Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
536
 

Mezuniyet kaygısı

Mezuniyet kaygısı
 

Kaygımın ve benden kayanların büyük olduğu bir yerdeyim...

Nasıl bu kadar çabuk sona geldim, nasıl bu kadar hızlı geçti hayatımın Eskişehir zamanı?

Bilmiyorum... Beş yıl dediğiniz her şey olabilir: Ya bir ömrün minicik bir yanı ya da minicik bir ömrün tamamı...

Benden geçen giden beş yıl, küçük bir kızdı başlarken... Evinden ayrılmamış, çocukluk arkadaşı bir üst mahallede oturduğu halde kalmaya bile gidemeyen küçük bir kız... Birden İstanbul'un bir semtinden oluşan Türkiye'si büyüyüverince ayrıldı evinden...

Eskişehir adındaydı gittiği diyar... Beşiktaş kadar yoktu ona göre ama bir o kadar da korkuyordu bu ufacık yerden... Her yer, her şey birbirinin aynıydı... Evler, caddeler, sokaklar, minibüsler, otobüsler... Kaybolma deneyimi bile oldu bunun imkansız olduğunu söyleyenlere inat...

Yurtta kalmanın ilk zamanları yaraladı bu Küçük Kız'ı... Öyle yaraladı ki geceleri "Unforgiven"ı dinlerken ağlardı ancak... Kimseye ağladığını diyemezdi... Diyemedi... Zayıftı... Rüzgar üflese uçardı...

Üniversiteli olduğuna iki yıl kadar inanamadı... O kocaman yokuşu inerken, hocalarına kafa tutarken, derslerde notlar arası yazılar yazarken, içi içini yerken, okul yemekhanesinde midesi bulanırken, Migros Çimlerinde Üniversiteli oluşunun ilk alkollü içeceğini içerken (o da light'tı hani zorla içmiştim), bir keresinde Bahar Şenliği'nde dur duraksız yedi saat seyyar satıcı gibi bağırırken, vizelerde kaygılanırken, yurttaki suratsızı oynarken, hiç alkollü bir şey içmediği bira bardağını yemekhanenin masasına güm diye koyarken, bitirme ödevi stresindeyken, çevirmenin Türkçe'ye çevirdiği metinleri tekrar Türkçe'ye çevirmesiyle, Hurda'sı ile dertleşmesiyle, Doktorlar Caddesinde müzik eşliğinde haylaz haylaz yürümekle, tramvaya (hatta Erşenway mı desek acaba) olabildiğince kızgın sözler sarfetmekle geçti zamanı...

Gidiyor işte... Gidiyorum işte... Sonuna geldim ufacık şehrin... Beş yıl önceki küçük kızdan mezun ablaya evrildim... Ne gidesim var şu ilden ne de kalasım... Ama korkuyorum... Mezun olup o kocaman boşluğa düşüp, bomboş biri olmaktan korkuyorum... Bu yüzden ya kaygım ve benden kayanların büyük oluşu... ve galiba o boşluk ile doluyorum....

...

Saygılar Efendim...

Nonethelessh

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üniversite yıllarını hatırladım. Sonra bitinceki boşluğu. Yeni bir üniversiteye başladık değil mi hepimiz. Siz "ve galiba boşluk ile doluyorum..." yazmışsınız ama, yazılarınızdan anladıım kadaryla siz boşluklarınızı doldurmak üzeresiniz... Işıkla ve sevgiyle...

Ersin Yalın 
 27.07.2007 13:28
Cevap :
Teşekkür Ederim Ersin Bey... Üniversite daha doğrusu Eskişehir hayatım benim için bir anda bitiverdi...Doğrusu bu beni inanılmaz üzdü...Ama dediğiniz gibi umarım bu boşluğum bir gün hakkı ile dolar...Saygılar...  27.07.2007 19:54
 

sen bu rahleye geldiysen, piskolojiden siyasete evrilmenin vakti gelmiş demektir. hadi kolay gelsin bakalım.

mahalle baskıcısı 
 25.05.2007 1:16
Cevap :
Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim...Yalnız anlamadığım neden siyasete kaymam gerektiği ya da evrilmem? Neyse kaygılıyım neylersiniz... Teşekkür ederim tekrar, size de kolay gelsin...  25.05.2007 15:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 76
Toplam mesaj
: 36
Ort. okunma sayısı
: 857
Kayıt tarihi
: 24.09.06
 
 

Tuti mucize-i guyem ne desem laf değil, çerh ile söyleşemem ayinesi saf değil! Ne acayip... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster