...

Mezarcı filminin hikayesi, “Kibar Feyzo” ve “Züğürt Ağa” gibi Türk sinemasının unutulmaz filmlerinin öykülerinin yaratıcısı Osman Şahin’in bir öyküsünden uyarlama.

Film, yeni bir hayat kurma umuduyla Almanya’ya giden ve Hristiyan mezarlarında mezarcı olarak çalışan Ejder’in, babasının ölümüyle memleketi Dalaman’a dönmesiyle başlıyor.

Paragöz ve hırslı biri Ejder.

Öyle ki babasını gömer gömmez, Peder Bey’den kalan zeytin tarlalarını zenginlere hizmet eden bir mezarlığa çevirmeye karar veriyor.

Hemen babasının biriktirip evde sakladığını düşündüğü paraları aramaya koyuluyor.

Babasından kalan köpeği istemiyor, başka birine veriyor.

Yani Mezarcı filminin niyeti, gözü paradan başka bir şey görmeyen bir figürle, zeytin ağaçlarını yok eden zihniyete dikkat çekmek.

Bunun yanı sıra, ölünce parayı yanına alacağını sanan karakterlerin mezar ironisi,

Bektaş ismindeki yan karakterin öldükten sonra naaşının yakılmasını istemesiyle Sivas Katliamı’na yapılmak istenen dokundurma,

“Zeytin ağaçları hala ayaktaysa, hep bir umut vardır” diyerek zeytin ağaçlarının manevi değerini hatırlatma çabası da var...

Lakin film boyunca bu "iyi niyetli çaba", bir türlü ete kemiğe bürünemiyor.

türk sineması

Öyle ki yaratılan her olayın sonucunu gördük ama giriş ve gelişmesine tanık olamadık.

Nasıl mı?

Mesela ana erkek karakter Ejder, Burcu'yla mezarlıkta karşılaşıp tanışıyor.

Ortada etkileşime dair bir şey yok ama öğreniyoruz ki aşk başlamış.

Biz o aşka inanıyor muyuz?

Hayır.

Sonra kavga ettiklerinde ikna oluyor muyuz?

Hayır.

Başka?

Ejder babasının zeytinliğine gidiyor, babam aslında buraya gömülmek isterdi, zeytin ağaçlarını çok severdi diyor.

Sonra öğreniyoruz ki mezarlık yapıp, ağaçları kesmiş.

Hayati hastaneye kaldırılıyor,  öğreniyoruz ki cenaze sırasında ölenin yakınları birbirine girmiş, Hayati şoka girmiş.

Biz kavga anını görüyor muyuz?

Hayır...

Yani aslında Mezarcı filminde her şey "sonuçtan" ibaret ve biz giriş gelişme kısmını "olayla" değil "konuşma" ile öğreniyoruz.

türk sineması

Filmin bir diğer sorunu da boş sahnelerin sayısının fazlalığı.

Boş sahnelerden kastım, sahneyi filmden çıkardığınızda, senaryo dağılmıyorsa o sahne boş demektir.

Dolayısıyla atmanız gerekir.

Filmde köyün mezarlık işlerini yapan Mehmet isminde bir karakter var.

Bir sahnede, mezarlık başında doğum günü pastası üflüyor.

Öğreniyoruz ki mezarda yatan sekiz yaşındayken ölen kızı.

Sonra?

Sonrası yok.

Pastayı üflüyor ve bitiyor.

Peki niye o sahne var?

Bilmiyoruz.

Kızı niye ölmüş?

Bilen yok.

Sonuç?

Çöp...

Mesela birde Sivaslı Bektaş var.

Madımak olaylarından sonra o köye yerleşmiş biri.

Öldükten sonra yakılmak istiyor ama film boyunca toplasan on cümle ya kurmuştur ya kurmamıştır.

Kendisi ile ilgili derin bir bilgi, bir türlü edinemiyoruz.

Dolayısıyla da acısını anlayamıyoruz.

Film boyunca Ejder'in mezarlığına karşı olan diğer mezarcı Mehmet, Bektaş ölünce nedense kendi mezarlığını arkadaşına yakıştıramayıp, Ejder'den mezar yeri istiyor.

Mehmet bunu tabi ki isteyebilir ama gerçek bir kırılma yaşar da biz bu manevrasını anlarız.

Ama öyle bir durum yok.

Aynı kırılmasız karakter değişimine bir diğer örnekte Ejder'de var.

Ejder babasının mezarının başında vakıf yönetici ile karşılaşıp, babasının ölmeden vakfa bağış yaparak her yere zeytin ağacı dikilmesini istediğini öğrenince, neden akla kara gibi yüzde yüz değişti, anlamadım.

Zira "babam aslında buraya gömülmek isterdi, ağaçları onun her şeyiydi" deyip sonra acımadan babasının çok sevdiği zeytin ağaçlarını kesen ve babasının biriktirdiği paraları koltukların kılıflarını keserek arayan bir zihniyet için, bu vakıf olayı ne ki?

Ölümde kayıp da değişmeyen biri, neden vakıf haberi ile değişir ki?

Sonra filmde garip mantık hataları var...

Farklı dine mensup cenazeler aynı mezarlığa gömülmez, Mezarcı'da gömülüyor.

Ölenin ardından okunan dua esnasında, kadınlar ve erkekler aynı yerde olmaz, Mezarcı'da herkes aynı odada.

Sonra o insanlar neden parayla gömülen, Allah'ın unuttuğu yerdeki o mezarlığa geliyorlar ve servet ödüyorlar, izleyip izleyip bir türlü ikna olamıyoruz.

Köyde bir ağaç var, o ağaca ölenlerin kıyafetleri asılıyor, niye bilen yok.

Sözün özü, Mezarcı'nın bir derdi var ama söyleyemiyor, anlatamıyor.

Bekliyorsun bekliyorsun bir şey olsun diye sonra olmayacağını anlayıp kaç dakika kaldı diye saatine bakıyorsun.

Peki "Mezarcı" filminde hiç mi güzel bir şey yok?

Hemen söyleyeyim resim konusunda film oldukça başarılı.

Filmin görüntü yönetmeni bol ödüllü Feza Çaldıran.

Ayrıca Erkan Oğur ve Onur Tarçın'ın müziklerini de çok sevdim.

Başka?

O kadar...

Senaryo kötü, oyunculuklar kötü...

Sürükleyicilik sıfır...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

mezarcıya dün gittik, gittiğimiz salonda toplam 5 kişiydik. film hiç de kötü değil bi kere. çekimler sıfır hata diyemem ama asla kötü denemez. senaryo bir uyarlama, fakat filmi asıl izleten bana göre görüntüler ve müzik. konu merak uyandırıyor, ilk sahne çarpıcı... tamam, "aliyyül pek âlâ" diyemeyiz ama bence film güzel. rahatlıkla "ortalamanın üstünde" pâyesini verebilirim şahsen. bi daha izlesem iyi olacak.

Ferhat Dağkıran 
 28.08.2017 8:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1920
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Okur, gezer, izler ve yazar...                 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster