Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
564
 

Mi padre/ babam...

Mi padre/ babam...
 

Bir yılda dört mevsim olduğunu öğrenmek istemedi
Akşamları önüne koysa da azalan günlerini
Bıkmadı hayatın memuru olarak yaşamaktan
Emekli oluncaya kadar ölümü geciktirdi.

Daha yaşayacaktı ünlemsiz yaşamını tanımasaydı
Ağzından kan boşanan bir çocuk düşmese kucağına...

Veysel ÇOLAK/ Ötesi Yar- ''Arşivlenen Bir Yaşantıdan''
(Ağustos 1985/ DİZE Yayınları)

''Sevgili Handan Demiralp'e; bir insan yüreğinin en duyarlı yanıyla/ 02.02.1994-Dünya'' diyerek imzalamış kitabını şair Veysel Çolak... Kitap basılalı 21 yıl, bana imzalanalı 12 yıl olmuş. Babamı uğurlayalı ise tam 13 yıl bugünün dünya tarihiyle...
Oysa ki; ben o olmadan yaşanamayacağını düşünürdüm hep çocukken. Çocuk aklım bir türlü kabûl edemezdi gün gelip ''baba''ların da ölebileceğini. Onlar hep kalır, ailelerini bir arada tutar, kötülüklerden korur, eve elinde fileyle gelir, mutfağa girip salata yapar, kırılıp bozulan ne varsa onarır, çocukları düşüp yaralanmasın diye bisikleti selesinden çaktırmadan kavrar, bazen kızar köpürür ama hep varolurlar sanırdım. Evli barklı, hâttâ hiç doğuramayacağı çocuğuna hamile, koca kadındım babam öldüğünde; ''kaybettik'' dediklerinde gene inanamadım, belki inanamadığımdandır uzun süre ağlayamadım. Ancak mezarlığa götürürlerken, evimizin önünde son kez durunca cenaze arabası; pencereden bakıp gördüğümde inandım babamın öldüğüne. İşte o zaman bir feryat koptu ciğerimden, arkadaşlarımın kollarına o zaman yığıldım...

Onu son görüşümde ben hastaydım, ateş içinde, yatakta. Gelip ateşli alnıma dokunmuş ve ''geçecek, önemli birşey değil'' demişti. Bütün mutsuzluklarıma iyi gelmişti bu sözü, o gittikten sonra da kendime hep tekrarladım. Bir daha görmedim ben babamı, bu yüzden hâlâ o son görüşümdeki haliyle alnıma dokunur ve ''geçecek, önemli birşey değil'' der. Ben hâlâ ona inanırım. Bana; içinde bulunduğum durum ne olursa olsun dimdik ayakta durmayı, yenilgiyi kabûl edip boyun eğmemeyi, Allah'tan başkasına yalvarmamayı, savaşmayı o öğretti. Ölümden kılpayı kurtulduğum zaman, hastaneye görmeye geldiğinde de aynı şeyi söylemişti, ''geçecek, önemli birşey değil, çek elini karnından, dik dur!'' Duruyorum babacığım, hâlâ dimdik ayakta duruyorum, herşeye ve herkese rağmen, tam istediğin gibi! 2006 senesi Şubat'ının bu son gününde, çalışma masamın üzerinde gördüm mevsimin ilk uğur böceğini, sana yorup dua ettim, parmağımı uzatıp şarkısını söyledim hem, öyle uçurdum henüz terlik-pabuçsuz minik uğur böceğini:) Ve ne diliyorum hep biliyor musun; beni de seni olduğu gibi apansız bir miokard enfarktüsün alıp götürmesini. Çünkü; ölümün de iyisi, hayırlısı vardır ve yaşadığımız bu ahir zamanda insanın evinde, bir Pazar kahvaltısı sırasında, ağzında lokması ile uçarcasına gitmesi değerli bir armağandır...

Daha konuşacak çok şeyimiz vardı, olmadı. Düşündüğümde ''belki böylesi daha iyi'' dediğim oluyor kendime. Babam dünyanın bu berbat haline tanık olmadı, terörü, doğal afetleri, kıyımları, katliamları, yeni türeyen hastalıkları, medeniyetler çatışmasını, insafsızlığın ve acımasızlığın bu boyutunu görmedi, yaşamak zorunda kalmadı. Benim babamın cep telefonu, laptopu, uydu anteni ve vatandaş kimlik numarası hiç olmadı. O kendi felsefesi içinde kendince yaşamış bir güzel adamdı, içine elma kabuğu kıydığı pipo tütünün hoş kokusu, akşamları yemekten sonra mutlaka içtiği orta şekerli kahvesi, mükemmel elyazısı ile hayata düştüğü notlar ve otoriter sesi hâlâ belleğimde. Son fotoğrafını da ben çekmiştim zaten, göğsünün üzerine boylu boyunca uzanmış bir kedi ile... Kendime aynada her baktığımda biraz daha özlüyorum onu ama biliyorum karşılaşacağız yeniden zamanın bir yerinde ve 13 yıl sonra tekrar diyorum ki: ''hasta la vista mi padre''...
(28 Şubat 2006/Ne çabuk geçmiş bir yıl daha...)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evlatlarının belleklerinde böyle olumlu izler bırakmak. Nur içerisinde yatsın. Sizlerinde bildiği, Yunus Emrenin güzel bir ifadesi vardır; “Ölür ise ten ölür; canlar ölesi değil." Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 28.02.2007 13:57
 

93 Şubat'ında, ben de annemi kaybetmiştim. Kaybettiklerimin arkasından yazmak bana çok zor geliyor.Ama siz bunu çok iyi yapmışsınız,kaleminize sağlık.Tüm kaybettiklerimiz için Yüce Allah'dan rahmet diliyorum. Sevgi ve saygılar.

fegokce 
 27.02.2007 9:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 743
Kayıt tarihi
: 24.02.07
 
 

Kendimi olduğum gibi seviyor ve onaylıyorum. "Gibi olmak" bana göre değil. Sevmeye evvelâ kendisinde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster