Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
20196
 

MHP'nin geçmişi ve Türk Milliyetçiliğine bakışı

MHP'nin geçmişi ve Türk Milliyetçiliğine bakışı
 

MHP’nin resmi internet sitesinde "Türk Milliyetçiliğinin Partileşme Süreci" başlığı altında "İlham kaynakları Orhun kitabelerine kadar uzanan Türk milliyetçiliği anlayışının modern fikir hareketi hüviyeti kazanması, 19. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir"(1) denilerek, MHP’nin milliyetçilik anlayışının, en azından Göktürkler dönemine kadar uzandığı belirtilmektedir. Bu demektir ki; MHP’nin kuruluş felsefesi, Türk Tarihi’nin yaklaşık 1300 yıllık birikiminden besleniyor... 

 Peki, felsefesini bu kadar uzak geçmişe dayandırmakla, en azından köklü bir görüşe sahip olduğunu ön plana çıkaran MHP bugüne kadar neden iktidar olamamıştır? Öyle ya, felsefesini dayandırdığı görüş mensupları, zaferden zafere koşarken, üç kıtada at oynatırken ve asırlarca süren cihan imparatorlukları kurma başarısı gösterirken, MHP neden sürekli Erciyes Zafer Kurultayı düzenlemekle yetinmiştir? Bunun sırrı, galiba "Türk Milliyetçiliğinin Partileşme Süreci" şeklindeki, başlığın içinin genelde doldurulamamış olmasında yatmaktadır. Zira bu başlık her ne kadar MHP’nin Türk Milliyetçilerinin yegâne dergâhı veya biricik toplanma alanı olduğunu vurguluyor ise de fiiliyatta durum oldukça farklıdır. Çünkü MHP, kurulduğu günden bu yana hiçbir zaman Türk Milliyetçilerinin ana karargâhı olamamıştır. Bazen bilmeyerek ve çoğu kere de kasten, kitleleri harekete geçirme potansiyeli olan birçok Türk Milliyetçisi partinin dışında bırakılmış ve Milliyetçi görüş, hiçbir zaman tek vücut, tek beyin ve tek yürek olamamıştır.

Zaman zaman Milliyetçi görüşe yabancı, ya da en azından bu görüş içinde kayda değer herhangi bir faaliyeti bulunmayanlar bile partiye egemen olabilmişler ve bu durum, Türk Milliyetçileri arasında küskünlüklere, dargınlıklara ve netice de ayrışmalara sebebiyet vermiştir. Bu hal ve vaziyet, dün olduğu gibi bugün de söz konusudur. MHP’nin iktidar olma başarısı gösterememesinin altında yatan asıl sebep bence budur. Tali sebep ise MHP’nin hiçbir zaman kitlelere inip, onlarla bütünleşememesidir. Yine partinin resmi internet sitesinde bulunan ve yukarıdaki başlık altında yer verilen "Türk milliyetçiliğinin bir kadro ve fikir partisi yapısına dönüşerek siyasî hayatımızdaki güzide yerini alması ise Milliyetçi Hareket Partisi’nin doğup gelişmesiyle mümkün olmuştur..." şeklindeki cümle, bu konuda en can alıcı gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira MHP, hâlâ bir kadro partisidir ve kendisini iktidar yapacak sayıdaki geniş kitlelere ulaşamamış durumdadır. Bu gidişle ve mevcut yönetim anlayışı ile ulaşacağa da benzemiyor zaten...

MHP, daha çok Mareşal Fevzi Çakmak ve arkadaşlarınca 1948 yılında kurulan Millet Partisi’nin devamı olarak algılanmaktadır. Bahsi geçen yazıda da denildiği gibi, Millet Partisi’nden Cumhuriyet Köylü Millet Partisi’ne (CKMP) kadar gelen parti silsilesi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin "ön tarihini" oluşturmaktadır. Millet Partisi, 1948 yılında Mareşal Fevzi Çakmak ve Osman Bölükbaşı önderliğinde bir grup milliyetçi-muhafazakâr siyasî elit tarafından kurulmuştur... CKMP’nin 8–9 Şubat 1969 Olağanüstü Büyük Kongresi’nde delegelerin büyük desteğini alan "Milliyetçi Hareket Partisi" adı kabul edilmiştir. Büyük Kongreden sonra toplanan ilk genel idare kurulunda partinin amblemi "Üç Hilâl" olarak kararlaştırılmış ve aynı toplantıda MHP Gençlik Kolları için de "Hilâl içinde Kurt" amblemi benimsenmiştir... MHP’nin kısa geçmişi budur.

Burada vurgulamak istediğim ayrıntı şudur; MHP’nin siyasi bir kadro olarak ortaya çıkması, Mareşal Fevzi Çakmak ve yakın arkadaşlarının çalışmalarıyla olmuştur. Mareşal Fevzi Çakmak kimdir? 1876 yılında doğan Mustafa Fevzi Çakmak, Osmanlı’nın Son Genel Kurmay Başkanlarından (1918–1919) olmasına, Mustafa Kemal Paşa’dan sonra genç Türkiye’nin II. Mareşali olmasına ve yine1924 yılından başlayarak tam 23 yıl boyunca genç Türkiye’nin Genel Kurmay Başkanlığı’nı yapmasına rağmen onda bir donukluk, matlık ve tutukluk gözlenmiştir. Ön adı, Türkçe "Seçilmiş" veya "Seçkin" anlamına gelen Arapça "Mustafa" olan Fevzi çakmak, nedense hep geri planda kalmayı, ikinci ve üçüncü adam olmayı tercih etmiştir. Bu anlamda kendisinden yaşça ve kıdemce küçük olan Mustafa Kemal’in ve Mustafa İsmet’in arkasında durmayı yeğlemiştir. Onda, sanki sorumluluk almaktan korkan, kendini göstermekten çekinen bir tavır vardır. Hatta Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye’nin II. Cumhurbaşkanı olma şansı varken, o bunu tercih etmemiş ve İsmet Paşa’ya destek vererek geri planda kalmayı istemiştir. Hayatının son günleri ise gayet zor geçmiştir. Türk Halkı, Atatürk’ten sonra biricik mareşali olan Mustafa Fevzi’yi bağrına basmakta gayet cömert davranmış ama o, bu sevgiye ve ilgiye nedense yeteri kadar cevap verememiştir. 1950’de öldüğünde cenazesine yüz binlerce kişinin katılmasına rağmen, en azından Kâzım Karabekir paşa gibi de olsa arkasında kayda değer eserler bırakamamış olması bunu göstermektedir (2).

Yani; Mareşal Mustafa Fevzi çakmak’taki bu çekingen, donuk ve durağan ruh hali, sanki kurmuş olduğu Millet Partisi’ne, oradan da MHP’ye sirayet etmiş durumdadır! Zira Türk Milliyetçileri, tam toplanıp gürül gürül akmaya başladığı sıralarda MHP yönetiminde bir şeyler oluyor ve parti yine ya meclis dışında, ya da azınlıkta kalıyor. Bu da Türk Milliyetçilerine kaderin cilvesi olsa gerekir...

 MHP’nin geçmişine şöyle kısaca baktığımızda; partinin ilk büyük çıkışı Alpaslan Türkeş’in yönetiminde 1977’de yaptığını görüyoruz. Zira MHP 5 Nisan 1977 seçimlerinde 16 Milletvekili çıkartarak İktidara ortak olmuş, ancak 12 Eylül darbesi bu yükselişe engel teşkil etmiştir.  Partinin ikinci yükselişi ise Devlet Bahçeli yönetiminde 1999 genel seçimlerinde olmuş ve 18 Nisan 1999 Genel Seçimlerinde MHP, tarihinin en büyük başarısına imza atmış %18 oy alarak tam 129 Milletvekili çıkarmış ve tekrar iktidara ortak olmuştur. Ancak koalisyon hükümetinin ikinci büyük ortağı olmasına ve 12 bakanlık almasına ve uzunca bir dönem iktidar ortağı olmasına rağmen MHP, şöyle milletin hafızasında iz bırakan flaş bir hizmete imza atamamıştır.

SİZ ve ben bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

TÜRK NAZILERI

Bülent Degirmenci 
 28.02.2013 20:17
Cevap :
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'de grup toplantılarından birinde, AKP'ye 'Nazi' benzetmesi yapmıştı, onun bu benzetmesine her siyasi görüşten insan destek vermişti. Selamlar...  02.03.2013 13:28
 

Merhaba, yazınızı ilgiyle okudum. Ben 12 Eylül öncesinde sokakta faaiyet gösteren ve bu dava uğrunda çok acı bedeller ödemiş eski bir Ülkücü olduğum halde; 12 Eylül sonrasında ne partiye katldım ve ne de biro günden bu güne bir tek oy verdim.Neden mi? Çünkü bizi sattılar, bizim kanımıza basarak politika yaptılar.Lider bir ropartajda biz 5000 şehit verdik derken( Bu rakam yalandır. O zaman da MHP'den bir Allah'ın kulu itiraz etmemişti)şehitlerden kaç kişinin kendi çocuğu olduğunu söyleyemiyordu.Söyleyemiyordu, çünkü bu sayı koskoca bir sıfırdı.Bugün MHP Genelbaşkan yardımcılığı yapan Tuğrul Türkeş Üniversiyeti tam 11 yılda bitirebilişti. Çünkü sokağa çıkmaya korkuyordu. Bunlar bizim gibi vatansever gariban çocuklarını ölüme veya can almaya gönderirken, kendi çocuklarını yatağın altına saklıyorlardı.Hele Türkeş'in İngiliz bankasında ortaya çıkan gizli servetini öğrenince o yıllarda bizlerin neden kullanıldığını çok daha iyi anladım.Bize kurşunlar, evlada Dolarlar,Marklar! Bursa'dan selam

Ümit İpekçeker 
 28.02.2013 12:01
Cevap :
Öncelikle yorumunuz ve yaşadığınız tecrübeyi paylaştığınız için çok teşekkürler. Şahsınızda Bursa'ya selamlarımla...  02.03.2013 13:19
 

Türk Milliyetçiliği nedir? Sorusuna cevap bulunamamasının nedeni kavram kargaşasıdır. Türk milliyetçiliği, şoventslik midir, dinle bütünleşik bir yapı mıdır, yoksa ulaşılmak istenen yolda bu ikisinden ayrı Turancılık mıdır?

baybars 
 25.02.2013 15:46
Cevap :
Evet bu soruların cevapları net olarak gençlere öğretilmelidir. Ama gözlemlediğim şudur, bugün siyasi kimliğini 'Türk Milliyetçisi'olarak tanımlayan gençlerin büyük bir bölümü Türkçülük ve Turancılık arasındaki farkı bilmiyorlar bile. Turancılık özünde siyasî olmaktan ziyade kültür hareketleridir. Dil, kültür, tarih, antropoloji araçlarını ustalıkla kullanamazsanız ağyar karşısında gülünç duruma düşersiniz. Türk milliyetçileri bu hareketleri geliştiren ve II. Meşrutiyet öncesine uzanan zengin birikimi canlandıramadılar. Zira Turancılığı basit bir parti politikası aracına dönüştürüp kısırlaştırdılar. Bugün Türk dünyası adına canla başla çalışan saygın milliyetçilerin özenle parti siyasetinin uzağında durmaları bu yüzden olmalı. (Şahsınızda küçük bir gözlemimi iletmeye çalıştım okurlarımıza.) Selamlar...  28.02.2013 11:42
 

sayın Yazar, Düşmüş olduğunuz dipnotlara ek olarak: Türk Milliyetçiliğini birden çok ana gruba ayırmak gerekliliği vardır. Bunlardan ilki olan Türk İslam Sentezi Bahsi geçen yazıda özetlenmiştir. Ancak bilinmesi gereken Turancılık ve Milliyetçilik akımının etkisinde kalan milliyetçilik anlayışının olduğuda kaçınılmaz gerçeklerdir. Bu üç tür milliyetçilik anlayışı birbirine taban tabana zıt ve bağdaştırılamayan anlayıştır. MHP nin başındaki adamla şekillenen milliyetçilik anlayışı MHPnin zaman zaman Türk İslam Sentezi milliyetçiliğine zaman zaman Turancılığa doğru akan çizgisinde görülebilmektedir. NEDEN iktidar olamadı sorusuna belki de iktidar gibi bir derdi yoktu, cevabı verilebilinir. Bana göre milliyetçiliğin tü kaka denmesi(özellikle ne hikmetse her milliyetçilik iyidi; ama Türk milliyetçiliği kötüdür) bunda etkilidir. Doğru düşünmek için doğru tespit ve doğru kavramları kullanmak gerekir. Kavramları kullanırken de kavramların anlamlarını tam olarak vurgulamak gerekir.

baybars 
 25.02.2013 15:44
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler. Selamlar...  27.02.2013 20:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 263
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2356
Kayıt tarihi
: 20.12.11
 
 

Doğum Yeri: Adana-Saimbeyli 1975, Yaşadığı İl: Ankara, İlgi Alanı: Ankara Gündemi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster