Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
72
 

Mezarlıklar göz önünde olmasın, ölmeden önce ölümü düşünmek istemiyoruz

Mezarlıklar göz önünde olmasın, ölmeden önce ölümü düşünmek istemiyoruz
 

Bu da aslında ölmekten korkmanın bir belirtisi. Sadece ölüm korkusu konuşuluyor ama korku değil, ölmek diye bir şeyin olmasını kabullenemiyoruz.

Hani ölümün çaresi yok ya bu konuda ne yazsak insanlar boş konuşuyorsun diyecekler. Ama bir gün ölümsüzlük bulunursa biz de onlara “Nasılsınız boş kafalılar!” diyeceğiz.

Bunlar öyle insanlar ki hani yukarıdan “amuda kalkıp duracaksınız” diye emir olsa “Neden böyle yapıyoruz?” demezler.

Ölüm karşısındaki bu acizliğimiz onların kahramanlığından daha anlamlı. Çünkü akla hayale gelmeyecek şeyleri gerçekleştiren beynimizin tavuk gibi ölüp gitmemizi seyretmesi mantıklı değil.

Bir de mezarlarımızı sanki mahsus gözümüzün önüne yapıyorlar, görelim de ibret alalım diyeymiş; e Azrail çağırmadan gidelim o zaman.

Akşam sabah önünden geçiyoruz. Mezar taşında yazıyor 13 yaşında ölmüş. Bunun neyinden ibret alacağım; hayatın saçmalığı, insanların akılsızlığı!

Mezarlıkları göremeyeceğimiz yere kurun, görmek isteyen gitsin görsün, biz niye görelim; hiç sevmem mezarlığı! Mahsus yapıyorlar, hep ölümü düşünelim diye! Bir de kutsalmış, ne kutsalı ya; insanın yaşadığı yer kutsaldır, ölüp gittiği yer kutsal olur mu?

Mezarlıkları da mezarları da görünce moralimiz bozuluyor, şimdi gerçek! Seven gitsin orada yatsın ama bizden uzak tutun. Zaten öleceğiz kardeşim bir de mecbur muyuz ölümü düşünmeye! Öldükten sonra hayat olmayacaksa(hayatla ilgili şeyler) yaşarken de ölüm olmasın.

Yine de vaktinde (yaşımı başımı aldıktan sonra, doğal ölüm) ölürsem üzülmem, bir de Niyazi olmak var! Ölüm olayları hiç böyle değil. Ortada bir yanlış var ama ne olduğunu henüz bulamadık!

NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar. Bu yazıya yönelik yazdığım yorumu göremedim. Bir aksilik mi oldu acaba?

Altun Recep 
 20.02.2017 21:45
Cevap :
Evet öyle olmuş baktım, çok şaşırdım gerçekten; hassasımdır çünkü.Emin misiniz Recep bey.Eğer öyleyse gerçekten ayıp oldu size karşı.Bilerek yapmamışımdır ama malum 60 lı yaşlara geldik.Bir yanlışlık falan olduysa...  22.02.2017 18:59
 

İnsanoğlu ölümü bir ders verme aracı olarak kullanıyor, ben gül suyu kokusundan nefret ederim sırf bu yüzden, öldükten sonra üzülebilme yeteneğini bir haylı kıskandım. selamlar

Nizamettin BİBER 
 18.02.2017 12:12
Cevap :
"öldükten sonra üzülebilme yeteneğini bir haylı kıskandım." demişsin. İlgimi çekti bu cümle.   20.02.2017 13:59
 

Mezarlıkları gördüğü halde görmeyenler var, bu nasıl oluyor, görüyorlar; ama yine de görmedikleri anlaşılıyor. Hani diyorum hiç mi hiç görünmese, ölülerin pek çoğu faili meçhul olacak; ama azraillinin kimler olduğu da hiçbir zaman bilinmeyecek. Mezarlıklar göründüğü halde, yine de bir hayli faili meçhul vardır, öyle değil mi? Yaşayanın ölümsüzlüğüne tanık olmadım bugüne kadar; ama insan ölünce ölümsüzleşiyor. Hatta gerçek anlamda yaşayanlar da ölülerdir, yaşayanların ne zaman diri, ne zaman ölü olduğu da neyi, nasıl yaşadıklarından bellidir. Görüşmek üzere, dostça selamlarımla.

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken) 
 17.02.2017 21:12
Cevap :
"Yaşayanın ölümsüzlüğüne tanık olmadım bugüne kadar; ama insan ölünce ölümsüzleşiyor." Kapak olacak bir söz.  20.02.2017 13:42
 

Çok eskilerde her aile evinin bodrumuna gömermiş ölülerini, zamanla toplumsal yaşam çok daha görünür hal gelince köyün, kasabanın, şehirlerin mezarlıkları da görünür hale gelmiş, böylece ölüler için de mezarlıklar oluşturulmuş. Antikçağ’da mezarlıklara Nekropol denilir; ama mezarda yatanların birbirlerinin boğazını sıktıkları da pek görülmemiştir. Köyde, kasabada, şehirde cinayet olur, hatta dünyada bir savaş biter, diğer savaş başlar, mezarlıklarda yatanlarsa sanırsın barış içindedir. Birbirlerine öte git demezler, mezarlıklar işte böyle yerler.

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken) 
 17.02.2017 21:10
Cevap :
"Çok eskilerde her aile evinin bodrumuna gömermiş ölülerini" Farklı bir durum değil mi?Yorumunda daha ne farklı şeyler yazmışsın, ilginç ibret verici. Mezarlık felsefesinin literatürünü çıkarmışsın adeta.   20.02.2017 13:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3264
Toplam yorum
: 9740
Toplam mesaj
: 269
Ort. okunma sayısı
: 728
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster